İsrail'siz, İran'sız...
GEÇEN pazartesi Sansürsüz programında Türkiye'ye yerleştirilmesi ihtimali ciddi şekilde gündeme gelen füze kalkanı, bir diğer adıyla antifüze sistemini tartıştık. Sonra Yiğit Bulut, Serdar Turgut'la yaptığımız İkidebir programına konuk oldu, rolleri değiştik ve bu kez moderatör olarak değil, konuk sıfatıyla görüşlerini paylaştı. Yiğit Bulut, Türkiye'ye füze sistemi yerleştirme fikrinin Türkiye'ye kurulmuş bir tuzak olduğunu, olası bir itiraz halinde yeni bir irtica ve tehdit algısı yaratarak hükümetin düşürülmesine zemin oluşturma amacı güdüldüğünü düşünüyor.
Ben bu görüşü kısmen paylaşmakla beraber başka hedeflerle de ilgiliyim.
Elbette kalkanların Türkiye'ye yerleştirilmek istenmesinin tek anlamı var. ABD diyor ki, "Biri, İran'ı vuracak, o noktada kimin tarafında duracağını şimdiden belirle". Kalkanı Türkiye'ye yerleştirme planı pek tabii Türkiye'nin bölgedeki prestijini sıfırlama amacını taşıyor. ABD bir taşla iki kuş vuruyor: Her İsrail çekişmesini, özde dış politika konusu olan meseleleri iç politika malzemesi haline getiren hükümeti, kendi oyunuyla vuruyor. Bir dış politika meselesi olan füze kalkanının Türkiye'ye yerleştirilmesi, hükümeti iç politikada hezimete sürükleyecek. Dış politikadaki "komşu ülkelerle sıfır sorun, maksimum güvenlik" düsturunun altının oyulmuş olması yetmeyecek, iç politikada samimiyet testlerine, komşumuz İran mutabakatına toslanacak.
Ancak başka bir şey daha var. Türkiye de ABD'ye direnirken ABD'nin oyunuyla direniyor. Neo-liberal politikalar! Serbest piyasa, serbest dolaşım! Hani ekonomik işbirliği barışı da sağlardı ve biz barış istiyorduk? Olmadı ama bu ne perhiz bu ne turşu...
Bunlar, ABD'nin içinde bulunan ve Türkiye'nin bölgede yapmaya soyunduğu şeyin ABD menfaatlerine ters olduğunu düşünen grup ipleri tam olarak eline alana kadar işe yarar. Nitekim başkaları bir bir dökülürken, AKP'yi gözden çıkarılır yapmayan etken buydu. Ama bir noktadan sonra hızla Başbakan'ı "Musaddıklaştırma" planı devreye girebilir, bunun da emareleri görülmektedir. (Bunu daha önce de yazmıştım:
http://www.haberturk.com/yazarlar/553280-musaddiklastirma-plani). Bana göre son füze kalkanı testi, Türkiye'ye yaptığı dayatmalardan edindiği olumsuz sonuçları "biriktirme" amacı taşıyor şimdilik. Hesap kesmesi, fatura çıkarması için uygun zayıflık anı oluştuğunda listeyi önümüze koymak için bir vesile, tabii şimdilik.
Öte yandan narsist bir ülke olmanın gereği de yok. Konu sadece Türkiye değil. Konu aynı zamanda sahiden İran ve sahiden İsrail. Zira ABD'nin İran'dan kurtulmayı arzu etme dinamiğinin arkasında bile artık başka bir gerçek var: İsrail'den de kurtulmak. Bu nedenle, İsrail, İran'ı vurmaya kalktığında elini tutmayacak.
İsrail'i yıllarca şımartan ABD, onun özgüven obezitesi ile malul iradesini artık denetleyemiyor ve bu ABD'ye zarar veriyor, israil bunun farkında olmayacak kadar "uçmuş" durumda. İran ise bir dünya devine direnebiliyor ve nanoteknolojiden nükleer enerjiye, "feza araştırmalarına kadar başarı kaydediyor olması nedeniyle uçuşta. Bu iki uçuş, eninde sonunda kesişecek.
En "demokrat" haliyle bile ABD, hem iran'ın hem de İsrail'in güç temerküzünü dağıtmanın ve bu iki bıçkın ülkenin bıçkınlığının hüküm sürmediği, Türkiye gibi kendisinin talip olduğu şeylere talip olan, "tarihsel ve kültürel bağlarını" kullanarak orantısız meşruiyet elde eden bir ülkenin de devreden çıktığı bir Ortadoğu planları yapıyor olabilir. Bu sonucu sağlayacak şey, İsrail'in çıkaracağı bir savaştır. Arabulucu rolüne soyunduğunu bile görür gibiyim.
Bugünden kestirilebilir olan tek şey, Türkiye'nin füze sistemini kabullenmesinin siyasi bir intihar olacağı gerçeğidir. Şunu da unutmayalım. Bugün bu testin bu kadar zor bir test halini almış olmasının tek nedeni, Türkiye'nin bölgedeki etkinliği üzerinden önem kazanmış bir ülke haline gelmiş olmasıdır. Bundan on yıl önce olsa, bu antifüze sistemi kurulurdu da ruhumuz bile duymazdı.