Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Önce termik santrallere filtre takılmasını 2.5 sene erteleyen kanun 98 imza ve çoğu AK Partili vekilin 202 ‘evet’ oyu ile Meclis’ten geçti. Sonra Cumurbaşkanı Erdoğan kanunu veto etti.

        Doğru da yaptı.

        Mevzu sorulunca şu açıklamaları yaptı Erdoğan: "Her şeyden önce bu erteleme talebi ilk defa önümüze gelmiyor. Daha önce de bu talep geldi ve bu ertelemeler yapıldı. Ne yazık ki yüklenici firmalar buralardaki filtre çalışmalarını gerçekleştirmediler ve şimdi yeniden bir süre uzatımı talebinde bulunuyorlar.” Ayrıca şunu dedi: "Bir tarafta halkım bir tarafta buradaki sermaye var. Kusura bakmasınlar biz bu adımı attık. Büyük ihtimalle bu yeniden ihaleye gider. Bu işin başka çıkışı yoktur.”

        “İnsanlar zehirlenirken sermayeyi taltif edemeyiz” diyor Cumhurbaşkanı. El hak, aynen öyle. Spesifik olarak doğru bir tutum, doğru bir veto. Ama fotoğrafın tamamına bakılınca iş öyle değil.

        Çünkü ‘olay’ söz konusu hükümet modelinin çelişkilerinin fotoğrafını çekip önümüze koydu. Hani okuduğunu anlamayan, cümle çözümleyemeyen de anlasın diye. O derece.

        Yasa yapan, yaptığı yasa beğenilmeyip geri gönderilince yani veto edilince de sevinç çığlıkları atıp teşekkür eden AK Partili vekillerin durumu siyaset tarihinde bir ilkti. O gün AK Partili vekillerin itibarını kaybettiği ve bunu hiç umursamadıkları gün olarak kayda geçti.

        Söz konusu vekiller üstelik, muhalefet partileri tarafından uyarılmışlardı. Düzenlemenin genel kurul aşamasında AK Partili vekillere yapmayın etmeyin, enerji önemli diye insanlar mezara girmesin denildi. O genel kurul sırasında filtre takma zorunluluğu ertelensin diye hunharca yasayı savunanlar yasa veto edilince bu kez de vetoyu alkışladılar.

        YENİ HÜKÜMET MODELİNDEN NURTOPU GİBİ BİR ANOMALİ

        Ortada ciddi bir garabet var.

        AK Partili vekiller Cumhurbaşkanı’nın filtre takılması ile ilgili zorunluluğun derhal uygulanması gerektiğini düşündüğünü bilmiyorlar mıydı? Bilmemeleri imkansız. Çünkü Cumhurbaşkanı aynı zamanda AK Parti’nin genel başkanı.

        AK Partili vekiller her şeyi biliyor olmalarına rağmen “Termik santralleri filtre takmadan çalışsın masraf etmeyelim şimdi” mevzuuna ikna mı edildiler? Hangi motivasyonla santral sahiplerine ‘güzellik yapma’ ihtiyacı içine girdiler?

        Ama nasıl olabilir, Erdoğan’a rağmen ‘ikna edilmeye’ cüret edebilirler mi? Pek akla yakın bir ihtimal değil.

        Ayrıca yine tekrar edeyim: Cumhurbaşkanı aynı zamanda AK Parti’nin genel başkanı. Dolayısıyla Meclis gündemini bilmiyor olamaz. Dahası bu vekilleri o yasa hiç yapılmadan durdurma gücü de vardı.

        O zaman akla gelen şu: Bu vekiller talimatla yasa yaptıklarını, veto gelince de bunu ‘talimat güncellemesi’ olarak aldıklarını ve bu kez de güncellenmiş talimata el pençe divan durduklarını gösteren olaya mı bu kadar sevindiler?

        AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan’ın açıklaması pek eğlenceli.

        Diyor ki: “Bir tarafta parlamentonun gücü, diğer tarafta da Cumhurbaşkanımızın yetkisi var. İşte bu kuvvetler ayrılığıdır.”

        Hayır bu kuvvetler ayrılığı filan değil. Bu “Cumhurbaşkanımızın birçok şapkası var, ister sahayı ayarlar gol atar, ister kaleye geçer golü engeller, bize de tevil etmek ve her hâlükârda ‘ne güzel tensip buyurdunuz’ demek düşer” demek isteyişiniz ama bunu ifade edemeyip kıvranmanızın şekli.

        Yeni hükümet modelinin yeni AK Partili vekil profili böyle bir şey.

        Oysa böyle olmayabilirdi.

        Yeni hükümet modeli başlarda benim de savunduğum şeyler yapılmadığı için ortaya çıkan anomalilerle malul. Siyasi partiler yasası ve seçim yasasında yeni düzenlemeler yapılmadan halkın oyuna sunulduğu için böyle oluyor bu işler.

        Vekilin seçilmesini oyunu istediği bölgenin iradesine bağlayan dar ya da daraltılmış bölge sistemi getirilseydi ve vekillerin kaderini genel başkanın iradesinden bağımsızlaştıran bir siyasi partiler yasası düzenlemesi yapılabilseydi bugün Meclis’te hangi nedenle bir koltuk işgal ettiğini unutmuş, zevahiri kurtarma gibi hafiften bir gururunu koruma/kurtarma dürtüsü bile kalmamış, holigan,-figüran topluluğu yerine gerçek vekiller oldurdu.

        Ayrıca… Getirilen model parlamenter sistemler ile başkanlık modelleri arasından cımbızlanarak çekilen motiflerden apartma bir ‘kötü kombinasyon’ değil de, sahici bir başkanlık modeli referans alınarak hazırlansaydı, başkan olan kişi partisinin genel başkanlığından istifa eder ve partisi belli olmakla beraber partiler üstü bir rol oynayacağı vaadinde bulunur, böylece çoğunluğu kendi partisinden olan kişiler yasa yaptığında onu veto etmesi daha mantıklı görünürdü.

        Neyse ki, somut olayda bu hadise hayra vesile oldu.

        Ama her zaman böyle olmayabilir.

        Yeni hükümet modelinin çok daha majör sorunlara yol açacağını tahmin etmek çok zor değil. Bu modelin revize edilmesi işinin ciddiye alınmasında fayda var.

        Diğer Yazılar