HANİ dünyanın dört bir yanındaki toplumlarla yaşamışlığım yok ama yine de çok makul bir genelleme ile gireceğim;
Türkler kadar "ikinci el"e küskün bir millet görmedim ben! Parasız pulsuz da olsa her şeyi ilk o kullanacak; 'aman' başkasının el sürdüğüne dokunmayacak!
Allah'tan "second hand" kelimesi türedi, Cihangir-Çukurcuma'daki eski eşya satanlar "havalı" hale geldi de başladık bir nevi geri dönüşüme.

GARAJ SATIŞI CANDIR!
Oysa mesela Avrupa'nın pek çok ülkesinde, ABD'de hemen hemen hiçbir şey atılmaz. Hafta sonları, dolap/ev detoksları sonucu yapılan garaj satışları candır. Hatta ara ara mahalleler arası festival benzeri günler belirlenir millet utanmadan sıkılmadan "satışa" çıkar. İstenmeyen ürünler istendikleri yere doğru bir yolculuğa çıkar.

BİRİ BAĞIŞLAR, DİĞERİ SATAR
Yüzlerce internet sitesi de buna araçtır. 1 haftada tüm eşyalarınızı satabilirsiniz bu tür siteler sayesinde; isterseniz alıcının yüzünü bile görmeden. Bağış için de özel yerler vardır; siz bağışlarsınız onlar çok uygun ücretlerle sattıkları ikinci ellerden elde edilen geliri belli kurumlara bağışlar. O tür dev mağazaları gezmek de inanılmaz zevklidir.

GERİ DÖNÜŞÜMSÜZ İNSANLAR
Oysa bizler utanılacak şeylerden asla utanmıyor 'komik şeylerle' yerin dibine geçiyoruz. Kirayı zar zor denkleştiriyor ama en pahalı arabalara biniyor, kredi kartlarımızı ödeyemiyor ama "iPhone mu alsam, Blackberry mi?" diye tartışmalara girebiliyoruz.
"Geri dönüşümsüz" insanlarız. Kötü hizmeti, pahalı ama lezzetsiz yemekleri hazmedebiliyor, 'gıkımızı çıkarmıyoruz.' Oysa ABD'de ayda 6 bin dolar kazanıp evinden getirdiği öğle yemeğini Central Park'ta yiyenler de var, smokinle metroya binen de... Alışverişe broşürlerden kesilmiş indirim kuponlarıyla gelen de var, artan yemeklerini paketlettiren nice zengin de.

'KİMSE YOK MU?'!!!
Hadi biz bunları yaptık, yaparız... İnsanız da... Yardım kurumlarının sizin yardımınızı beğenmemeye ya da ihtiyacı olana ulaştırmaya çalışmak yerine burun kıvırmaya hakkı var mı? Bence pek yok...
Bir çevirmen arkadaşımın mesajı: "Ev taşırken eski eşyalarımızı satmak istemedik. Onca insan eşyaya ihtiyaç duyarken daha iyi bir yol aradık. 'Kimse Yok mu?' adlı dernekle temasa geçtik.
Telefonda kullanılmaz durumdaki eşyaları alamayacaklarını belirtti. Anlayışla karşıladık. 'Gelin bakın' dedik. Geldiler. Koltuk takımının yeni değişmiş olan döşemelerini beğenmediklerini söylediler. Gayet sağlam ve kullanışlı salon takımını almadılar! Üstelik Şile'den bir kamyonla çıkıp gelmelerine rağmen.

LÜKS EŞYA ARAYIŞI...
Sormak istediğim soru şu: Bu ülkede buna ihtiyaç duyan kimse yok mu? İhtiyacı olan için döşemenin rengi mi önemli, buz kesmiş ayaklarını yerden kesecek bir döşek mi? Hayır kurumlarındaki insanların kendi evlerine uygun parça bakar gibi 'lüks eşya' aramalarını ayıpladım."
Ben de kurum, eşyayı kime bakıyordu, sanırım anlamadım! Ben olsam ne şekilde, nasıl değerlendirirdim eski eşyaları? Bilemedim? Bunları 'dürüstlükle organize eden' kurumların adreslerini barındıran tek bir merkez var mı? Meraktayım...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!