Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Adana'da ve Mersin'de başörtülü kız çocuklarıyla okul kapısında bitiveren adamlar türedi. Yüzünü kapatan ve ağladığı da belli olan 13-14 yaşlarındaki kızı görünce içim burkuldu. Babası sesleniyordu: "Kızım başını örtmek istiyor, okula almıyorlar..."

        Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun da dediği gibi, zamanlama gayet manidar. Söz konusu babalar en hafifinden Hizbullah sempatizanı imişler. Yine de o babaların üniversitedeki yasaklar sürsün diye böyle davrandıklarını yahut satın alındıklarını sanmıyorum. Böyle bir hakları olduğunu düşünüyorlar.

        Kız akil ve baliğ sayılmasını gerektiren fiziki dönüşümü geçirmiş, dinen reşit sayılıyor. Yani bazı emirlerin muhatabı haline gelmiş durumda. Nedense hiç üzerinde durulmuyor, bir genç kızın akil ve baliğ olması teorik olarak şu anlama da geliyor:

        Bu eşikte artık o genç kız bazı hak ve borçlara ehildir, senet imzalayabilir, kendisine ait malları satabilir, eğitim şeklini seçebilir, suç işlerse yetişkinler gibi muamele görür, evlilik tekliflerini değerlendirebilir, hatta evlilik teklif edebilir.

        "Pratikte" bunların gerçekleşme ihtimali yoktur. Manzara şudur: Din "Artık yetişkinsin, hem hakların hem yükümlülüklerin var" der. Baba "Onu bunu boşver, sadece yükümlülüklerin var, başını örtmek gibi" der. Devlet "18 yaşına kadar baban ne diyorsa o... Mevzuat böyle" der. Okul da der ki, "Okula böyle giremezsin, babanı da al git"...

        DİN, DEVLET, BABA

        Seküler hukuk sistemleri, çocukların 18 yaşına gelene kadar ebeveynlerinin sorumluluğu, eğitimi ve denetimi altında olduğuna hükmediyor. Bu sorumluluk, çocuğun hayat tarzını da kaçınılmaz olarak belirleme fonksiyonu içeriyor. Çocuğunu daha küçüklükten itibaren bikinili/mayolu "rol modellerinin" bulunduğu yüzme havuzlarına götüren ebeveynler, evlatları için seçtikleri hayat tarzı açısından nasıl sorgulanamaz iseler; çocuğu ile camiye giden, Kuran öğrenmesi için kurslara gönderen, ona namaz kılmayı öğreten ebeveyn de hiçbir şekilde sorgulanamaz.

        Reşit olmuş bir genç kızın "din ve vicdan özgürlüğü" bağlamında başını örtmesi ve temel eğitim hakkından yararlanması, tartışılamaz denli açık ve seçiktir. Ama ilköğretim okulları ile ilgili meselede "din ve vicdan özgürlüğü" referansı bir işe yaramaz. Hepimiz biliyoruz ki reşit olmayanların neyi isteyip neyi istemediğini tespit etme alanı sorunlu bir alandır ve bir yazıya sığmayacak kadar çetrefilli bir konudur.

        Ben sadece 14 yaşındaki kızını çekiştire çekiştire ilköğretim okulunun önüne götürüp, kameralara "Kızım başörtülü okumak istiyor, ama sokmuyorlar" diyen adama ve varsa eğer, ona hak veren babalara sormak isterdim: 14 yaşındaki kızınız gelip "Babacım, biliyorsun artık reşit biriyim, 4. katta oturan 42 yaşındaki beyefendi ehl-i dünya bir hayat yaşamakta fakat, dinimize ilgisi ve merakı çok. Pek çulsuz biri lakin, önemli olan huy güzelliği. Nikâhta keramet vardır, kendisinin hidayetine vesile olmak istedim ve evlenme teklif ettim. 'Dini nikâh yeter de artar' dedim, o da kabul etti, biliyorum bu işten hoşlanmadın ama ben evleniyorum" derse ne yaparsınız?

        Kızınıza, "Elbette yavrum, Allah mutluluk versin, sen artık reşitsin, istemesem de hoşlanmasam da bu evlilik meşrudur" mu dersiniz, yoksa onu bir temiz dövüp cezalandırdıktan sonra 4. kattaki arkadaşı da doğduğuna pişman mı edersiniz?

        Elbette ikincisi öyle değil mi? Kızınız "18" yaşından küçük olduğu için kanunların da sizin yanınızda olacağını bilirsiniz üstelik... Oysa kızınızı örtünme hükmüyle yükümlü kılan İslam, aynı akil-baliğ olma ölçüsü gereği ona eşini seçme hürriyeti de verir, hem de o yaşta. Buna göğsünü gere gere "Evet, o da kabulüm" diyemeyeceğinizi biliyorum. Çünkü bu hoşunuza gitmez, hem de zaman o zaman değil.

        Siz de farkındasınız ki, modernizm insanların "sosyal" sorumlulukları, ağır yükleri tolere edebilme kapasiteleri ile fiziksel yetkinlikleri arasındaki bağı kopardı.

        Durum bu iken, seküler hukukun verdiği "18" yaş sınırını dinin hoşunuza giden hükümlerini "dayatmak" için kullanma işini bir kez daha düşünün.

        Diğer Yazılar