...Ve Costa ve mavra ve bakla
BEN hiçbir zaman Türkiye'deki başörtüsü yasaklarının sona ermesi konusunun Avrupa'dan alınacak icazete bağlı olduğunu düşünmedim. Ama sırf bu yüzden, Türkiye'deki başörtüsü yasaklarının yılan hikâyesine dönmesinde önemli bir payı olan AİHM'in, mevcut mahkeme başkanı nezdinde bal gibi geri adım atmış olduğunu ıskalayacak değilim.
Habertürk TV'den Belkıs Kılıçkaya'nın kendisiyle yaptığı röportajı kastediyorum. (Kaçıranlar için: http://www.haber-turk.com/polemik/haber/574089-aihm-baska-ni-jean-paul-costa-haberturke-konustu)
Kabul, son derece isteksiz bir geri adım bu; hatta bahsini ettiğim neticenin alınmasındaki marifet Costa'nın değil, Belkıs Kılıçkaya'nın salvolarınındır. Lakin netice şu: Costa ilk soruya verdiği cevapla son soruya verdiği cevap arasında o denli büyük bir "çelişki" ortaya çıkardı ki, son kertede bir parantez açmak zorunda kaldı. O parantez ise yasakçıların hoşnut olmayacağı ne varsa kapsıyor. Bu röportaj "Ama AİHM'nin kararı var, Leyla Şahin davası üzerine verilen karar emsal oluşturur" cümlesinin ciddiye alınır bir tarafı kalmadığının da beyanı olmuştur.
Kılıçkaya önce "Türkiye mahkeme kararına rağmen başörtüsü yasağını kaldırabilir mi?" diye sordu. Costa'nın cevabı, Leyla Şahin davasında verilen kararın maksadını dahi aşacak bir netlik ve keskinlik içeriyordu: "...Mahkeme bu kararında bazı ülkelerde mesela Fransa'da da olduğu gibi anayasada laiklik ilkesinin bulunmasını temel aldı. Bizim için önemli olan buydu. Mesela, laikliğin geçerli olmadığı bir ülkeden başvuru yapılsaydı -ki Avrupa'da böyle ülkeler var- başka türlü bir karar alabilirdik... Hayır, anayasada bir değişiklik yapılmadığı takdirde türbanı serbest bırakan bir düzenlemeye gidilemez."
Kılıçkaya, "Fransa" örneğini iyi yakaladı ve Fransa'da özel okullar dahil hiçbir üniversitede dini simge ve dolayısıyla türban taşıma yasağının olmadığını hatırlattı.
Costa, bir dizi kostaklı cümlenin sonunda, döndü dolaştı ve gerçeğe dokunmak zorunda kaldı:
"...Anayasada laiklik ilkesi var diye dini simge yasağı, öğretimin her seviyesinde olacak diye bir kural yok."
" ...Fransa yasama organı dini simgelerin ilk ve orta dereceli devlet okullarında yasaklanmasına karar verdi... (Çünkü) Fransa'da 2004 yasasının (özetle öğretim kurumlarındaki türban kullanımını sınırlandıran yasanın) uygulama alanı Türkiye'dekine kıyasla daha dar bir çerçeveye sahip."
Buraya kadar olan kısmı toparlayalım mı?
a) Türkiye ve Fransa laik ülkelerdir; Fransa ayrıca laikliğin beşiği sayılan bir ülkedir.
b) 11 Eylül sonrasında tırmanışa geçen İs-lamofobiye ve Sarkozy'nin sağcı/ırkçı tutumlarına rağmen Fransa'da bile başörtüsü yasakları Türkiye'deki yasaklara oranla çok ama çok daha esnektir.
c) Fransa'da laiklikle ilgili, din ve ifade özgürlüğü meselesiyle ilgili kararları alma yetkisi "yasama organında"dır.
d) Türkiye'de ise konuyla ilgili çözüm ve sınırları belirleme noktasında karar almaya yeltenen yasama organı kaos çıkarmakla suçlanmış ve işler hükümet partisi aleyhinde kapatma davası açmaya kadar varmıştır.
Lakin, devamı da var. Kılıçkaya diretiyor: "...Fransa'da laiklik ilkesinin anayasadaki varlığı üniversitede dini simge özgürlüğüne rağmen sorun teşkil etmiyorsa Türkiye'de niçin ediyor? Biraz önce Türkiye'de yasağın kalkması için laiklik ilkesinin anayasadan kaldırılması gerektiğini öne sürdünüz. Bu yorumunuz çok fazla çelişkili değil mi?"
Evet çelişkili. Nihayet o bakla çıkıyor ağızdan:
"...Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tek bir model sunmuyor. Türkiye anayasasındaki laikliği yorumlamak Türk yetkililerine, Fran-sa'daki laikliği yorumlamak da Fransız yetkililere ait bir sorumluluktur."
Daha ne desin?
Çok açık değil mi? "Anayasandaki laiklik ile anayasanın tanıdığı inanç, ibadet ve ifade özgürlüğünü, toplumunun ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda bağdaştıracak ve geliştirecek olan sensin" diyor. "Her şeyi AİHM'den beklemeyin, yasama organınız yok mu, top sizde" diyor.
Netice: Üniversitelerdeki başörtüsü yasakları, laikliğin zorunlu bir sonucu değildir. Laikliğin zorunlu sonucu, olsa olsa üniversiteye giden bir genç kızın başörtüsü takabilme hakkı ve özgürlüğüdür.