Başbakan ve Çin Bambusu
ÇİN bambusunun öyküsünü bilir misiniz?
Tohumlar atıldıktan sonra beş sene boyunca toprakta yalnızca ufacık bir sürgün uç verir. Büyüme tamamen yeraltında olur, yatay ve dikey olarak ilerleyen karmaşık bir kök yapısı oluşturur.
Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir.
Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir.
Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez.
Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
İnatçı tohum yine filiz vermez.
Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet beşinci yılın sonunda birden büyümeye başlayan bambu altı haftada yaklaşık 25-27 metre boyuna ulaşır.
Pazartesi günü TRT'1 de "1'e 1 Futbol"da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı dinledim. Başbakan'ın Türk sporu konusunda özellikle yabancı sayısındaki yükseliş ve alt yapı konusunda söyledikleri çok önemliydi. (Ne ilginçtir ki, Erdoğan'ı konuk eden Hakan Şükür ve Sergen Yalçın kulüplerinin altyapısından yetişen ve ülke futboluna damga vuran isimlerdi) Arjantin ve Brezilya'nın, futbolda bir anlamda sanayi haline geldiğine dikkati çeken Erdoğan, bu ülkelerin birçok ülke ligine futbolcu ihraç ettiğini hatırlattı.
Erdoğan şunları söyledi:
"Türkiye'nin, bu ülkeleri çok iyi incelemesi, Futbol Federasyonu'nun bunlar üzerinde çok iyi bir çalışma yapması lazım. Altyapıysa biz zaten devlet olarak bu işe gireceğiz ama kulüplerin de bu işe ayrıca girmesi gerek. Türkiye olarak bizler ülkemizde yüzlerce sentetik çim sahaları yaptığımız zaman çekirdekten itibaren gelecek kuşakları yetiştirebiliriz. Yoksa milli takıma oyuncu bulamayacağız."
Dünyada birçok ülke insanlarına futbolu sevdirmek için çabalarken, bizde milyonların takip ettiği, tutkuyla bağlandığı ve imkânı dâhilinde en fazla yapmak istediği spor dalı futbol.
Ülkemizde, giderek artan, genç bir nüfus, büyük kısmı hayallerinde Sergen ya da Hakan gibi olmak yer tutsa da ve bu hayal gerçek olmasa da, zevkine ve gittiği yere kadar top peşinde koşturmak için can atıyor.
Ne yazık ki halkımızın futbolu sevdiği kadar yöneticilerimiz futbolu sevmiyor.
O zaman sevip sevilmediğinizde yabancılaşıyorsunuz. Aynı metafordan gidersek futbolunuz da yabancılaşıyor. Başbakanın dikkat çektiği gibi milli takıma oyuncu verecek futbolcu bulamayacak kadar yabancılaşıyor.
Aslında Başbakan futbol üzerinden tüm Türk sporu için de mesaj veriyor. Yapısal sorunları çözmek yerine devşirme modellerle madalya avcılığı yaparak günü kurtarıyoruz.
"Taşı delen suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir" sözünü çok severim.
Başbakanın çok doğru tespitlerinin hayata geçmesi için bambu üreticisi sabrına sahip olmak gerekir.
Ve geriye tek bir soru kalıyor.
Bunu kim ve nasıl yapacak?