Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        EMİR Kusturica'nın Antalya Altın Portakal Film Festivali'ndeki pozisyonu nedeniyle protestoyla karşılaşması üzerine günlerdir düşünüyorum. "Arizona Dream" ve "soundtrack"inin en favori parçası "In the Deathcar" ile karardığım, o şarkıya ve o filme "inandığım" günlere gidip geliyorum. Bu protestoyu hak ettiğini bilmeme rağmen neden kendimi Kusturica'ya borçlu hissettiğimin cevabını bulmaya çalışıyorum.

        Bir de aklıma başka bir isim geliyor: Eskilerin unuttuğu, yeni neslin pek bilmediği bir adam: Roger Garaudy.

        Roger Garaudy, edebi ve akademik kamunun lincine uğrayana dek, 20. yüzyıl en önemli düşünürlerinden sayılmakta idi. Komünist Parti üyeliği ve milletvekilliği yapmış, üniversite kurmuş bir profesördü. 1995'te "İsrail, Mitler ve Terör" diye bir kitap yayınladı ve kıyamet koptu. Soykırımı yahut ölen Yahudi sayısını tartışmamıştı. Yaptığı tek şey, Yahudilerin gaz odalarında öldürüldüklerine dair bir iz bulunmadığını ifade eden dokümanları desteklemesiydi.

        Tespitleri yanlış olabilirdi, keskin olabilirdi, fakat keskinliğin maliyetini karşılarken Kusturica kadar şanslı değildi. 1998'de insanlık suçlarını tanımadığı ve ırksal lekelemede bulunduğu gerekçesiyle mahkûm edildi. 9 ay tecilli hapis ve 160 bin Fransız Frangı kadar para cezasına çarptırıldı. Kabul görmüş onlarca eseri Batı kütüphanelerinde bulunamaz hale geldi. Sadece kendisi değil, Fransa'nın önemli din adamlarından "liyakat nişanı" sahibi Rahip Pierre dahi, "Bu kitabı okumakta ne sakınca var?" dediği için bir dizi itibarsızlaştırma operasyonuna maruz kaldı .

        1) Garaudy, medya-akademi-kamuoyunun lincine uğradı. Kusturica ise tetik çeken eller için ürettiği entelektüel mazeretlere rağmen aynı blok tarafından kısmen de olsa savunulabiliyor.

        2) Garaudy'nin şanssızlığı, Hıristiyan iken Müslümanlığı seçmesiydi. Kusturica'nın şansı ise kısmen Müslüman bir Batılı iken Hıristiyanlığı seçip ismini de değiştirerek "avantajlı" olan tarafa geçmesi.

        3) Garaudy, Siyonist lobilerin Ortadoğu'daki zulmü meşrulaştırabilmek için yer yer mitleştir-dikleri bir çarka çomak sokuyordu. "Antisiyo-nist" olmanın bedelini "antisemitist" ilan edilerek ve hafızalardan silinerek ödedi. Kusturica ise Boşnak/Müslüman kanının/canının ne kadar "ucuz" olduğunun farkında.

        4) Son ve en önemli nokta. Garaudy düşünür, feylesof, siyasetçi, akademisyen. Oysa Kusturica "sanatçı". Bazı yapıtları bakımından sanat piyasası, sanat simsarları ve eleştirmenleri tarafından onaylanmış "başyapıt" derecesiyle taçlandırılmış filmleri var ki, bu Kusturica'yı zanaatkar sinemacı olmaktan çıkarıp sanat sinemacısı yapıyor.

        BİR 'YEDEK DİN' OLARAK SANAT

        Siyaset, felsefe gibi alanların etrafında dokunulmazlığın ruhsal halesi yok iken, Andy Warhol'un ve Marcel Duchamp'ın onca istihzasına rağmen, sanat hâlâ "kutsal" bir evrene ait. Sanat "zanaat" olandan ayrılarak seçkinleştirilirken, 18. yüzyıl ve devamında süregelen sekülerleşmeyle oluşan dinsel boşluk sanatla dolduruldu.

        Sanat teorisyeni Karol Berger bugünkü se-küler ve bireyci toplum için sanatın, itaat isteyen ve seçkinlik vaat eden tarihsel dinlerle aynı anlama geldiğini söylerken yanılmıyor.

        "Kültürlü tabakanın bir bölümünün gözünde güzel sanatlar, bir zamanlar geleneksel dinlerin tekelinde olan türden duygular ve vaatlerle donanmıştır" diyor, felsefe tarihçisi Larry Shiner*. Haklı.

        Eski günah çıkarmaların, yahut Tanrı'ya yalvarışın yerini, sırlarımızı, rüyalarımızı, korkularımızı alıp bizim yerimize topluma itiraf ederek kamusal katharsis anları yaşatan "modern peygamberler"/sanatçılar aldı. Onları eleştirebiliyoruz, ama "kötü, vicdansız ve sefil" olduklarını kabullenemiyoruz. "Onlardan biri" çıkıp, etraflarına gerilmiş bulunan büyülü paneli yırtana kadar...

        İlk protesto yine bir sanatçı/sinemacıdan, Semih Kaplanoğlu'ndan gelmeseydi, "geri zekâlı halk ve birkaç gerici Kusturica'ya dil uzattı" ile kalacaktı mesele.

        Kaplanoğlu'nu, "Sanatın kusursuz olabilir, ama merhametin yok ise sen bir hiçsin" demeye getiren "ikonoklast"** tavrı için ayrıca kutluyorum.

        * Sanatın İcadı/Ayrıntı Yayınları

        ** Put kırıcı

        Diğer Yazılar