Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Önce Sırrı Süreyya Önder “Bizden görüş alıp fikrimizi sorup sonra bize koordinat biçemezsiniz” dedi. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bir TV programında kendisine yöneltilen “İyi Parti HDP’yi nereye konumlandırıyor?” sorusuna “PKK’nın yanına” cevabını vermesini kastediyordu. Memleket masası önerisine HDP’yi dahil etmemesi de etkenler arasındaydı. Sonra Emre Kınay’ın Kadıköy için İyi Parti’den aday olarak kaybettiği ‘solcu’ imajını toparlama amacıyla sarf ettiği sözler gündem oldu: “Meral Hanım hatırlayacaktır. ‘Benim kapıma sizin aracılığınızla herhangi bir milliyetçilik kimliğiyle gelen birini, siz bile gönderseniz almam. Kabul ediyorsanız adayınız olayım’ dedim. Sosyalist olduğumu biliyor musunuz? Evet. Kabul ediyor musunuz? Evet…”

Siyaseti az çok takip eden herkes bu konuşmanın böyle geçemeyeceğini bilir. Hemen herkes o sahnede Kınay’ın “Ben milliyetçi diye kimseye iltimas geçmem, liyakate bakarım vs” dediğini Akşener’in de “Elbette iyi ki öyle” filan diyeceğini tahmin eder. Sırrı Süreyya’nın sözleri de İyi Parti cephesinde reddedildi. Lakin yine siyaseti az-çok okuyan biri de bilir ki, olmuştur o görüşmeler. “Şuradan kim aday olsa iyi olur?” soruları, “Mehmet ya da Ahmet iyi olur” önerileri. Olmaması mümkün mü?

Konu kimsenin tutmak istemediği her partinin ötekine ittirdiği HDP olunca mümkün.

BİR SICAK PATATES OLARAK HDP

Stratejik birliktelik taktik ittifak yapılabilir çünkü 6 milyon oyu var.

Yan yana gelinemez, çünkü PKK ile organik bağını halen reddetmiş değil.

“HDP’yi ya kapatın ya da yasal olduğunu kabul edin” dikatomisinin Türkiye’ye özgü koşulları ifade etmediğini düşünüyorum.

Doğru bazı gerçekler var. İspanya’nın ETA örgütü tarafından desteklendiği bilinen Batasuna Partisi sadece terörü kınamadığı için kapatılmış, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı itiraz da reddedilmişti. Yani, aslına bakarsanız, hukuk izin vermediği için değil, arkasındaki seçmen desteği nedeniyle kapatılmıyor HDP.

Ancak kapatılmasından Türkiye’ye hayır gelmeyeceğini de hemen herkes çok iyi biliyor. İlk sebep: 6 milyon Kürdü kaybeder, küstürür, ciddi bir sosyolojik dönüşümü tetiklemiş olursunuz.

HDP’nin ‘yasal’ ama ‘gayri meşru’ varlığı, müthiş bir ikiyüzlülük denizinde yüzen diğer partilerin durumunu açıklamaya da yetmiyor.

AK Parti çözüm sürecini başlatarak bu saçmalığa son vermeyi denemişti. Şimdi ‘memleket masası’nın hayallerine bile alınmayan HDP o zamanlar en mutantan görüşmelere taraftı, ‘masa’daydı; içinden cumhurbaşkanı adayı çıkarıyor, Kürt kimliğinin geçmişi geleceği konferansları bütün ülkeyi dolaşıyordu.

AK Parti devletin tüm kurumlarını “Türkler, Kürtler ve Kürtlerin dağlarda ölen akrabalarını” “silah bırakmaları koşuluyla” ortak bir Türkiye geleceğine entegre etmeyi deniyordu.

Hey gidi günler…

Şimdi gelinen nokta ise şu: AK Parti bunları hiç yapmamış gibi davranıyor. Çok sıkıştırılınca çözüm sürecini PKK’yı çelik çomak oynayan çocuklar zannettiği için başlatmış gibi davranıp muhalefeti sürekli HDP ile tehdit ediyor. Millet İttifakı’nın gayri milli olduğu kurgusunu dayatmak için HDP’nin ittifaka verdiği desteği kullanıyor.

Muhalefeti savunmak için ekranlara çıkanlar da ne zaman sıkışsalar “Ama siz de çözüm sürecini yaptınız bu millet daha önce böyle bir ihanet görmemişti” diye saçmalıyor. Çözüm süreci ihanet ise kendilerinin PKK’nın en ağır eylemleri gerçekleştirdiği bir süreçte HDP ile taktik ya da stratejik de olsa ittifak yapmasının elbette ‘sorun’ teşkil edeceğini, bu söylemin Cumhur İttifakı’nın seçtiği ezberleri çoğaltacağını algılamıyor bile.

Cumhur İttifakı’nın amacı da Millet İttifakı’nı bozmak dağıtmak olduğu için, şimdi Akşener üzerinde baskı yaratacak her türden ‘milliliği’ teraziye çıkarma faaliyeti mesai ücretine tabi olmakta.

AMAÇ İYİ PARTİ’NİN MİLLET İTTİFAKI’NDAN KOPMASINI SAĞLAMAK

Genel ve yerel seçim süreçlerinde CHP’ye CHPKK şeklinde insafsız yakıştırmalar yapılmasının sebebi neyse, şimdi Akşener’in milliliğini/milliyetçiliğini sorgulatmayı hedefleyen tutumların nedeni de o.

Başından beri Millet İttifakı’nın beş benzemezliği şeklinde bazı ‘derin’ analizler vardı. HDP her zaman bu uzlaşmazlığın en görünür maddesi olarak ortaya konuluyordu.

Geçtiğimiz seçim süreçlerinde CHP ile ilgili olarak yapılan anti propaganda az çok etkili oldu. Sıra İyi Parti’nin bünyesindeki ülkücüleri ve milliyetçileri tepki göstermeye teşvik etmeye gelmiş gibi görünüyor. Çünkü Cumhur İttifakı’nın denklem hesapları açısından en iyi olan İyi Parti’nin Millet İttifakı’ndan kopmasını başarmak. Bunun için de, tabanın Meral Akşener’e dönüp “Milliyetçiliğinden şüphe duymamızı istemiyorsan HDP ile iç içe geçmiş CHP’nin yanında durma” şeklinde bir baskı yapmasının ortamını oluşturmak. Bu ortam oluşur da, İyi Parti Millet İttifakı’ndan ayrılırsa Millet İttifakı çöker diye düşünülüyor.

YOL AYRIMINA GELİNİR Mİ?

Gel gelelim meselenin bir de Meral Akşener cephesi var. Akşener yılların siyasetçisi. Elbette bu stratejiyi görüyor, görmemesi düşünülemez. Ayrıca sert bir insandır, başkalarının koşullandırma çabalarına karşı dik durduğunu hatırlamak için parti kurma sürecinde üzerine yapıştırılmaya çalışılan FETÖ suçlamalarını nasıl aştığına ve geride bıraktığına bakabilirsiniz. Dolayısıyla Akşener’in Millet İttifakı ile yol ayrımına gelmesi gibi bir ihtimal daha ciddi bir boyut alırsa şahsen konuya “Mecbur kaldı, baskılar bu yöndeydi” gözüyle bakmam. “Meral Akşener Millet İttifakı’nın çatı adayı mı olacak?” diye bakarım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!