Bugün sizlere her gün on binlerce insanın girip çıktığı yeni Adliye ile birlikte nostalji olarak eski hakimleri ve aramızdaki münasebetleri, eski Baro başkanlarını ve onların güçlerini anlatmaya çalışacağım.

Artık bu mesleği fiilen bıraktığım için kendimi mutlu hissediyorum. Genç arkadaşlarıma, baromuzun üyelerine, çaresizlik içinde kıvrandıkları için, onlar adına üzülüyorum.

Geçmişten başlayalım. İzmir hakimlerinin ve savcılarının odalarının kapıları hiçbir zaman kapalı görmedim. Çünkü hakimler de savcılar da, avukatlar da huzur içinde idiler. Birlikte çok hatırlarımız vardır. Özel hayatımızda ne denli beraberlik içinde isek de, duruşmalarda olağanüstü saygılı ve son derece ciddi idik. Karşılıklı sevgimiz hiç ama hiç eksik olmadı.

Bir hakimin kapısının önünden geçince mutlaka bir davet alır çay ya da kahve içmeden sizi bırakmazlardı.

DOKTORA YAPMIŞTI

Bir gün rahmetli Halis Beyi odasında oturuyorum. Kendisi, o tarihlerde Fransa’dan (aklımda kaldığı kadarıyla Lion Hukuk Fakültesinden) mezun olmuş ve aynı üniversitede doktora yapmıştı. Ben ilk stajımı Halis Bey sulh ceza hâkîmi iken onun yanında yapmıştım. Konya’nın Ilgın ilçesinde doğmuş ve babası da ölünceye kadar Ilgın’da avukatlık yapmıştı. Daha sonraları İzmir asliye Hukuk Hakimliğine, son olarak da toplu ticaret mahkemesi başkanlığına getirilmişti. Kendisiyle münasebetim ölünceye kadar devam etmişti.

Evet, ne diyordum. Rahmetli Halis Beyin odasında otururken biraz sonra dört-beş avukat daha gelmişti. Bir tanesi de M. Ali idi. Çok sevdiğimiz bir arkadaşımızdı. İzin istedi ve kalktı. Arkasından ben de kalkmıştım. M. Ali koridorda müvekkili ile konuşuyordu. Şunları söylediğini hatırlıyorum. “Biraz evvel hakimle konuştum. O çok iyi bir adam. Evet, bizim davamızı reddetmişti Fakat bize temyiz imkânı verdi. Davayı temyizde çözeceğiz.” Bunu işitince tekrar Halis Beyin yanına gittim. “Abi sen ne yapmışsın” dedim. O da hayretle “ne yapmışım ki” deyince “Mali’nin davasını reddetmişsin ama kendisine temyiz yolu açık demişsin.”

Hep beraber gülüştük. Daha sonra M. Ali’ye “Halis Bey sana bir kıyak yapmış.

Davanı reddetmiş ama temyiz yolunun açık tutmuş diyerek, aylarca güldüğümüzü hatırlıyorum. Ticari bir dava reddedilir de temyiz yolu kapalı tutulabilir mi...

KANUNLARI DÜŞÜRÜR

O tarihlerde, hakimlerin de savcıların da devlet tarafından bugünkü gibi oturacak lojmanları yoktu. Hakimler ve savcılar hür ve yalnız kanunları düşünür ve tatbik ederlerdi. Kimsenin, hatta bırakın en yakın arkadaşlarının, annelerinin ve babalarının bile etkisinde kalmazlardı. Vicdanları hür ve yasaların emrinde hareket ederlerdi. Onun için mutluyum. Ben ve benim neslim rahat ve huzur içinde bu mesleği sürdürdük.

Adli tatil geldiği zaman Halis Özalp eşi ve çocuklarını alır. Baba ocağı Ilgın’a giderdi. Kardeşi orada belediye başkanıydı. Çok zamanlar benim de Halis Bey ve ailesiyle birlikte Ilgın’a gitmişliğim vardı. Ne var ki, bugüne kadar böylesine yakın olmamıza rağmen, bir hata yapmamak için en fazla dikkat ettiğim abim Halis beydi. Duruşma esnasında kimseyi affetmezdi. Ve onun için çok sevilirdi. Ruhu şad olsun. Yine kusursuz ve günahsız nerede ise tamamı genç insanlarımızı şehit verdik. Yüreğim yanıyor. Bunları yapanları lanetliyorum. Ama yetmez, Devletimizin yanındayız. Bitirelim bu işi...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!