Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Gazeteler, “Yargıtay hakimi görevi bırakırken isyan etti. ‘Yaşanan oyunların parçası olmayacağım’ diyen Yargıtay Tetkik Hakimi Celal Çelik, ‘Türk yargısının, hukukun üstünlüğü ve halka adalet dağıtmak ülküsünden giderek uzaklaştığını belirterek görevinden istifa ettiğini” duyurdu.

        Önce tetkik hakimi nedir, ne iş yapar? Bunları hukukçu olmayan okurlarım için açıklamaya çalışacağım.

        BİNLERCE DOSYA

        Yargıtay’da 23 hukuk, 15 ceza dairesi vardır. Gelen dosyalar, olayın ve davaların niteliğine göre görevleri belirlenmiş olan hukuk ve ceza dairelerine gönderilir. Bugün biz sadece hukuk dairelerinden bahsedeceğiz.

        Dosyalar bir hukuk dairesine geldiği zaman öncelikle tetkik hakimleri tarafından incelenir.

        Yargıtay’ın fiziki yapısı son derece sınırlı olduğu ve tetkik hakimlerin çalışabileceği mekanlar olmadığı için verilen dosyaları ancak kendi evlerinde çalışarak hazırlayabilmektedirler.

        Tetkik hakimleri, Yargıtay üyesi değildir fakat Yargıtay hakimleridir. Nihai kararları o dairenin başkan ve üyeleri verir. Her dairede en az (başkanla birlikte) 5 üye vardır.

        Her yıl Türkiye’nin 81 ilinden ve 900’ü aşkın ilçesinden gelen ve toplamı 1 milyon 600 bini geçen dosyalar, öncelikle Yargıtay tetkik hakimlerine verilir.

        Bu hakimler, kendi alanlarında başarılı olmuş kişilerden, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından özenle seçilerek Yargıtay’a tetkik hakimi olarak atanır.

        Yargıtay tetkik hakimleri, daire başkanı tarafından kendisine verilen dosyaların ilk incelemelerini yapar.

        Dava dilekçesinden cevap layihalarına, Yargıtay’a sunulan dilekçelerden karşı tarafların dilekçe ve sunulan delillerine kadar detayları inceler. Bu incelemelerini Yargıtay Daire Başkanlığı’na bir raporla sunar. Kısaca dosyaları didik didik ederler ve belirli günlerde toplanan üyelere brifingle anlatırlar.

        Davaların bozulması ya da hükmün tasdiki yönünde bir açıklama yapamazlar.

        Kısaca, tetkik hakimleri Yargıtay’ın bel kemiğini oluşturur.

        ÖNEMLİ AÇIKLAMA

        Celal Çelik, böyle bir görevi yürütüyordu.

        İstifasını, üyesi olduğu YARSAV’da düzenlediği basın toplantısında açıkladığı bildirilen haberlerde, “40 yaşında olduğunu, iki kızı bulundu-ğunu, ekonomik olarak ayrılmasının zorluklarını bilerek istifayı göze aldığını” belirttikten sonra Yargıtay içindeki huzursuzluklara değinerek, “Yargıtay üyelerinin ve daire başkanlarının hak etmediği şekilde görev yerlerinden alınarak farklı dairelere atandıklarını... Türk yargısının çok derin sıkıntılar yaşadığını... Kişi hak ve özgürlüklerine değer katması gereken karar ve gerçekler ile yargıçlar ve savcıların saygın duruşu söz konusu olması gerekirken biat, bedelli ikbal beklentileri, blok oy uygulamaları, koltuk ve yaranma hesaplarının varlığının mideleri bulandırdığını...” ifade ederek... Devamla...

        Düşünen, söyleyen ve yazan muhalif yazarların, basın mensuplarının yargı eliyle zindanlarda çürütülmesinin ve toplumda oluşturulan baskının yargıç olarak vicdanlarında eziklik yarattığını...” ifade ile...

        YARSAV üyelerine yönelik taraflı uygulamalar, halkımızın beklemekte olduğu adaletten, Adalet Bakanı’nın iradesi altındaki HSYK eliyle her gün biraz daha uzaklaştırılması nedeniyle bu oyunun bir parçası olmamak için yargıçlıktan istifa ettiğini...” açıklamıştır.

        CESUR KARAR

        Doğrusu istenirse bu çok cesur kararın ve istifanın içinde, aslında bilinen çok şeyler gün ışığına çıkarılmıştır. Ne var ki bu ferdi bir başkaldırıdır. Bahsi edilen konular, Yargıtay’ın iç meseleleri hariç bizim geçmişte yazdıklarımızla örtüşmektedir.

        Kaldı ki bütün bu konular bir süre önce, gerek Ankara gerekse İstanbul Baro Başkanları tarafından çok daha ağır şekilde ifade edilmiştir. Arkasını rüzgara dayamış bazı kurum ve kişiler, 1960 ve 1980 askeri ihtilali sonrası, o devrin hakim ve savcılarının bugün nasıl hatırlandığını ve haklarında neler söylendiğini ve yazıldığını bir kere gözden geçirmeli ve okumalıdır.

        Rüzgar bazen ve mutlaka bir gün doğru da esecektir. Bekleyelim, göreceğiz...

        Not: Geçen haftaki ‘Ankara’ başlıklı yazımda Dedeman Otel’den bahsetmiştim. Yetkililer İstanbul’dan, Genel Müdür ise Ankara’dan ayrı ayrı aradı. 7 Ekim’de bizimle konuşmak için İzmir’e geliyorlar. Bunu ayrıca yazacağım. TAV’a gelince... Dut yemiş bülbül gibi... Ne ses ne bir nefes ne de bir özür. Sanki taş mübarekler. Bunu da tekrar yazacağım.

        Diğer Yazılar