'Musaddık'laştırma planı
GEREK iç gerekse dış kamuoyu tarafından bir güvenoylaması olarak algılanmış olan referandumdan güç pekiştirmiş olarak çıkan hükümetin uğradığı salvoların şiddeti artıyor. Dakika bir gol bir: The Daily Telegraph Gazetesi yazarı Con Coughlin’den “AK Parti, İran yönetiminden 25 milyon dolar aldı” iddiası geldi. Türkiye’nin İsrail ekseninden çıkıp İran eksenine girdiği şikâyetleri bir süredir duyduğumuz bir şeydi. Ehud Barak’ın, “MİT’in başında bir İran yanlısı var” söylemleri, İsrail’in eski İstanbul Başkonsolosu Moti Amihai’nin “Yok artık” dedirten “Türk ordusu İslam’laşıyor” tezleri, belli ki bugün Coughlin’in, yarın bilmem kimlerin yapacağı yıpratma, korkutma ve provokasyonların yerini yapmak içinmiş... Sebep belli: Türkiye daha önce sahip olmadığı kartlara sahip bir ülke haline geliyor, nokta.
ABD, AK Parti’yi destekledi, ama muarızlarını de hiç küstürmedi. Bölgede Türkiye gibi bir ülkeye ihtiyaç vardı. Ama ne pahasına? Nitekim hükümet “Bir dakika, ben de varım” deyip Türkiye’nin çıkarlarını da masaya koyunca huzursuzluk başladı, muarızlar görev başına! Güçlü bir lider, güçlü bir ülke anlamına gelebilir zira. Vaktiyle İran’ı güçlü bir ülke haline getirecek bazı adımları attığı için İngiliz marifetiyle olmadık katakulliye maruz bırakılmış olan Musaddık‘ın başına gelenleri hatırlıyor musunuz? Erdoğan’ı Musaddık’laştırmalarına izin verecek misiniz? Global derin güçler kalkıp “Ben senin bahçendeki horozu istiyorum“ diyecek değiller. “Demokrasi” diye bir şey var. Bu işin yolu, mahalleyi o horozun erken öttüğüne, çok fazla öttüğüne, sesinin çirkin olduğuna, çok yem tükettiğine ve maliyetli olduğuna, yumurtadan çıkan civcivleri boğduğuna ikna etmek... Buna ikna olursanız, kazanırlar. Çünkü artık darbe yaptıramıyorlar. Darbe fazla demode. Piyasalar kanalıyla operasyon, medya kanalıyla dezenformasyon, “halkının kurtuluşunu” vaat ederek ortalara düşmüş ve yozlaşıp taşeronlaşmış örgütlerle can yakıcı eylemler düzenlemek kifayet ediyor. Reşadiye’nin, İskenderun’un ve şimdi Hakkâri’nin neden olduğu acılar büyük, zamanlamaları manidar.
ULUSALCILARI YAKAN DA İRAN ROTASI MI OLMUŞTU YOKSA?
“Ergenekoncu” diye andığımız ilk ulusalcıları hatırlıyor musunuz? “Avrasya”cıları... ABD’nin bölgedeki planlarına taraf olunmaması, Türkiye’nin yönünün İran ve Rusya olması gerektiğini söylüyorlardı. Seçimle gelen iktidarın devrilebilir olduğuna inanmak, hükümet partisini ABD kuklası ilan etmek, milletin dini hassasiyetleri söz konusu olduğunda pek de milli olmamak gibi önemli sorunları vardı. Onlara ne oldu? Silindiler. Zamanla “Ergenekon”, laikçi yapılanmaların dindarlara, Kürtlere ve gayrimüslim azınlıklara yaptığı sindirme planlarının hukuk kanalıyla deşifre olmasından ibaret bir davaya indirgendi. Hakikatin tamamı bundan ibaret değildi. Şimdi aynı güçler gözlerini hükümete dikti. Bölge ülkeleriyle tarihsel, dinsel ve duygusal bağlarımız olması, global ekonomik kriz, ABD’nin Saddam’dan beş beter çıkması, AB’nin üyelik meselesini sürekli olarak yokuşa sürmesi ve Doğu ile kurulacak ticari işbirliklerinin Batı ile kurulandan daha kârlı olması gibi nedenlerle yüzünü İran’a, Rusya’ya, Suriye’ye dönen hükümetin başına genel seçimlere kadar renk renk çorap örüleceğini net olarak görebiliyoruz, resmini bile çizebiliriz. Tablo çok açık değil mi?
Global güçler, Türkiye’de, Orta Asya ile ilgili plan, proje, çalışma içinde olan herhangi bir aktör istemiyor. Asker ise asker, sivil ise sivil, Avrasya ise Avrasya, hükümet ise hükümet... İçerideki özgürleşme, demokratikleşme mücadelesi son derece anlamlıydı. Ama global derin güçlerin aslında sadece horozla ilgilendiğini unutmadan düşünebiliyorsak... “Türkiye bölgede önemli bir güç olmalı, kendi iradesi olan ve ekonomik ilişkilerinde kendi çıkarlarını gözetebilen bir ülke olmalı” diyenlerden misiniz, yoksa “Batı bizi bırakacaksa istemeyiz. Batı’da insan hakları var ve/veya cici bir yaşam tarzı var” diyenlerden mi? Güçlü, iç dinamikleriyle barışık ve izzetli bir ülke mi istiyorsunuz; içeride özgürlükçü dışarıda bağımlı bir rezerv devlet mi? Önümüzdeki dönemin meselesini bu soruya verilecek “evet/hayır”lar oluşturacak.