Ve Aydınlar satrancı kaybetti
FUTBOLUN tarihi Genel Kurulu'nun tek bir sonucu var: Mehmet Ali Aydınlar ve yönetimi kapalı kapılar arkasında kurduğu satranç taktiğini kaybetmiş oldu. Aydınlar'ın yönetim taktiğini "çözemezsen ertele" olarak değerlendiren Fatih Altaylı'nın yorumuna ben de bir katkı yapayım: Hamur yoğurmak istemeyen kadın akşama kadar değil "genel kurula" kadar un elermiş. Bugün yaşananları görünce bizim de geçmişte kaleme aldığımız yazıları bugün okumak daha da bir anlam ifade ediyor. Bu nedenle geçtiğimiz yıl 4 Eylül tarihinde yayınlanan "Aydınlar satrancı kaybediyor mu" başlıklı yazıma küçük bir ilave yaparak tekrar yayınlamak istiyorum.
"Yöneticilerimizin futbolumuzdaki kaosu ustalıkla çözüme ulaştırmasını beklerken, F.Bahçe'nin UEFA kararı ile yaşananlar ulusal sınırları aşıp beynelmilel boyutlara ulaştı.
Bir usta olmak zaman ister, hiçbir şekilde parayla satın alınamayacak tecrübe ister. Başbakan dahi çıraklık, kalfalık derken 9 yılın sonunda ustalık dönemini ilan etmişti. Mehmet Ali Aydınlar ise çıraklık döneminin daha ilk günlerinde büyük fırtınalara yakalandı ama ne yazık ki ne kendisi ne de tayfası bu tecrübeye sahip değildi. Onun göreve gelmesini isteyenler gelecek dalgaları biliyordu ve ondan bir bakıma dalgakıran, darbe emici olması bekleniyordu. Fenerbahçeliliği tartışma götürmez Aydınlar'ın Fenerbahçe'nin yaşayacağı muhtemel küme düşürme kararlarında bu dalgaları Türkiye'de göğüsleyebilecek en önemli ve doğru bir isim olduğu kuşkusuz. Ama olaylar özellikle de UEFA'nın kararından sonra öyle bir noktaya geldi ki dalgalar tsunamiye dönüştü. Hele ki Ali Koç'un tüylerimi diken diken eden ve bana bir zamanlar ihtilal çağrısı yapan sivilleri hatırlatan 'devlet el koysun' demeçleri kaosu iyice tırmandırdı. Artık olayları yönlendirmek yerine olaylar sizi yönlendirmeye başlar. Aydınlar'ın bugün içinde bulunduğu durumu en iyi anlatacak şey büyük ustalık gerektiren satranç oyununda buldum: Zugsvvang (Hamlesizlik). Oyunun bir yerine geldiğiniz zaman, hangi hamleyi yaparsanız yapın, çok büyük bir kayba uğrar ve kaybedersiniz. Mağlubiyet kaçınılmazdır.
Üstelik, Federasyon'un özellikle Mehmet Ali Aydınlar'ın durumu hem "hamlesizlik" ile hem de korkarım ki, "zeitnott" denilen "zaman sıkışması" ile örtüşüyor. Satranç zamana karşı oynanır, "zaman sıkışması da, zaman darlığı içerisinde bir an doğruyu bulabilme çıkmazı veya açmazını ve buradan çıkış yollarını ifade eder. Ama süre de her geçen dakika azalmaktadır. Kaybedilen her zaman panik durumunu artırmaktadır. "Önce Etik Kurulu raporunu, daha sonra iddianameyi bekleyeceğiz" diyerek zaman kazanmaya çalışılırken UEFA'nın Şampiyonlar Ligi kura çekiminden bir gün önceki ilk ve tek hamlesi tüm planları alt-üst etti. Peki Aydınlar, önümüzdeki süreçte bir satranç ustası bir Grand master gibi kararlar alabilir mi?
HASTA FUTBOL
Aydınlar, Haziran ayının ilk haftalarında ilk hamlesinde "şah-mat" diyerek başkan olacağı belli olduğunda şunları yazmıştım:
"...Ne de olsa Türk futbolu da tıpkı Avrupa diplomasisi gibi 'dövülerek şekli verilen demir gibi zorluk altında' biçim almıştı. Mehmet Ali Aydınlar'a güç dengesi teorisyenlerinin önemli bir kuralını da hatırlatmak isterim: Bir liderin ana görevi yalnızca güç dengesini korumak değil, aynı zamanda ona şekil vermektir. Aydınlar'ın gelecekte yapacağı tercih de O'nun "statükonun devamı" veya "reformist" bir kimlik almasını sağlayacaktır."
25 Haziran'dan bu yana geçen sürede aldığımız üç ders: 1 - Aydınlar güç dengesine şekil vermek yerine güç dengesini korumayı tercih etmiştir. 2- Reformist bir kimlik ile değil statükonun devamı olarak anılacaktır.
Üçüncüsü ve en önemlisi de, Avrupa diplomasisi gibi "döğülerek şekil verilen demir gibi zorluklar altında biçim alan Türk futbolu" önceleri Avrupa diplomasisine benzetilirken şimdi I. Dünya Savaşı'ndaki Avrupalıların kodlaması ile "hasta adam" durumuna düş(ürül)müştür.