Onun arabası var...
BEDRİ Baykam bıçaklandı. Saldırıyı gerçekleştiren zanlı Mehmet Çelikel'in teslim olduğu karakoldan götürülürken "Allah'tan başka ilah yoktur" ifadesini kullanması, her iki kesimde de saldırının "organize" olduğu şüphesini doğurdu. Ancak köpürtülmeye çok müsait bu durumu bile gölgede bırakan başka bir vaka vardı ki, "haber değeri" itibarıyla bütün diğer öğeleri sollayarak öne çıktı. Habertürk televizyonunun elde ettiği karelerde Baykam'ın bıçaklandığı mahalde hastaneye gitmek için araba durdurmaya çalıştığı, araç kullanan kişilerin ise durmak yerine gazlayarak uzaklaştığı görülüyordu. İç burkucuydu.
Bedri Baykam hoşlandığım bir şahsiyet değil. Dünya görüşünü ifade etme tarzı ve bilhassa "doğmamış çocukları" bende büyük bir antipati yaratmıştır. Spermlerinden sergi çıkarmış, Tracey Emin'den bozma bir adama merhamet duyacağım da bugüne kadar hiç aklıma gelmemiştir.
Lakin, son kertede, şiddet düşkünü biri tarafından bıçaklanmış ve yardım istediği kişiler tarafından da ısrarla reddedilmiş bir insan var ortada. Uğradığı zulmün acısını TV ekranları tarikiyle yine bizden çıkaracağına hiç kuşkum yok. Başına bir şey gelmiş olanlara mahsus bir parlaklığa bürünecektir o kibirli analizleri, başına gelen olayla perdahlanacaktır halkının iklimine olan yabancılığı. Lakin hakkıdır, artık ne söylese dinleriz. Zira bütün bunlar, o "durmayan araba" sendromunun, Bedri Baykam'ı da aşan bir sorun olduğu gerçeğiyle yüz yüzeyiz.
Dikkatinizi çekerim. Olayın Akatlar'da geçmesi ilgiye muhtaçtır. Sultanbeyli değil, Fatih değil, Bağlarbaşı değil, Armutlu'da değil; Akatlar. Bu durum, Bedri Baykam'a yardım etmeyenlerin "ideolojik nedenlerle" insafsızlığa düşmüş olabilecekleri ihtimalini devre dışı bırakıyor. Zira Akatlar, Bedri Baykam'ın dünya görüşüne tepki duyacak insanların yaşadıkları bir muhit değil. "Bedri Baykam yaralandığında onu hastaneye götürmek için canla başla seferber olabilecek insan profilinin dünya üzerinde bulunma ihtimali" sorulsa, Akatlar-Etiler civarı yanıtın ilk sırasına oynar, teoride.
Peki pratik neden farklı oldu?
Ne oldu da adına duyarsızlık, vicdansızlık, üşengeçlik sıfatlarından hangisini takacağımızı bilemediğimiz o tablo, Baykam'ın bıçak yarasına resim altı oldu?
TEKERLEKLİ ORGANİZMA
Bir insan öldüğü zaman otopsi yapmak mümkün. İnsanlık öldüğü zaman otopsi yapmak o kadar kolay olmuyor. Yine de, "neden" ve "nasıl" soruları insanın peşini bırakmıyor. İki olasılık var.
İhtimal No 1: Söz konusu olan Bedri Baykam gibi mahallenin dokusuyla paralel bir kişi olsa bile, "yaralanma" faktörü olayların seyrini değiştiren bir etken. Mevzunun özeti "kaybedecek çok şeyi olan insanın minimal risk prensibiyle yaşaması" olabilir. Bir sürü prosedürden geçilecek, koltukların batması da cabası. Aynı muhit, ayağı kırılmış bir köpeği veterinere götürmek için ya da çevre bilinciyle ilgili bir sempozyum için vakit harcayabilir, ama sürprizlere açık olmayan vicdanıyla yaralı bir insana kapalı kalabilir. Çünkü ikincisini planlamamıştır, çünkü ikincisi fazla risklidir.
İhtimal No 2: Bedri Baykam, o şekilde agresif bir yardım çağrısı yapmak yerine yerde yol kenarında uzanıp yatmayı deneseydi, mutlaka bir araba durur ve yardım etmek isterdi. Çünkü biz halk olarak, acısına ya da hak talebine canhıraş karşılık bekleyen insanları anlamıyoruz. Genel olarak, bu türden yardım çağrıları söz konusu olduğunda ilgilinin "şov" yaptığını düşünmeye yatkınız.
Fakirin sessizini severiz, "Ben açım, açlıktan ölüyorum" diye eylem yapanını değil.
Öğrencinin ip gibi evden okula okuldan eve gelenini sahipleniriz, meydanlara çıkıp pankart taşıyanını değil; polise mukavemet ederse dövülmesi bile içimizi aman aman acıtmaz. Yaralının da yol kenarında yatanı makbuldür. Adam "ölüyorum" diye bağırıyorsa, "gerçekte ölmediğini, rol yaptığını ve böyle bağırmakta bir çıkarı olduğunu" düşünmeye meylederiz.
★
Umarım Baykam tez zamanda iyileşir, ayağa kalkar. Tekerlekli organizmaların şifa bulması ise o kadar kolay olmayacak.
Bir araba markasının sloganıyla bitirmek isterim: "Ruhumuz olmadan sadece birer makineyiz."