Ulusalcılar pişirmiş Wikileaks temize çekmiş Taraf yayınlamış
TARAF Gazetesi “basın özgürlüğü” meselesini sık sık dile getirenlere ve “baskı görüyoruz” iddiasındaki meslektaşlarına karşı hep şu tezi savundu: Gazeteci korkmaz, siz basın özgürlüğü için değil, patronun çıkarları adına hareket ediyorsunuz. Devletle kurduğunuz akçeli işlerin sarsılmasından korkuyorsunuz, özgürlüğünüzün tehlikeye girmesinden değil.
Bana kalırsa gazete, Wikileaks belgelerini yayınlayarak “basın özgürlüğü” konusundaki tezinin altını çizmiş olduğunu düşünüyor. Doğru, bugünlerde yayınladıkları belgeler “büyük” gazetelerin yayınlayabileceği türden değil. Fakat “Zamanlama manidar” şeklinde bir ön alma yazısı yazılınca zamanlamanın manidar olduğu gerçeği de hükümden düşmüyor. Gazete, belgelere Hocaefendi hakkındaki dokümanlarla başladı. Hepsi bildik ve etki yaratmayacak söylentilerdi. İkinci gün için seçilen belgeler ise acısı sonradan çıkacak türden. 2003 yılında, “1 Mart tezkeresi” adıyla bilinen tezkerenin Meclis oylanması öncesine odaklanan yazışmaları yayınladı.
Hatırlanacağı gibi tezkere, oylamada salt çoğunluk sağlanamadığı için reddedildi. Şimdi yayınlanan Wikileaks belgeleri, bu tezkere öncesinde yapılan pazarlıkları, ABD’nin tezkerenin geçmesi halinde önerdiği parayı vs. konu ediyor.
Açıklanan veriler dönemin Aydınlık Dergisi ve çevrelerinde ileri sürülen iddialarla paralel. Dönemin Doğu Perinçek’inin mikrofonu ele geçirdiği her yerde söyledikleriyle doğru orantılı. Bu çevreler sürekli olarak “AKP vatanı peşkeş çekiyor” propagandası yapıyordu, Büyük Ortadoğu Projesi’nden bahsediliyordu, bu proje bağlamında bağımsız ya da özerk Kürt devleti ya da özerk bölgesi oluşturulacağından dem vuruluyordu ve hatırladığım kadarıyla “vatanı peşkeş çekmek” gibi ifadeler Taraf Gazetesi için her zaman demode ve lüzumsuz tezvirat olarak görüldü. Aydınlık yapınca kötü niyetli, ulusalcı, Ergenekoncu olan dedikodular; Amerikalı diplomatlar birbirine fısıldayınca “haber” oldu; ve bunları yayınlamak şimdi basın özgürlüğü.
Haber değeri olan bir olayı, olguyu, dedikoduyu yayınlamak adına kimlerin söyleminin temize çekildiği hiç önemli değil ise, o zaman “basın özgürlüğü” için yürüyen Uğur Dündar‘ın, Tufan Türenç‘in Yılmaz Özdil‘in yanında da görmeliydik Ahmet Altan‘ı... Mesele sadece “ilke” ise ve önemli olan “basın özgürlüğü” ise, neden bu yürüyüşün haberi “minicik” yer aldı gazetede ve Taraf Gazetesi’nin “kurmaylarından” kimse katılmadı bu özgür basın yürüyüşüne?
TABAN ARASI MUHALEFET...
“Haber değeri” subjektif bir şeydir. Haber anı da öyle.
Taraf Gazetesi hükümeti 1 Mart tezkeresi, Irak işgali ve tezkere öncesi pazarlık söylentilerinden, onların doğru olup olmamasından bağımsız olarak destekledi. Onun öncelikli konusu askeri vesayetten sivil siyasete geçişle ilgili adımların başarısıydı. Fakat aynı gazete şimdi yayınladığı belgelerin içeriğine AK Parti tabanında fazlasıyla önem atfedecek olanların bulunduğunu da biliyor. Tezkere geçmemiş bile olsa, “vatan kimlere emanet?” şüphesinin uyandırılması az buz bir tahribat değil. Bir de tabii , “Meğer AK Parti Ergenekon soruşturmasının derinleştirilmemesi için İlker Başbuğ ile işbirliği yapmış” diyen belgeler var. Ki gazetenin, hükümete en çok kızdığı nokta burası... “Askeri vesayet ile giriştiğin hesaplaşmada yan çizecek isen, büyük oy oranları ile iktidara gelememen için elimizden geleni yapacağımıza emin ol” demiş oluyor. (Nedense burada da Mehmet Haberal‘ı hatırladım) Bu önemli bir meydan okuma, çünkü Taraf’ın etkisi tirajıyla sınırlı değil.
AK Parti hükümeti CHP dışından ve Ergenekon soruşturması kapsamına dahil edilmesi imkânsız bir muhalefetle karşı karşıya. Bu muhalefet türü, iktidarı AK Parti’nin elinden almakla tehdit etmiyor, AK Parti oylarını küçültmekle ilgileniyor. Oy oranı % 50’leri bulmamış, daha güçsüz bir AK Parti hükümeti ihtimalinin, askeri vesayet ile yüzleşme noktasında daha elverişli bir zemin temin edeceği düşünülüyor herhalde. Kürt meselesinde de, “milli birlik projesi” noktasının ötesine geçilmesi arzulanmakta.
Beklentilere itirazım yok. Ama talepleri bu türden taktiklere başvurarak almak, kabul edilebilir olduğunda iyi adamlar ile kötü adamlar arasındaki fark azalıyor.