Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Devletin televizyonunda 1990 yılında bildiğimiz pala bıyığı ve kıvırcık saçlarıyla “Fırtına”yı söylüyor Derya Köroğlu. En basit aşk şarkısında bile yanlış anlamalara mahal vermemek için olmayacak kelimeleri bile sansürleyen denetimci kurul nasıl oldu da Yeni Türkü’nün bu şarkısına izin verdi acaba?

        12 Eylül sonrası ilk öğrenci yürüyüşlerinden etkilenen Murathan Mungan bir devrim marşı yazmıştır bu şarkının sözleriyle aslında. “Ne geçmiş tükendi ne yarınlar / Hayat yeniler bizleri” diyerek tam da 12 Eylül karanlığından çıkan gençlere umut aşılarken “Geçse de yolumuz bozkırlardan / Denizler’e çıkar sokak” diye yol gösteriyor. Kim bilir, belki de TRT hakikaten gençlerin kumsallara, plajlara davet edildiğini düşündü.

        “Fırtına” ÖDP’nin kuruluş şarkısı bile oldu zamanında.

        Yeni Türkü şarkılarının bir ilke kararıyla siyasi partilere malzeme olmasına izin vermiyor değil, ama belli ki seçiyorlar.

        Bugün, o zamanlar “aşk ve devrimin partisi” olarak pazarlanan ÖDP’den eser yok. Kimsenin de “Fırtına”yı partiyle özdeşleştirdiğini zannetmiyorum. Olsa olsa yine bir yenilmişlik hikâyesi olur ki Yeni Türkü’nün geçmişinde bunlara epey örnek var.

        Yine Murathan Mungan’ın sözleriyle 1983’te yayınlanan “Çember” 12 Eylül’ün buldozer gibi ezdiği gençlerin çaresizliğine işaret eder. Sansür kurulunun yine anlamadığına emin olduğum “Maskeli Balo” ve sahte yüzleri ise pes etmişliğe: “Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi.”

        Devrim sadece yürüyüşler, sloganlar ve dirilişle değil, aynı zamanda aşkta da belli eder grubun şarkılarında kendisini. Bir erkeğin bir başka erkeğe yazdığı aşk şarkısını ilk söyleyen de onlardı: “Bırak bana anlatma imkânsız sevgimizi / Sevmek birçok şeyi göze almaktır.”

        Yeni Türkü bir Grup Yorum kadar kör parmağım gözüne olmasa da hep politik oldu, az şey başarmadı. Ortada böyle bir miras var.

        ŞİMDİ NEREDELER?

        Yıllar içinde her şey gibi Yeni Türkü de değişti. Eski üyeler bambaşka yerlere savruldu, Derya Köroğlu nostaljik değeriyle grubu ayakta tutuyor, konserler veriyor.

        Selim Atakan’ın eşi Zeynep Özbatur mesela Antalya Belediyesi’yle iş yapıyor, Altın Portakal Film Festivali’nin organizatörü olarak. Cengiz Onural’ın Aria isimli bir grubu var, şirketlere ve dizilere müzik satıyorlar; Aria’nın bir diğer üyesi Bora Ebeoğlu yıllarca “Kurtlar Vadisi”ne çalıştı.

        Yeni Türkü’yü zamanında ayrı kılan, zamanın ruhuydu. Devrim hâlâ hafızalarda çok yeniydi. Yenilmişlik hissinden kurtulmanın yolları, grubun şarklarında dillendirdiği gibi meyhane masalarının en taze konuları arasında yer alıyordu.

        Bugün o zeitgeist değişti. Bugün hâlâ devrim umutları beklemek mümkün mü; türküler eskidi.

        REFERANDUM ŞARKISI

        CHP’ye “Bana Bir Masal Anlat Baba” şarkısını vermeyen Cengiz Onural’ın izini taşıyan ve referandum sürecine uygun bir başka Yeni Türkü şarkısı var aslında... Beste Yunanistan’dan ithal, üzerine Onural ve Refik Durbaş dublaj yapmışlar.

        Sözlerini değiştirmeden aktarıyorum, zaten değiştirmeye de gerek yok:

        Hayır deme bana her an / İnadı bir yana bırak / Kararına bağlı inan / Şu yoksulluktan kurtulman / Hayatın çekilir olur / Ah bir evet desen bana / Soğuk suya girmez elin.

        Evet cephesinin aklına bu şarkıyı aynen kullanmak neden gelmedi acaba? Hem görürdük sahiden Cengiz Onural sadece “Hayır” cephesine mi şarkı satmıyor yoksa gerçekten siyasi propagandaya alet edilsin istemiyor mu eserleri...

        #SüperBaba

        VASAT VE KLİŞE

        Kemal Kılıçdaroğlu’nun referandum kampanyası için kullanmak istediği “Bana Bir Masal Anlat Baba” da düpedüz jingle’dı. Eski solcuların reklam ajanslarında çalışması klişesine denk gelecek şekilde özel televizyonlar tıpkı Leman çizerleri gibi Yeni Türkü üyelerine de yeni ekmek kapısı oldu. Jargona “jingle” girdi.

        “Süper Baba” dizisi için yapılmış, Yeni Türkü üyelerinden biri bestelese de Oya Küçümen tarafından seslendirilmiş ve her cuma yayınlanan bir diziye ek olması amacıyla hazırlanmıştı o şarkı da. Bir Yeni Türkü şarkısı demek bile zordur aslında.

        Şarkı da tıpkı “Süper Baba” dizisi gibi özünde vasat ve klişedir. Tek başına bir babanın ayakta tutmaya çalıştığı aileye dair yeni bir söz söylemek yerine geçim derdi, çekirdek aile ama özellikle de düzen içinde var olmak adına bilinen bütün klişeleri tekrarlar. Okulda kopya çekmenin insanı hayatta ahlaksızlığa sürükleyeceğinden, babaya isyanın kötülüğüne kadar...

        Oysa babanın sabit bir işi bile yoktur. Hatta hayatında çoğu zaman (evlilik de dahil) yanlış kararlar vermiş, kendi acizliği yüzünden yaptığı bir hatanın sonucu hapse bile girmiştir. Dizi ise bu otorite figürünün sorgulanmasını bir an bile istemez, aksine kurulu düzen ve sağduyunun diğer bekçileri öğretmen gibi karakterleri araya serpiştirerek doğru yolun tek olduğunda inat eder.

        Bu didaktik dizide babanın süperliği de şarkıdaki gibi bir masaldır aslında.

        Bu sefer Yeni Türkü gençlerin “yıllardan sonra, yollardan sonra” yeniden yan yana gelmeleri için değil, çocukların evde oturup süperliği tartışmalı babadan masal dinlemesini öğütler. Halbuki gençler dün olduğu gibi bugün de hep “Başka türlü bir şey” istiyor, ama baba korkusu ve baba figürünün yansıması devlet, yolu hep kapatıyor.

        Hâlâ başka türlü bir şey özlemini taşıyanların karşısına “Bana Bir Masal Anlat Baba” şarkısıyla çıkmayı planlamak bir yanıyla müthiş bir aymazlıktır. Ama diğer yandan da aslında statükonun tek bir partinin ya da siyasi hareketin tekelinde olmadığının, muhalif ya da iktidar, düzeni var eden bütün unsurlar tarafından sahiplendiğinin bilinçaltındaki kanıtıdır.

        BRUCE NE YAPMIŞTI?

        Politikacıların her zaman şarkıların mesajlarını anlamalarını beklemek haksızlık olur herhalde. Ronald Reagan da Bruce Springsteen’i anlamamıştı. 80’lerde Amerika’ya yeni bir umut aşılamak için sürekli olumlu mesaj veren ve belki de tarihin en unutulmaz reklam kampanyasına imza atan eski aktör kampanyada “Born in the USA” şarkısını kullanmak istemişti.

        Oysa işçi sınıfından gelen Springsteen’in bol bayraklı, adı ve albüm kapağıyla milliyetçilik pompalıyormuş gibi görünen şarkısı aslında çok keskin bir düzen eleştirisiydi. Nitekim Reagan’a verdiği yanıt da “Hayır” oldu. Buna rağmen seçim kampanyasında adının geçmesine engel olamadı. Bir seferinde Reagan topladığı kalabalığa Springsteen üzerinden hitap etti: “Amerika’nın geleceği kalbimizdeki binlerce rüyada gizli... Pek çok genç Amerikalının hayran olduğu genç bir adamın şarkılarındaki umut mesajlarında gizli... New Jerseyli Bruce Springsteen’in...” Şarkılarında vermek istediği mesajın Reagan tarafından çarpıtılması sonraki yıllarda Springsteen’i daha da politize etti. Sadece şarkı sözleriyle değil demeçleriyle keskin solcu mesajlar vermeye başladı, bugün de hâlâ Amerika’nın muhalif duruşa sahip şarkıcıları arasında yer alıyor.

        Diğer Yazılar