Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 

FETÖ MEDYASI

PENNSYLVANIA ziyaretçisi yöneticinin haber kanalında Pennsylvania ziyaretçisi ekran yüzü New York’tan heyecanla aktarıyor Zarrab olayını. 24 saatlik haber maratonunda köpürtme, abartma hissini anlıyorum. Anlamadığım ise vefa... Ne bağlılıkmış bu Kırık Hoca’ya. Davadan Türkiye’nin aleyhine bir sonuç çıkabilme ihtimali adeta sevince boğuyor gazeteciyi.

Köpürtme operasyonunun diğer ayağı Twitter.

Yolu bir dönem FETÖ’den geçen ama artık bağlarının kalmadığını iddia edip muhalif basında at koşturan bukalemunlar ön planda. Davada adları bir şekilde geçeceği için jüri seçiminde çıkar çatışması olmaması adına sorulacak isimlerin olduğu listeler sanki tanık ya da sanıkların olduğu şok belgelermiş gibi sunuluyor. Ne yazık ki en aklı başında, en okumuş-yazmış insanlar bile bu tuzağa düşüyor.

Derken mantar gibi uyduruk haber sitelerinin kurulduğunu görüyoruz. Bir gazetenin okur temsilcisiyken FETÖ’nün İngilizce gazetesine yazı yazan, Washington D.C.’ye FETÖ bütçesiyle gönderilip örgüt propagandasını yapan “etik” gazeteci yine ortaya çıkmış mesela...

Dünyanın dört bir yanından muhalif gazeteci kılığındaki kripto FETÖ’cüler algıyı yöneterek Türkiye’deki Erdoğan karşıtlarını gaza getiriyor.

Bir de tabii dünya basınına yalan satıyorlar.

Wall Street Journal’da yer alan Fethullah Gülen’in kaçırılması için Türk hükümetinin 15 milyon dolar önerdiği iddiası bizzat gazetenin yazdığı gibi “toplantıda yer almayan kaynaklara” dayanıyor. Buram buram STV dizisi kokan bu senaryonun WSJ’ı “Biz eskiden hükümete yakındık” diye kandıran bir FETÖ’cü tarafından servis edildiği o kadar belli ki.

Şimdiki işleri Flynn-Zarrab bağını kurmak, Türkiye’yi çok iyi bilmeyen yabancı gazetecileri manipüle etmek. The Daily Beast’ten ProPublica’ya kötü yazılmış haberlerdeki zorlama bağlantıların ardındaki “kaynak” kim mi? Zamanında tek bir merkezden Balyoz-Ergenekon senaryolarını kim uydurduysa o.

ATLETLİ MUHALEFET

Kendi yeteneğiyle sandıkta Erdoğan’ı bir türlü deviremeyen anamuhalefet, umudunu yine üçüncü bir güce bağlamış. 15 Temmuz’da CHP milletvekilleri heyecanlı tweet’ler atıyordu, Zarrab davasına da muhalefet özel ilgi gösteriyor. Gönüllerinden geçen, ABD’de görülen bu dava yüzünden Türk hükümetinin düşmesi. Düşse bile seçmen CHP’ye mi görev verecek sanki...

Kör bir Erdoğan düşmanlığından Zarrab davasının Türkiye’nin ekonomik özgürlüğü ve bağımsızlığına dünyanın şerifi tarafından indirilmeye çalışılan bir darbe olduğunu görmüyor muhalefet.

ABD istiyor ki kendisi düşman diye başka ülkeler de İran’la ilişkiyi koparsın. Yüzyıllardır sınırdaki komşusuyla hiçbir sorun yaşamamış Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar. Nedeni de ABD’nin gözetiminin dışında iki ülkenin sadece kendi çıkarlarına yarayacak oyuncaklı bir sistem kurmaları. Aynı ABD el altından zamanında İran’a silah satmaktan çekinmiyordu ama, şimdiki hassasiyet ne? Pastadan pay alamadığı, İran-Türkiye arasındaki alışverişten çıkarı olmadığı için.

Yarın öbür gün Türkiye’yi yönetecek siyasetçiler de böyle kritik kararlar vermek zorunda. Türkiye’nin çıkarlarını mı ön planda tutacaklar, yoksa kendi ülke ekonomisini ABD’ye bağımlı halde tutmaya devam mı edecekler? Türkiye’de geçmişin benzin kuyruklarına benzer bir doğalgaz krizi yaşanırsa mesela...

New York’ta görülen davanın özeti bu.

SOSYAL MEDYA DEVRİMCİLERİ

Kendi yankı odasının dışına çıkmayan ve dünyayı sosyal medyadan takip eden Türkiye’deki bir seçmen grubu, Reza Zarrab olayına umutlarını bağladı. Gezi, 17-25 Aralık süreçlerinde de FETÖ’cülerin kolaylıkla manipüle ettiği bu insanların da tek derdi Erdoğan gitsin ama ne şekilde giderse gitsin.

Sosyal medya mı muhalif gazetecileri etkiliyor, yoksa muhalif gazeteciler mi sosyal medyanın gazına geliyor? Bazen bu ilişkiyi kestirmek bile bulanıklaşıyor.

Ama sosyal medyanın yakın tarihinin gösterdiği bir gerçek var: Twitter’da ne olursa gerçek hayatta tersi oluyor. Öyle olsa Sarıgül şimdi İstanbul’u yönetiyordu, Ekmel Bey diye biri de Cumhurbaşkanı’ydı. O yüzden Reza’nın Erdoğan’ı devireceğine bel bağlamak, yeni bir Beyaz Türk hüsranı olacak gibi görünüyor.

*************

#HıncalUluç

SON İKİ NOT

BİR: Ben Ertegün yabancı konuklarını Bodrum’un içinde dolaştırmıyor derken Yunan adalarına götürüyor demedim ki. Bizim Gökova kıyılarında geziyorlar tekneyle, bizim karasularımızda tatil yapıyorlar, Türkiye’nin kıyılarını görüyorlar dedim. Kıyılarımız da ülkemizin bir parçası olduğuna göre bu da bir Türkiye tanıtımı.

İKİ: Hep gazetecileri okuduğunu anlamamakla haklı olarak eleştiren benim meslekteki ustam nasıl da üstünkörü okumuş yazımı... Bir Hıncal Abi tepkisi vermem şart: Breh.. breh.. breh!.. (İki nokta ve ünlem dahil.)

*************

#ArifMardin

İKİ MÜZİSYENDEN GELEN MESAJ

SİNA KOLOĞLU: İlhan Mimaroğlu (Ertegün’ün sahibi olduğu) Atlantic Records’tan albüm çıkardı. Moğollar, Academic Charles Cross Ödülü’nü aldı. Tarkan neden almadı? O yıllar, yani New York günleri neden boş geçti?

ALİ ŞAHİNBAŞ: Arif Mardin aile dostumuzdu. Fikir ya da destek versin diye Türkiye’den ona gönderilen birçok işi beğenmezdi belki ama oturup hepsini dikkatle dinler ve neden beğenmediğini anlattığı mektupları eser” sahiplerine geri gönderirdi.

*************

‘80 KİŞİ’ KRİTERLERİ

- ZAMANINDA FETÖ örgütlenmelerini ziyaret etmelerini “Biz herkesle görüşüyoruz” diye açıklayan siyasi partilerin duruşuna inanmam.

- Emrullah Uslu gibi tiplerle zamanında panellere katılan, onunla karşı fikri savunmuş olsa da aynı masada oturarak muhatap alan muhaliflere güvenmem.

- Sırf dönemin ruhuna uygun ve çıkarlar öyle gerektiriyor diye Ekrem Dumanlı’nın uyduruk öykü kitabını basan yayıncıyı, o öykülere övgüler düzen edebiyatçıyı muhatap alamam.

- TMSF medyasında yöneticilik yapıp istediğinizi alamayınca muhalif saflarda gezinen gazetecileri ikna edici bulamam.

- Mahallenin solcu kontesi diye Kürtçülük’ten FETÖ’cülüğe çalmadık kapı bırakmayıp hâlâ başkalarına ahlak dersi verenleri kapıdan sokmam.

- Zamanında her türlü palavrayı “Fuat Avni yazdı, kesin bilgi, önemse ve yay” diyenle işim olmaz.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir 3 yıl önce hakkaten Tarkan o yıllarda abd de ne yaptı? biri yazsa da okusak öğrensek.. tarkanın zor abd yılları.. köşe başında simit satardı :)))
    CEVAPLA
  • Misafir 3 yıl önce İyi ki senin gibi biri doğmuş ve gazeteci olmuş. Olayları senin yorumunla okumak, yalnız olmadığımızı görmek ne güzel!
    CEVAPLA
  • Misafir 3 yıl önce Adamın dibisin!...
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (22)