Tarihe sıkışmak ya da geleceği inşa etmek
Kişisel hayatımda önem verdiğim bir düstur var. Ne kadar düşsem ne kadar yorulsam ne kadar hayal kırıklığına uğrasam da hiç vazgeçmedim. Hayatla ilgili merakımı ve kalan eser miktardaki neşemi sadece bu düsturdan temin edebildim.
O da şudur: İnsanların geldiği yere bakın, ama gittiği yönü dikkate alın.
Geldikleri yer onların kimliğidir. Tarihleridir. Ancak tarih çoğunlukla tatsız şeylerden oluşur. Çünkü iyi şeylerin haber değeri olmadığı gibi, vak’a değeri de pek yoktur. Yüzlerce yıl sürmüş barışları yazmaz tarih kitapları. Çatışmaları ve savaşları yazar.
Gitmekte oldukları yön ise onların tercihleridir, seçimleridir. Gelecektir. Henüz gerçekleşmemiş ve sizin de katkı sunarak değiştirip güzelleştirebileceğiniz olan yerdir. Belirsizlik vardır, ama umut da vardır. Ve umut, zulmeti yenebilen tek şeydir. Hem silahtır, hem sığınak.
- SDG'nin 48 saati: Otonomi hayali bölgesel realiteye çarptı4 saat önce
- İstanbul'un güvenlik rakamları bize ne anlatıyor?27 dakika önce
- Trump kanunu: Aldım, vurdum, susturdum3 gün önce
- Halep'in ortasına kanton barikatı kurmak...49 dakika önce
- Gazoz erkeği2 gün önce
- Ormandaki çocuklar4 hafta önce
- Pedal dönüyor ama yol da uzuyor4 hafta önce
- Michael Jackson'u bitiren yazdığı Filistin şiiri miydi?1 ay önce
- 21. Yüzyılın Frankenstein'ı Yapay Zekâ mı?1 ay önce
- Hesaplar tutarsa umut var1 ay önce