Enine boyuna 2010
2010'un en sağ gösterip sol vuranı: Julian Assange... Hesapta bu ABD'nin büyük bir utancıydı. Güya bu sızıntılar Amerikan diplomasisi için büyük bir felaketti. Assange ise özgürlük timsali haysiyetli bir anarşist... Gelinen noktada Assange, kendisini "filler ligine" atmış, karizmatik pozlar verilirken görülüyor, ABD'ye olan bir şey yok, olan Fehmi Koru'ya oldu.
2010'un en "entelektüel" icadı: "Endişeli Modern..." Sınırları iyi çizilmiş, nazik ve istismar edilmesi zor bir tanımlama idi. İskoç eteği gibiydi desek yeri.
2010'un en hayırlı evlat ve damadı: Pınar Doğan ve eşi Dani Rodrik. Balyoz adı verilen darbe planları dolayısıyla yargılanan Çetin Doğan'ı sorumlu hale getiren iddianameyi didik didik ettiler. Ellerinde mantık süzgecinden daha fazlası bulunmadığı halde ne yapıp ettiler, bulabildikleri çelişkiler etrafında babalarının şerefini kurtaracak argümanlar geliştirerek web sitesinde yayınladılar, medya mensuplarına gönderdiler ve bir duyarlılık oluşturmayı başardılar.
2010'un en "çetin" muhabiri: Mehmet Baransu. Üç hamalın anca taşıyabileceği bavulları taşımakla, üç genel yayın yönetmeninin anca cevaplayabileceği sorulara yetişmekle kalmadı, sahte belge imal etme "ima"ları ile baş etmek zorunda kaldı; yetmedi Hanefi Avcı'nın iddialarını boşa çıkarmaya davrandı. 2011'in ilk dakikalarında Twitter'da, patlayacak yeni vakaların ve ileri sürülecek yeni iddiaların ön izlemesini veriyordu. Anlaşılan o ki, 2011'de belgeler, iddialar yine fora.
2010'un en şerefli ölümü: Furkan Doğan. Gazze'ye yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan çokuluslu bir sivil toplum hareketinin simgesi haline gelen Mavi Marmara gemisindeydi. 31 Mayıs günü silahlı İsrail askerlerinin gemiye yaptığı çıkarmada şehit edildi. İsrailli askerler, silahsız Furkan'ı, tanınmayacak hale gelene kadar kurşunladılar. Şehit olduğunda henüz 19 yaşındaydı.
2010'un en kritik tartışması ve en iddialı adamı: "Türkiye'nin ekseni kayıyor mu?" tartışması ve sorulara verdiği cevaplarla muhataplarını hiç değilse geçici bir süre için pert etmeyi başaran Ahmet Davutoğlu.
2010'un en sinirleri alınmış siyasetçisi: Kemal Kılıçdaroğlu. Döneklikten dansözlüğe, "boy bosu"ndan "soyu"na, gömleğinden memurluğuna varana kadar pek çok şeyle itham edilip dalgaya alınmasına rağmen hiç istifini bozmamış, kızmamış, köpürmemiştir. Aferindir.
2010'un en yürek burkan kadını: Ayşe Paşalı. Öldüresiye döven dayakçı kocasından boşandığında hayatının kurtulmuş olduğunu sanıyordu. Kendisini takip eden kocasına karşı mahkemeye başvurdu, polisten yardım istedi ama eli boş kaldı ve kocası İstikbal Yetkin tarafından kızları Burcu'nun doğum gününde öldürüldü. İstikbal Yetkin, mesele kadın olduğunda hukukun bir numarasının olmadığını, "orman kanunları"nın geçiş üstünlüğü olduğunu cümle âleme kanıtladı.
2010'un en dramatik karakter suikastçısı: Beren Saat. "Bihter" hassas bir roldü, Beren Saat o Bihter'i aldı, bir çıtır çerez reklamının "Tek atımlık çıtır!" cümlesine slogan üstü yaptı. O gün bu gündür, kimse Fatmagül'ün dramını ciddiye almıyor. Maçoluğun geçer akçe olduğu güzel ülkemizde işlerin böyle yürüdüğünü Beren Saat bilmiyor muydu? Biliyordu kuşkusuz, ama duyarlılık yaratmak yerine, mevcut vandallığı paraya çevirmeyi tercih etti.
2010'un en "plastik" kurmacası: Küçük Sırlar... Arkadaşlar Gossip Girl'e benzer bir aşk-entrika-ihtiras sarmalı örüntülemeye azmettiler, ama ortaya çıkan sonradan görme yapay bir AVM dizisi oldu. "Küçük Sırlar"dan akılda kalan az nemfomanyak kadınlarla çok nemfomanyak kadınlar arasındaki kapışmayla, bir grup az zengin borderline ile çok zengin borderline erkek arasında gerilimler oluyor. Dizi Ortaköy, Ulus civarında ve dubleks evlerde yaşayan insanları fakir kabul eden bir çevrede geçiyor ve bu çevrenin yaşam tarzı hakkındaki önyargıları derinleştiriyor.
2010'un en erken dedikodusu: "Bizim de bir Tudors'umuz olsun" mantığıyla çekildiği anlaşılan "Muhteşem Yüzyıl" adlı dizi. Bir fragmandan fazlasını görebilmiş değiliz, ama görenlerin aktardıklarından ve itirazlarından anlaşılıyor ki, 2011'de Kanuni Sultan Süleyman konuşulacak.