Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ÇARŞAMBA günü, Erdoğan'ı yeniden iktidara taşıyacak olan sebeplerden bahsetmiştim. Bu sebepler tek bir cümleyle özetlenebilirdi: AK Parti'nin karnesindeki hizmet ve icraat hanesi yüksek notlarla bezenmiş durumda; diğer partiler ise yüksek not alabilecek parlak öğrenciler gibi görünmüyor.

        Ancak hayatta her şey hizmet ve icraat olmadığı için, üçüncü AK Parti dönemi gül bahçesi vaat etmiyor. Karşımızda eleştiriden hiç hoşlanmayan bir parti var. Tamam, bu aynı zamanda Ergenekon adı verilen örgütlü çalışmalara, Balyozlara, irticayı önleme planlarına maruz kalmış olan bir parti. Ancak bunların verdiği gerginliğe ve olağan reflekslere tanınan kredi de dolmak üzere.

        NELER OLABİLİR?

        Medya üzerindeki baskı, internet filtreleri, sansür, bireyin "toplumun değerleri" adı verilen mevhum yönünde dizaynı, özgürlüklerin çoğunluğun algı ve hassasiyetleri doğrultusunda yorumlanmasından kaynaklanan rahatsızlıklar, daha temel bir rahatsızlığı, "denetimsiz kalmış iktidar" olgusundan duyulan endişeyi tetiklemeye devam edecek. Dini referansların, birleştirici yönünün dışında, işaret eden, ayrıştıran ve dizayn eden yanlarının da siyasi söylemlerde kullanılır hale gelmesi, askerle, Ergenekon'la, militarizmle hiç ilgisi olmayanları bile karşı safta hizalıyor. Bu saf üçüncü dönemde genişleyebilir.

        Dahası, neoliberal politikalarla hercümerç olmuş dindarlıktan doğan ve bugüne kadar çok fazla engelle karşılaşmamış "piyasa İslamı"nın kendisi ciddi bir muhalefet doğurabilir. Yardım amaçlı vakıfların özendirilmesi, sosyal dayanışmanın teşvik edilmesi son derece olumlu olsa da, "Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir" hadisi şerifini çok rahat kullanan siyasilerin gecekondu gezilerine Louis Vuitton, Prada ve Hermes gibi markaların da eşlik ediyor olması, dini argümanlar üzerinden ekmek yiyen ama dinin önermediği ölçülerde zenginleşmiş yeni bir sınıf yaratan AK Parti'yi zorlayabilir.

        Önümüzdeki dönemin ikinci yarısında iktidar, hem askere, hem CHP'ye, hem MHP'-ye, hem de AK Parti'ye karşı olan örgütsüz bir muhalefetle karşı karşıya gelebilir. Önümüzdeki dönemde bugün Madrid Güneş Kapısı'n-da oturanların yaptığı gibi, örgütsüz bir muhalefet ortaya çıkabilir. Ama bu potansiyel, son seçimlere, içinde yer aldığı Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku ile beraber "sol" düşünceyi tahkim ederek giren BDP'nin yarattığı rüzgâr ile birleşirse, işler daha da karışabilir. Bir yandan eşit yurttaşlık, özgürlük, demokrasi, ekolojik toplum, kadın-erkek eşitliği diyen, bir yandan da yurt basıp çocuk yakan PKK ile daha da iç içe geçen BDP'nin domine ettiği bir sol hareket karşısında AK Parti, "Ergenekon"u mumla arayabilir.

        Özetle, önümüzdeki dönemde militer statükonun bozulmuş olmasından hoşnutsuz olan ve şimdilik sopasını saklamış olan sivil-askeri bürokratik oligarşinin yanı sıra, "yeni statüko"dan hoşnutsuz olan ve vergi cezaları ile de sindirilemeyecek olan halk kitleleriyle de uğraşmak zorunda kalabilir. Bu durumun yaratacağı ilk olasılığın iktidarın artık üslup olarak değil, fiilen sertleşmesi, daha çok biber gazı, daha fazla basınçlı su olacağını öngörmek o kadar zor değil.

        "Çok abartmışsın, sonuçta bu kesimler hep azınlıkta kalır" diyebilirsiniz. Öyledir. Muhtemelen Güneydoğu'da da silah alıp dağa çıkan Kürt sayısı da azınlıktadır. Ama siyasi atmosferi ve dolayısıyla yöneticilerin tutumlarını, sandıktan sandığa konuşan sessiz çoğunluklar değil, "bir şey yapan" azınlıklar belirler.

        NE YAPMALI?

        İktidarın yapacağı ilk şey, "denetimsiz bir iktidarı kullandığı" yolundaki şüpheleri gidermek olmalı.

        Hoşnutsuzlukların kendisini ifade edeceği alanları genişletmekten yana tavır takınmalı.

        Türkiye her gün beş altı eylemin ve gösterinin yapıldığı büyük bir İstiklal Caddesi'ne dönüşmeli.

        Çünkü bastırılan şey, her ne olursa olsun birikir ve kendisini bastıranı yutar. Örnek olarak, darbeli demokrasi mimarı askeri vesayetin ve Başbakan'ı şiir okuduğu için hapse atan ideolojik yargının bugünkü durumunu göstermek, yeter de artar herhalde.

        Diğer Yazılar