Kültür dediğin tek dışı kalmış canavar
Kız kavgası yüzünden birbirine giren iki şarkıcının atışması düelloya dönüşünce bir arkadaşım, “Eğer Chris Brown istemezse kültür adına Soulja Boy’la ben dövüşürüm” dedi. Kültür genellikle kavga dövüşle, hatta Chris Brown gibi kötü çocuk rolünü oynamaya meyilli biriyle özdeşleştirilen bir kavram değil normalde. Rihanna’nın suratını patlatan biriyle kültür kavramını aynı anda kullanmak çok akla yatkın görünmüyor.
Ama son yıllarda kültür, daha doğrusu büyük harfle yazılan ve özel isim niyetine kullanılan Kültür olur olmaz herkesin diline yapıştı.
Bu yılın en iddialı gruplarından Migos albümlerine “Culture” adını verdi; aynı zamanda bir öfkenin de dışavurumuydu, zira Atlantalı üçlü yıllarca kendi müziklerinin hakları verilmeden başkalarınca kullanıldığını iddia edip Kültür’ün asıl sahibinin kim olduğunu böylece ele güne ilan etti.
Amerika’da Trump’ın yükselişini hızlandıran alternatif sağ basının mimarlarından Andrew Breitbart bugünleri önceden görmüş, bugün Trump’ın danışmanı olan Steve Bannon’la yıllar önce tanıştığında bir öneride bulunmuştu: “Kültür’ü geri kazanmalıyız.”
Muhafazakârlar özellikle demokrat söylemlerin topluma hâkim olmasından son derece rahatsızdı ve bu uğurda bir Haçlı Seferi başlatmaya niyetliydi. Trump’ı yaratan da bu Kültür oldu zaten. Kültür’ü geri kazanıp göçmen (özellikle İslam) karşıtı, aynı zamanda çevreciliği önemsemeyen, bankaların ve dev şirketlerin denetimsizce büyümesine göz yuman, eşcinsel (ya da azınlık) haklarının önemsenmediği, çeşitliliğin ve toplumdaki farklı desenlerin görmezden gelindiği dünya kurmaktı asıl amaçları.
ÜÇ TANIMI VAR
Biyolojik kullanımını bir yana bırakırsak, kültür sözcüğünü çoğu zaman sık sık pek de ne anlama geldiğini bilmeden kullanıyoruz. Köşe yazarları arasında bir polemik kültürü var mı? Basında bir tetikçi kültüründen söz edilebilir mesela. Ana haberlerde bir anchorman kültürü vardı bir zamanlar... Ama bunların hiçbiri bir kültür değil aslında.
Yıllardır iş dünyasında bir Koç kültürü olduğundan söz edilir; burada kastedilen daha çok bir şirketin yıllar içinde oluşturduğu prensip ve teamüllerle birlikte iş yapabilme biçimi. Kültür iş dünyasında o kadar çok sık kullanıldı ki anlamını da yitirdi. “Şeffaflık kültürü” ya da “denetim kültürü” olduğunu iddia eden kurumlarda ikisi de pek yok gibi.
Sözcüğün sık kullanılması insanların kafasını karıştırmış olsa gerek ki Meriam Webster sözlüğü 2014’ün kelimesi olarak “kültür”ü seçti. Kullanıcılar en çok bu sözcüğün anlamına bakmışlar.
Eleştirmen Raymond Williams, kültürün üç anlamı olduğunu yazıyor. Birincisi bireysel bir gelişmeye vurgu yapıyor, birinden kültürlü diye bahsettiğimizde mesela. Diğer anlamı kültürü bir yaşam ve hayata yaklaşım biçimi yerine koyuyor, tıpkı Fransız kültürü ya da Koç kültürü gibi. Son olaraksa kültür bir aktivitenin yerini tutuyor, konserlere ya da müzeye gitmek, Kültür Bakanlığı’nın görev alanına giren bir aktivite.
ŞARAP VE KAHVE KÜLTÜRÜ
New Yorker’da Joshua Rothman’ın yazdığına göre son yıllarda kültür olur olmaz yerlerde kullanılmaya ve hiçbir anlam ifade etmemeye başladı. “Şöhret kültürü” örneğinde olduğu gibi süregelen bir etkisi olduğu varsayılıyor ya da kahve kültürü gibi gerçekte kültürle pek ilgisi olmayan yerlerde de kullanılıyor. Yıllar önce Ankara’da roze şarap içmeyi öğrenen yeni zengin gençler bana “şarap kültüründen” söz etmişlerdi mesela, hep aklımda kaldı.
Bir şeyi kültür adına yapmak son yıllarda ortaya çıktı sokak dilinde. Sanırım hem gaza gelip insanın normalde yapmayacağı, hem de bir topluluğa ait olmak, katkıda bulunmak adına gerçekleştirilen bir eylemi kastediyor.
Snapchat kullanmak, Tinder’dan sevgili bulmak, hatta çeşitli lokantalara gitmenin bile sonuna kültür iliştirildi.
Üniversitelerde ardı ardına gelen haberlere Amerikan basını son yıllarda “tecavüz kültürü” kavramını sık sık kullanınca kavrama olumsuz bir anlam da yüklenmeye başladı.
Resmin bütününde ise Kültür gitgide yeni mücadele alanı, düşürülmesi gereken bir kale, kazanılması zorunlu bir cephe olarak karşımıza çıkmaya başladı. Sizin kültürünüzle başkalarınınki aynı olmayabilir, ama Kültür’e sahip olan gücü de kontrol edeceğini biliyor.
#KÜLTÜR2017
Ünlülerin yer aldığı bu fotoğrafın photoshop olduğu ortaya çıktı.
YİNE O FOTOĞRAF ÜZERİNE
Öte yandan büyük harfle yazılan, özel isim olarak kullanılan Kültür ise daha çok popüler kültürün kısaltması, ama aynı zamanda da bir etkinlik vurgusu. İçinde Magic Johnson, Jack Nicholson, Eddie Murphy, Madonna, Prince ve Michael Jackson’ın yer aldığı bir fotoğraf binlerce kere #Kültür etiketiyle paylaşıldı. Hakikaten de 80’leri daha net özetleyecek daha kuvvetli bir fotoğraf karesi düşünülemez. Tabii anında photoshop olduğu ortaya çıktı. Kültür o yıllarda henüz bugünkü noktaya gelmemişti herhalde.
Bir özel isim olarak Kültür’ün kullanılmasında hip-hop kültürünün etkisi, siyahların kendi iletişim ritüelinin anaakım tarafından sahiplenilmesi önemli neden.
Bu yüzden de geçen hafta Kylie Jenner’ın bir dolu ünlüyü sığdırdığı tuvalet fotoğrafı ise Kültür’ün tam da net karşılığı. Karedeki her bir ünlü ayrı ayrı günümüzde Kültür’ün kod haritasını temsil ediyor. Reality show’la yıldız olunduğu, sosyal medya skorunun önemsendiği, Harlem’den çıkan eski bir uyuşturucu satıcısının moda ikonuna dönüştüğü ve Dior’un yüzü yapıldığı, bir tweet’in bir gazeteden fazla kişiye yayıldığı, kendi halinde müzik yapan birinin yılın en iyi albümünü çıkardığı, küçücük bir filmin Oscar kazandığı bir dönem...
KÜLTÜR ADINA NELER YAPIYORUM?
Üç günlüğüne Miami’ye geldim, Rolling Loud adlı hip-hop festivali için. Cuma gecesi A$AP Rocky, cumartesi Kendrick Lamar, bu akşam ise Travis Scott programda. Kültür’ün en önemli rap yıldızları burada. Ben de kültür adına hayatımda ilk defa iterek, zorla en öne kadar gittim.
Miami’de Küba göçmenlerinden miras bir hamburger çeşidi var, “frita” adı ve bizim ıslak hamburger gibi bir tür yerel yorum. Özelliği köftenin dışında kibrit patates olması. Bir zamanlar Beyoğlu’nda gece çıkıldığında Bambi’ye nasıl kültür adına gidiyorsak Miami’de de “frita” yemek aynı amaçlı.
Uçak yolculukları hep kötü, daha da kötü oluyor gitgide ve bunu bilerek uçağa biniyoruz. Cehennemde havayolları çalışanları için ayrı bir kat olduğuna inanıyorum ve her seferinde isyan ediyorum. İsyanımın bir yere varmayacağını bilmeme rağmen Twitter’da mutlaka havayoluna ağır bir hakaret ediyorum, kültür adına.
Gündüz vakti dünyanın herhangi bir yerindeki Soho House’lardan birine giderseniz önlerinde dizüstü bilgisayarla masada çok yoğun çalışıyormuş gibi görünen bir dolu insan göreceksiniz. Ben de gittiğimde mutlaka bilgisayarımı kültür adına çıkarıp masaya koyuyor ve çalışıyormuş gibi yapıyorum.