Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yargıtay’ın verdiği acıtıcı tahliye kararlarının faturası Sadullah Ergin’e çıktı. Hemen her “Ergenekon”, “hukuk”, “adalet” tartışmasında tekrarlanan “Haberal ve Balbay içeride” söylemine şimdi bir de “Katiller dışarıda” verisi eklendi. Bu söylem belirli bir haklılık payı içeriyor, ancak tahliyelerin içerdiği haksızlığın müsebbibi tek başına Sadullah Ergin değil. Zira, Turgut Kazan ve Ergenekon avukatlarının tutukluluk süresini “Silivri” lehine uzatma çabalarını akamete uğratan etken “hükümet” değil, bizzat Yargıtay’ın kendisi.

        Süreci hatırlayalım lütfen. Rötarlı olarak 2010’da yürürlüğe giren CMK 102 ile tutukluluk süreleri sınırlandırılırken bir ayrıma gidildi: Ağır ceza mahkemesinin alanına giren davalar için tutukluluk süresi en çok iki yıl, bu süre zorunlu hallerde 3 yıla kadar uzatılabilir. Devlete karşı işlenen suçlarda ise bu süre 2 katına kadar uzatılabilir. Turgut Kazan ve Ergenekon sanıklarının avukatları, bu uzatma meselesini hesaplarken 2 yılı baz alıp 2 ile çarptılar, onlara göre Silivri’dekilerin tutukluluğu 4 yılı geçemezdi. Bazı hukukçular ise 2 yıllık süreyi uzatma süresi olan 3 ile toplayıp 2 katını aldılar: 10 yıl etti. Peki Yargıtay 9. Dairesi hangi hesabı uygun buldu dersiniz? 10 yıl hesabını! Kimse, “Diğer yorumu seçme şansı yoktu” diyemez.

        Evet kamu vicdanı yaralanmıştır. Fakat bizzat Yargıtay eliyle. 188 cinayetten sorumlu tutulan Hizbullah ana davası sanıklarının salıverilmemesi gibi bir seçenek vardı. Davayla ilgili süreçler tamamlanmıştı. 9. Ceza Dairesi tutukluluk durumunu değil, davayı görüşseydi, bir “onama” kararı yetecekti, sanıkların serbest kalmasını engellemek için.

        Yargı, “beraat etmişler gibi” karşılanan sanıkların “kamu vicdanını” yaralayacağını ve bu sonucun Silivri’de süren yargılamayı etkileyeceğini, kamuoyunda “Bunun neresi adalet?” sesinin yükseleceğini bilmiyor olamaz. 2010’da yürürlüğe girecek yasanın ayak seslerini duymamış olamaz. Ama şansını buradan denemeyi seçti. “Yargıtay’daki iş yükünün ağırlığı” gibi gerçekçi bir mazereti vardı. Oysa bu meselenin çözümü on yıllar içinde üzerinde mutabakat oluşmuş istinaf mahkemelerinin yeniden kurulmasıydı. Fakat o ihtimalde Yargıtay’ın etkinliği azalırdı. Ayrıca bir sorun vardı. İstinaf mahkemeleri demek, yahut yerel mahkemelerin yükünü hafifletecek yeni kadrolar açmak demek, yeni hâkimlerin alınması demekti ve “bu iktidarın” sınav açmasına izin verilemezdi! İktidar kendisine benzeyen muhafazakâr hâkimleri doldururdu oralara hafazanallah!

        Şimdi asıl ironi, yeni bir sınavla yargı sürecine dahil olacak muhafazakâr hâkimlerden ve savcılardan kaçarken, domuz bağına yakalanmaktır. Anlayana sivrisinek sazdır. Fakat “rakibi” zayıflatmanın yolu bazen kendi kanından da azıcık akıtmaktır mantığıyla, nur topu gibi yeni “dairelerine” kavuşuyor Yargıtay. İstinaf mahkemeleri, başka bahara.

        CEMAATE ‘AYAR’, HİZBULLAH’A ‘ÖDÜL’

        Hükümet de yüksek yüksek tepelere dizayn verme ihtirasına kapılmak yerine, göstere göstere “Ben geliyorum” diyen yürürlük tarihine karşı tedbirli olmaya çalışsaydı iyi olurdu. Ama bir dakika? O zaman çıkacak vaveylayı da tahmin edebiliyorum: Adalet Bakanı’ndan tokat gibi müdahale! Yargı mekanizmasına hükümet ayarı! Hükümet, Silivri’deki tutukluların tahliye olmasını engellemek maksadıyla CMK 102’nin yürürlük tarihini yeniden erteledi! Vs. vs...

        Zira her zaman bir argüman vardır.

        Ben şunu gördüm. Bir akıl var, hükümet aleyhine sonuç ihdas etmek için her yolu mubah görüyor. Bir “onama” kararı vermek dururken, tutukluluk meselesini görüşmeyi tercih edip Konca Kuriş’in katillerini serbest bırakabiliyor. Bu akıl, hükümeti mahcup etmek, küçük düşürmek için Hizbullah’ı yeniden hormonlayabilir. AK Parti’yi devlete yapışmış bir hastalık olarak gören bu akıl, bir “homeopat” gibi düşünerek hastalığı tedavi edecek etken maddenin Hizbullah olduğunu düşünmüş olabilir. Bölgede Hizbullah’ın sosyal tabanını genişletmesinin önündeki tek engel “cemaat” idi. Hanefi Avcı iddialarıyla vs. cemaatin etkinliği de sınırlandırıldığına göre...

        Bu yıl kış uzun sürecek...

        Diğer Yazılar