Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        OGÜN Samast, 4 Nisan'daki duruşmasında mahkemeye bir mektup verdi. Suçu işlediği sırada kanunlara göre çocuk sayılan Samast'ın, bir türlü bitmeyen ve aydınlanamayan davasının dört yılın sonunda olduğu yerden ayrılıp çocuk mahkemelerine gönderilmesi bile yeterince kötüydü. Bu mektup ise dava için alarm zili işlevi görüyor. Tabii anlayana ve duyana...

        Ogün Samast, "Beni bu sürece götürenler şimdi heryerdeler. Ben suçlu değilim, Dink'i vatan haini gösteren manşetler suçlu. Ben burada yargılanırken, Dink'i hedef gösteren gazete manşetlerini atanlar, köşe yazılarını yazanlar neden yargılanmıyor" demiş.

        Mektubun devamında Hürriyet ve Vatan gazetelerini suçluyor, Emin Çölaşan'dan bahsediyor. Yasin Hayal'in "kesip getirdiği yazılar, manşetler"den dem vuruyor. Beni onlar gaza getirdi, ama onlara hiçbir şey olmadı, olan bana oluyor, demeye getiriyor.

        Hatırlayalım: Agos Gazetesi, Sabiha Gökçen'in 1915 katliamından kurtulan Ermeni çocuklardan biri olduğunu yazmıştı. 6 Şubat 2004'te yayımlanan bu haber, 15 gün sonra Hürriyet Gazetesi'nde "Sabiha Gökçen'in 80 yıllık sırrı" başlığıyla manşet olmuştu. Daha sonra, söz konusu manşetin Dink'i "hedef gösterdiği" iddia edildi. İddianın mesnedi, Agos'ta yayınlanan bir haber çok sınırlı bir kitleye ulaşırken, Hürriyet'te yayınlanan haberin çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor olmasıydı.

        Oysa hiçbir yayın organı ortaya koyduğu bir iddianın, bir bilginin, daha çok satan başka yayınlar aracılığıyla dolaşıma girmesinden, geniş kitlelere duyurulmasından memnuniyetsizlik duymaz. Zaten sonradan kimi farklı tanıklıklar ortaya koydu ki, Hrant Dink'in de, Agos'un da, bu bilginin geniş kitlelere ulaşmasına bir itirazı yoktu. İşlerin çığırından çıkması, bu manşeti baz alan başka manipülatif haberler ve bu manşetten yola çıkılarak yazılan başka köşe yazılarıyla oldu. Hedef gösteren ve Hrant Dink'i hedef tahtası haline getiren bu yazılar, Dink'i ölüme götüren sürecin taşlarını döşedi.

        Hrant Dink'in arkadaşları, demokrat ve vicdanlı kanaat önderleri, bu süreci analiz ettiler, bu suikastta bilerek ya da bilmeyerek parmağı olan, kışkırtma içeren tavırları kamu vicdanı önünde deşifre ettiler ve hesap sordular. Medyanın, bilerek ya da bilmeyerek Hrant Dink cinayetini tasarlayan "azmettiricilerin" maşası gibi hareket ettiğini söylediler, yazdılar. Sorular sordular, eleştirdiler. Olması gerekeni yaptılar.

        SENİ GİDİ KÜÇÜK ÇILGIN ŞEY

        Şimdi, ortaokul mezunu Ogün Samast, "Suçlu ben değilim, manşetler" diyor. Tam bu noktada insanın midesi bulanıyor. "Seni gidi küçük çılgın şey" diyorsun...

        Bir türlü bitmeyen davada işin geldiği noktaya bakın: Hrant'ın katili, Hrant'ın arkadaşlarının analiz ve eleştirilerinden pasaj çalarak savunma hazırlıyor. Ogün Samast, Hrant Dink cinayetinde medyanın rolünü analiz eden demokrat yazarlardan ilham alarak kendisini temize çekiyor. Bir sonraki duruşmada "askeri vesayet"ten bahsetmesini ve sorunun bir "sistem sorunu" olduğunu analiz etmesini bekliyorum şahsen. Rakel Dink'ten alıntı yaparsa, ona da şaşırmam.

        Sizce de bu akıllar Ogün Samast için biraz fazla değil mi?

        Ogün Samast, bu savunmayla sadece kendisini kışkırttığını ileri sürdüğü gazeteleri, yazarlarını hedef göstermiş olmuyor. Medyanın bu cinayette nasıl kullanıldığını, bazı gazetelerin ve köşe yazarlarının üstlendiği vebali teşrih eden söylemleri de kirletmiş oluyor. Emin Çölaşan gibilerinin, Ali Bayramoğlu gibi insanlara dönüp "Ogün Samast bizi hedef gösteriyorsa sorumlusu sizsiniz" diyebilmesinin zeminini oluşturuyor. Bu savunma Ogün Samast'ı, Ogün Samast'ın mahkûm olmasını isteyenlerle eşitleyip aynı hizaya çekiyor.

        Sadece bu savunma bile bir türlü bitmeyen davanın arkasının epey "derin" olduğunu görmek için yeterli.

        Bu savunma, Hrant Dink davasındaki sorumlular ağını aydınlatacak irade tecessüm etmediği sürece, davanın dezenformasyon aracına dönüşeceğinin habercisi.

        Diğer Yazılar