Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın yaptığı Yazarlar Parlamentosu organizasyonuna V.S.Naipaul'un gölgesi düştü. Önce bir "onur konuğu" duyurusu yapıldı, sonra geri adım atıldı. "Çağıracak başka Nobelli yazar yok muydu?" denilebilir. Fakat kırçılsız, kusursuz ve konjonktüre uygun yazar imal eden bir fabrika yok. Harold Pinter ölmüş olmasaydı misal, "doğru isim" sayılır mıydı? Irak işgaline karşı çıkmıştı, güzel. Ama aynı Pinter, NATO'nun Kosova'ya müdahalesine de karşıydı. Hasankeyf'in yok olmaması için Türkiye'lere kadar gelip Ilısu Barajı'na karşı durmuştu. Ayrıca insan merak ediyor; Voltaire, Andre Gide, Balzac, Flaubert gibi İslam dünyası hakkında hoşumuza gitmeyen sözler söylemiş birçok yazarın tek şansı ülkemize gelemeyecek kadar ölü olmaları mı? Yoksa Oriana Fallaci, Margaret Atwood ve lan McEwan'a kadar genişleyen bir kara liste çoktan yapıldı ve bitti mi?

        Naipaul, Müslümanlara "parazit" demiş. Evet, demiş. Ama bu ülkede yakın zamanlara kadar kullanılan en popüler söylemlerden biri "Bu Kürtler asalak, vergilerimiz hep onlara gidiyor" değil miydi? Üç dört yıl kadar önce İslam dini hakkında hiç de hoş görüşler serdetmeyen yaşayan Türk yazarlarıyla demokratik açılım kankaları olarak aynı camiayı soluyup duruyoruz ayrıca; hiç de "Gidin fasıllarımızdan defolun" demiyoruz, Naipaul'un önemi, yaptıklarını daha "sanatlı" yapmasından mı kaynaklanıyor?

        Ayrıca karıştırmayalım, bu durum hiç de Emir Kusturica vakasına benzemez. Kusturica açıktan soykırım taraftarı olmuş, tecavüz gibi bir insanlık suçunu övmüş biri.

        Naipaul ise en fazla ciddi bir eleştiriyi, edebi bir taşlamayı hak ediyor. İslam dünyasına ve hatta kendi doğduğu topraklara; genel olarak "Doğu"ya karşı fazlasıyla eleştirel, bazen nefret dolu, çoğunlukla hissiz. Bu onu tipik bir "selfhater" ve kötücül bir oryantalist yapar. Allah korusun, kimse Orhan Pamuk'un taltifini referans alıp da "Doğu'yu Naipaul'dan öğrenmek" gibi bir sefaletin pençesine düşmesin. Eleştiririz, çıkışırız; en doğal hakkımızdır. Lakin bu "defol, gelme" dili neyin nesidir?

        Ben, Naipaul'u "Nehrin Dönemeci" adlı romanla tanımış ve hoşlanmamıştım. Zerre kadar sevgisi yoktu karakterlerine. Müslim, gayrimüslim ayrımı da yapmıyordu bu konuda. İnsani yakınlığı ısrarcı bir pintilikle geri çeken ve eşine az rastlanır bir bencillikle sadece "sanatını" görmemizi isteyen romancıya hayret etmiştim. İnsanın içini, derinlerini yoklayan bir ruhsuzluğu vardı. Tam da bu nedenle, bu deneyimi yaşamaktan hiç pişman olmadım.

        Bazı yazarları "nefret ederek" okuruz; sevmek zorunda değiliz yazarları. Entelektüel birikim ne zamandan beri "sadece hoşumuza giden şeyleri söyleyen insanları" takip etmekle elde edilir bir şey oldu? Evet "aşağılık kompleksi" kötüdür, inançlara saygısızlık da öyle. Fakat edebiyat "kötü" olana da bakması gereken değil midir? Siyasetin nezaket kurallarını kuşandığı oranda hakiki olmaktan çıktığı vakidir üstelik.

        Bir adamın kendi köklerine duyduğu nefretin örüntüsünü, iyi bir teknikle yazılmış iyi bir eserden başkası veremez. Bunu ıskaladığımızda, o duygu durumunu ve ruh iklimini de ıskalamış olursunuz. Dünyanın anlaşılmaz hallerinden birini, anlayabilme şansını elinin tersiyle itmektir bu. İtmek tercihtir, ama bu tercih için dahi "eleştiri", yeterli. Racon kesmek son derece tatsız bir tavır.

        Hatırlamak gerekiyor; edebiyatın tarihi insanın karanlık, kötücül, tekinsiz taraflarına, iktidar dürtüsüne, kıskançlıklarına; bağlamından kopup zulme dönüşmüş olan şecaate, maksadını aşıp intikama dönüşmüş adalete ve ölçüsünü şaşırıp "aşağılık kompleksi" haline gelmiş özeleştiri gereksinimine destursuz dalabilmenin tarihidir. Öyle olmasaydı büyük edebiyat yapıtlarının hepsi çiçekten böcekten, vatan sevgisinden ve "Gönderilemeyen Aşk"lardan, Nermin Bezmen'lerden ibaret olurdu. Oysa değil ve iyi ki değil.

        Aksi takdirde "Venedik'te Ölüm" çıkmazdı, "Othello", "Yabancı", "Karamazov Kardeşler" çıkmazdı; "Anna Karenina" bile çıkmazdı.

        Diğer Yazılar