Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        PAZARTESİ günü gündeme şöyle bir göz atan herkes gördü: Gazetelerden katar katar cenaze kalkıyordu. Kadın ve çocuk cenazeleri.

        Türkiye'nin en "Kalvinist" şehri, muhafazakârlıkla kapitalizmin eşsiz uyumunu tecessüm ettirmesiyle ünlü Kayseri, Batılı muadillere parmak ısırtan bir psikopatla gündemde. Katil zanlısı Veli Gülışık bayram şekeri toplamak için gelen üç çocuğu nasıl öldürdüğünü anlatırken dehşet verici bir ayrıntıyı da ekliyor: "Gömdüğüm yere gidip başlarında Yasin okudum." Dini motiflerle iç içe geçen psikopatlık düzeyiyle, David Fincher'in "Seven" filmindeki John Doe ile yarışıyor. Özel bir ekip kurarak kaybolan üç çocuğun katil zanlısını yakalayan Emniyet Müdürü Ercan Taştekin ise CSI Miami'nin Horatio Cain'inden rol çalarken gözlemleniyor.

        Eskiden, cinayetlerin failleri, çoğunluk aile ya da iş çevresinden çıkardı. Ölen erkek ise iş ortaklarına, alacaklıya ve borçluya bakılır, kan davası ihtimali gözden geçirilirdi. Kadın ise, katil çoğunlukla kocası, boşanmış kocası, sevgilisi, babası ya da erkek kardeşi olurdu. Artık böyle değil, misal Aydın'da öldürülen Gamze Gürgen'in katil zanlısı Kenan Altun, aileden değil, yoldan geçen biri.

        Kadın cinayetlerinde hâlâ töre ve namus kavramları belirleyici. Ama kadından para koparmaya çalışan, başaramadığında namusu bahane gösteren erkek katil figürüne artık daha sık rastlıyoruz. Özetle cinayet ile zanlı ya da cinayet ile cinayet sebebi arasındaki bağ giderek komplike hale geliyor. "Olay yeri" genişliyor, cinayet mahalli mahallenin dışına çıkıyor. Facebook başta olmak üzere sosyal medya araçları bir iletişim arayüzü olmanın ötesinde cinayet aleti olarak kullanılıyor.

        İşin tek sevindirici yanı cinayetlerin aydınlatılma ihtimalinin artması, bundan on-on beş yıl önce çözülemeyip "cold case" olarak rafa kaldırılan dosyalar, artık profesyonel ekipler tarikiyle çözülebiliyor. Polis artık çok daha donanımlı; görevini seven ve çalışkan memurlar artıyor, bu iyi bir şey.

        SEYİRCİ MERAKI ARTAR, İNSANİ İLGİ SOLAR

        "Devlet" dediğimiz yapı, hukuk dediğimiz sistem, varlığını bize verdiği adaleti ve güvenliği sağlama vaadine borçlu. Menfaat ilişkileri karmaşıklaştıkça, menfaat çatışmaları arttıkça, merhametsizlik özel bir zevk ve haz alanı haline geldikçe suç ile sebep arasındaki ilinti daha dolambaçlı hale geliyor. Bu da suç işledikten sonra menfaati gereği saklanan faile ulaşmayı zorlaştırıyor ve dolayısıyla süreç devleti de daha zeki, daha karmaşık hale getiriyor. Karmaşık olana ilgi de artıyor. Gazeteler, cinayetlerin nasıl aydınlatıldığıyla ilgili yöntemleri bir bir sıralarken, bu ihtiyacı muhatap alıyorlar.

        Fakat burada bir terslik var. Birincisi, Zygmunt Baumann'ın çok yerinde deyişiyle "Seyirci merakının artması, insani ilgiyi solduruyor". Bu merakın kışkırtılması sonucunda artık kurbanla empati yapmayı değil; cinayet işlenirken sergilenen performansla ya da cinayet aydınlanırken sergilenen zekâ pırıltılarıyla ilgilenmeyi tercih ediyoruz. Bunun başlı başına bir ahlaki zaaf olduğu hiç şüphe götürmez.

        İkincisi, verilen detaylar sayesinde potansiyel caniler uzmanlaşıyor. Hangi hataları yapmamaları gerektiğini öğreniyorlar. Bu ayrıntılar "Potansiyel caniler için el kitabı" işlevi görüyor.

        Oysa bu detaylarla kamuoyu arasında bir filtre olması lazım. Devlet adaleti sağlıyorum derken, reklam yapma hatasına düşerse başka adaletsizliklerin parçası haline gelir. Haber alma hakkı tek kutsal hak değildir. Ben detay öğreneceğim diye yarın bir başkası daha rahat adam kesebilecek ve daha rahat yırtabilecekse, ben halk olarak bu hakkımdan vazgeçiyorum, çok polisiye seven varsa, piyasada satılan filmlerle, romanlarla iktifa etsinler. Zahmet olmayacaksa katil adayları devlet artı basın yoluyla eğitilmesin.

        Diğer Yazılar