Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        RAHMETLİ Necmettin Erbakan'ın cenazesine katılamadım. Sanırım Numan Kurtulmuş ile yaşanan ayrışma sürecinde Erbakan etrafında hizalanıp Kurtulmuş'u gafletle suçlayan Saadet'liler için sert yazılar yazmış olmanın verdiği burukluğu ve mahcubiyeti yaşadım. Vaktiyle 28 Şubat dahil her türden melanete destek vermiş olup şimdi arkasından övgü dolu cümleleri ferah feza zikredebilenlere bakıyorum da; böyle mahcubiyetlerin entelijansiyamız için pek lüks olduğunu yeniden fark ediyorum.

        Allah gani gani rahmet eylesin. Erbakan'ın ölümünün ardından hemen herkesin güzel ve anlamlı şeyler söylemesi de güzel bir tavır. Mühendisliği, kalkınma projeleri, teknoloji zekâsı, organizasyon kabiliyeti, ona bilim adamı ve işadamı olma yolunu kapatan sistemi sonuna dek sahiplenenlerin bile dilinde. Oysa Erbakan açık açık söylemiş. Bilim açısından bu vatana hizmet etmek istediğini ama geçit verilmediğini. İşadamı olarak mem- leketine faydalı olmak istediğini, yine geçit verilmediğini. Bu yüzden, kendisi gibilerin önce siyaset yapması gerektiğini anladığını...

        Son ana kadar partisinin başından ayrılmadı evet. Ben de başlarda bunun kuru bir koltuk ihtirası olduğunu düşündüm. Fakat sanırım ben dahil çoğumuz yanılıyorduk. Erbakan'ın son ana kadar görevinin başında olmasının nedeni, Türkiye'nin sahiden de kötü bir yöne gittiğini düşünmesiydi.

        Erbakan rejimin dindarlarla ilgili sert tutumunun değiştirilmesi gerektiğini düşünüyordu evet, ama bunun dışında aynı Erbakan, anti-emperyalistti ama enternasyonalist filan da değildi. Vatanın birlik, bütünlük ve bağımsızlığı konusunda bugün ulusalcı diye bildiğimiz kimselerin görüşleriyle kısmen de olsa uyum içindeydi. Milli Görüş biraz da bu demekti. Küresel koalisyonların ulusların yazgısını belirlemesine itiraz eden, küresel çapta etkin nüfuz ve sermaye odaklarıyla uyum ve uzlaşma içinde olunmadan da ayakta kalınabilece-ği iddiasında inat eden bir adamdı. "Laiklik" mazeretiyle ortaya konmuş 28 Şubat postmodern darbesi itirazlarının ve ideallerinin şansının olmadığını göstermişti, ama Erbakan'ın hayatı bir inat ve doğru bildiğinde ısrar hikayesiydi. İtirazlarının ve ideallerinin içerdiği arazların sorunlarını görmezden gelemeyiz, ama bugün dostunun da düşmanının da kendisini saygıyla anmasında, Erbakan'ın hayat hikâyesindeki inadın, inatta temerküz eden "izzet" duygusunun da payı var.

        Keşke bundan ibaret olsaydı.

        'AK PARTİ 28 ŞUBAT ÜRÜNÜ'

        Bugün Erbakan taraftarı gibi arkasından neredeyse gözyaşı dökecek gibi duranların seslendirdiği badem göz oratoryosunda dikkatlerden kaçamayacak bir şey var. Diyorlar ki "Erbakan'ın başına 28 Şubat gibi bir talihsizlik gelmiş olabilir ama bugünün AKP'sinin önünü açan da bizzat 28 Şubat oldu. AK Parti'yi 28 Şubat yarattı".

        Askeri darbelerin iyi yanları da vardır; demokrasi aşısı olurlar demeye getirseler yine anlayacağım. Hayır, söylemeye çalıştıkları aslında şu: "Darbe kötüdür, demokrasi iyidir diyorsunuz ama AK Parti darbe ürünüdür, dolayısıyla kötüdür. O yüzden böyle bir partinin demokrasi diskurlarına itibar edilmez."

        Kusura bakmasınlar ama AK Parti'nin "demokrasi" anlayışına itibar etmeyecek olsak bile, nedeni bu hatalı mantık kurgusu değil.

        Tarihteki olayların iyiliğine kötülüğüne karar vermek kronolojik sıraya ve neden-sonuç ilişkilerine bağlı olsaydı, o zaman bu mantığı "Osmanlı Devleti'nin son bulması" ve "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin doğuşu" hadiselerinin iyiliğine kötülüğüne karar verirken de uygulamamız gerekirdi. "Osmanlının dağıtılması ve Düvel-i Muazzama tarafından yediği darbeler başımıza gelmiş en kötü şeydir. Eh, Türkiye Cumhuriyeti de bu kötü olaylar silsilesinin sonucunda ortaya çıkmıştır. Dolasıyla Türkiye Cumhuriyeti kötüdür" gibi sağlıksız bir önerme ileri sürmek mümkün müdür?! Hayır.

        Yahut, "Türkiye Cumhuriyeti'nden gurur duyuyoruz, böyle iyi oldu. Demek ki Osmanlı Devleti'nin parça pincik edilmesi, dört bir yandan saldırıya uğraması iyi bir şeydi hayırlı bir şey olmuş", diyebilir miyiz? Yine hayır.

        O halde aynı duruşu bir zahmet Milli Görüş, 28 Şubat, AK Parti sürecindeki sıralamaya bakarken de koruyalım ve Necmettin Erbakan'ın Hakk'ın rahmetine kavuşmasıyla meydana gelen hassasiyeti mantıksız kurguları yutturma işine alet etmeyelim.

        Diğer Yazılar