Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Habertürk Televizyonu'nda Perşembe ve Cuma gecesi iki hummalı yayın yaptık. İlkinde Mehmet Akif moderatörlüğünde Ekrem İmamoğlu konuktu. İkincisinde Kübra Par moderatörlüğünde Mehmet Tevfik Göksu ile konuştuk.

Ardı ardına gerçekleşen yayınlar söz konusu olduğu için sosyal medyada seri bir şekilde İmamoğlu-Göksu karşılaştırmaları yapıldı.

Her iki yayın da fazlasıyla ses getirdi, etkileşim aldı. Her iki yayında da olduğum için ben de bazı kıyaslamalar yaptım ve kıyaslamalara maruz kaldım.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu oldukça uzun bir aradan sonra ilk kez konuk olmuştu. Ama yayının görünmeyen konuğu Tevfik Göksu’ydu.

İmamoğlu yönetimine ilişkin pek çok eleştiri ve itiraz var. Haliyle bu eleştiriler kendisine soruldu.

İmamoğlu iddialardan elbette haberdardı ve kendi cevaplarını, uğradıkları engellemeleri, engellere rağmen neleri nasıl aştıklarını kendi argümanlarıyla dile getirdi ama cevap verirken kırıldığını ve hatta gerildiğini fark ediyordum. Ancak benzer soruları Tevfik Göksu alıntısıyla Nagehan Alçı sormaya başladığında İmamoğlu izin vermedi. Hatta her iki isimle de dalga geçen bir tutum takındı.

Bence buna gerek yoktu.

31 Mart seçimlerinde haksızlığa uğramış, Taksim projesini açıklamak üzere iken Gezi Parkı üzerindeki yetkisi alınıp bir vakfa verilmiş, Ulaşım Koordinasyon Merkezi'ndeki yetkisi İBB’den alınıp hükümetin ilgili bakanlığına tevdi edilmiş, Galata Kulesi alınıp başka bir yere tahsis edilmiş bir büyükşehir belediye başkanıysanız mağdursunuzdur ve anlatacak hikayeniz çoktur. Üzerinize çok gelindiği duygusuna kapılabilir, çeşitli savunma mekanizmaları geliştirebilirsiniz. Ama bu savunma mekanizmasını çok açık ederseniz hasmınız olan siyasetçiyi rakibe dönüştürürsünüz.

İMAMOĞLU FEVRİ, GÖKSU SAKİN

Benim eğilimim evveli ezelden beri hep daha dezavantajlı olanın, hep saldırıya ve haksızlığa uğrayanın yanında olmaktır. Ama objektif davranmak gibi günümüzde kimselerin sevmediği, hastalık muamelesi yaptığı bir illetten de mustaribim.

O yüzden şunu söylemek zorundayım ki, İmamoğlu’nun Tevfik Göksu ismini duyar duymaz takındığı olumsuz tavır Göksu’ya yaradı, İmamoğlu’na değil.

Sadece bir gün sonra yine Habertürk’e konuk olan Tevfik Göksu tam da bu nedenle durumdan gayet memnundu.

Tevfik Göksu’yu çok eskiden beri tanırım. Gazeteci sevmeyen yüksek profilli bazı AK Parti siyasetçilerine inat, medya mensuplarıyla her zaman sağlıklı bir diyalog kurmaya önem verir.

O yüzden olsa gerek, yüz yüze görüşmelerimizdeki rahatlıktan aldığımız cesaretle her istediğimizi sorduk Göksu’ya. Karşımızdaki kişi gayet özgüvenli ve sabırlıydı, o yüzden bol bol sorduk.

Özellikle Kanal İstanbul meselesinde dersini iyi çalışmıştı Göksu.

Kanal İstanbul’un getirmesi mümkün potansiyel geliri konusunda kendisine katıldığımı ancak sebep olması muhtemel ekolojik sorunların benim için ‘kabul edilebilir maliyet’ olmadığını, çok önceden yazmıştım, canlı yayında da bu düşüncem doğrultusunda hareket ettim.

AK PARTİ YARIŞIN ORTASINDA BAYRAK DEĞİŞTİRMEYİ ADET HALİNE GETİRDİĞİ İÇİN…

Her nedense iki yıl önce olmayan "ihtiyaçların", iki yıl sonra belirivermesinde ve "Ama koşullar değişti" argümanıyla yeni regülasyonlara gidilerek İBB elindeki yetkilerin ve asetlerin hükümet kontrolüne geçmesinde ben "Yarışın ortasında bayrak değiştirilmez" kuralına dair bir ihlal görüyorum.

Erdoğan İstanbul’a belediye başkanı olduğunda da kötüydü bu ihlal, şimdi de kötü. Bunu da gizlemem, gizlemedim, nazikçe ama açıkça ortaya koydum.

Göksu, Kübra Par’ın, Gürkan Hacır’ın ve Hasan Öztürk’ün sorularına karşı da hiç yüzü düşmeden ve kimseyi püskürtmeden yanıt verdi ve bu durum kendisine kesinlikle puan kazandırdı.

Tabii ki, her cevabının tatmin edici akılcı ya da hakkaniyetli olduğunu iddia edemeyeceğim.

Bence Ekrem İmamoğlu’nun açıkladığı, hatta İBB’nin web sitesinde duran verilerin neredeyse hepsine ‘yalan’ damgası vurması gerçekçi değildi. Yine başka bir yerde İmamoğlu ile Hitler’in propaganda uzmanı ‘Goebbels’ arasında özdeşlik kurmaya çalışması aşırı oldu.

İBB’nin sosyal yardım bütçesini küçültmesini eleştirirken, kendi çalışma alanı olan Esenler Belediyesi’nin daha önce 11 milyon TL ayırdığı sosyal yardımları 2020 yılında 5 milyon 470 bine düşürmesine hiç değinmedi.

AK Parti’nin 25 yıllık deneyimini henüz iki yıldır yönetimde olanların amatörlüklerini dövmek için kullanmak Türk tipi siyaset için normal olabilir, siyasetçi olmadığım için bana normal gelmiyor.

Hele hele bu iki yılın bir yılı da pandemi gibi olağanüstü koşulların zorlayıcılığı altında geçmiş ve geçiyorsa.

Ancak Esenler Belediye Başkanı olarak en güçlü olduğu konu, olası depremde yıkılma riski olan yapı stokunun yenilenmesi meselesinde söyledikleri ve eleştirileri haklıydı Göksu’nun.

TÜRLÜ TÜRLÜ KOMEDİ, ÇEŞİT ÇEŞİT YALAN

Gelelim, her iki yayında da katıldığım için olsa gerek, sosyal medyadaki operasyon hesaplarının İmamoğlu-Göksu kıyaslamasının yanına bir de İmamoğlu yayınındaki Nihal, Tevfik Göksu yayınındaki Nihal diyerek yaydığı yalan rüzgarına.

Kimler tarafından örgütlendiğini, kimlerin de destek kuvvet olarak katıldığını bildiğim bu furyada İmamoğlu’na soru sormadığım, Göksu’ya ise aslan kesildiğim iddia edildi.

İmamoğlu’na karşı pek müşfik davrandığımı iddia edenler şunları kaçırmış:

Bütçe-borçlanma politikaları aleyhindeki iddiaları gündeme getiren bendim.

İBB’nin bütçesini kendi öz kaynaklarıyla %50 arttırma vaadini ama bunun gerçekleşmediği ile ilgili tespitleri soran bendim.

Sosyal yardım bütçesini pandemi gerekçesiyle %3’ten %15’e çıkarmak istendiği ama AK Parti'nin bunu kabul ettiği halde İBB’nin bu kez de miktarı düşürüp %2 teklifiyle geldiği iddiasını ben sordum.

İştiraklerde ve koordinasyon müdürlüğünde çalışıp haksız yere işten çıkarmaya maruz kaldıklarından şikayet eden kaynaklarımın sesine tercüman oldum.

10 bin kişinin işten çıkarılıp 18 bin kişinin işe alındığı iddiasını da sordum, yeni dönemde ‘beyaz yakalı’ yani eğitimli lisans ve lisansüstü eğitimi olan ‘yeni’ hiçbir başörtülü kadının işe alınmadığı iddiasını da…

Sordun ama tokatlamadın mı diyorsunuz? Bir zahmet kendinize gelin.

Habertürk önemli bütün siyasetçi profillerinin tercih ettiği bir kanal. Bunun nedeni bu kanala çağrılan hiçbir konuğa saygısızlık yapılmaması ama aynı zamanda sahiden ‘soru’ sorulmasıdır.

Göksu’ya daha yoğun, daha seri soru sorulmasının nedeni bir gün önceki İmamoğlu yayınından aldığımız verilerin gayet taze olması ve dolayısıyla Göksu’nun verilerini test etme ve sınama imkanını elbette kullanmak istememizdi.

Gazetecilik refleksimiz var diye özür dileyecek değiliz.

Bu meseleden bir komplo, kumpas senaryosu çıkarmaya yeltenenlerin ruh sağlığından şüphe duyuyorum. Aralarında kendilerini gazeteci, köşe yazarı olarak görenlerin olması ise eskiden üzerdi. Artık üzmüyor.

Zaman acımasız görünür ama adildir. Herkesin özünü ve kumaşını layık oldukları esvaba teyellemekte mahirdir.

Mevla görelim neyler…

Hayırlı Ramazanlar...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00