Son Dakika

Gülben-Seren kavgasına dalıyorum

04.02.2018 - 04:20 | Güncelleme:

 

ANNESİ Nevin Teoman’ın izinden gitse aristokrasinin olmadığı Türkiye’nin prensesi olmuştu Seren Serengil. İtalyan bir anne ve Türk bir babanın kızı olan annesi onu bale ve dans dersleri, Montrö ve Londra’da okutarak bir heykel gibi şekillendirdi.

Ama kız, babaya çekmiş. Öztürk Serengil’in başlangıcı tiyatro olmasına rağmen o da eliti değil avamı seçmişti. Tiyatro sahnesini değil gazinoyu tercih etti. Sokağı sanatına taşıdı. Alaturka olmaktan gocunmadı.

Seren Serengil de 16 yaşında assolist olarak İbrahim Tatlıses’in kadrosunda çıkıverdi gazino sahnesine. Gerçek hayatta prenses olamadığı gibi magazin dünyasında o unvanların uzağında, bataklığın hep en diplerindeydi.

Beverly Hills sokaklarında Paris Hilton ve Kim Kardashian gezerken, 90’ların sonunda Bağdat Caddesi’nin de iki genç kızı vardı. Billur Kalkavan, hayatı boyunca soyadının ağırlığından sıyrılmak ister gibiydi. Punk oldu, “marjinal” dendi ama özünde aklı başında, kontrollüydü ve kendisini korudu.

Seren Serengil ise ne rezil olmaktan çekindi, ne de insanların onunla alay etmesinden. Hiçbir yeteneği olmamasına, yaptığı her işte başarısız olmasına rağmen kendi “markasını” bir şekilde nakde döndürmeyi başardı. Kolay değil, 30 yıldır gündemde.

Kardashian Ailesi gibi bir imparatorluk kuramadı belki. Ama hep Cadde’nin zengin kızı olarak kaldı. Şarkıcılığı denediği yıllarda çektiği bir klipte üstü açık Mercedes’in üzerine çıkıp dans ettiğinde kaporta çöktü. O zaman bile hiç umursamadı; önemli olan arabaya sahip olmaktı, isterse çökertirdi. Tam olarak o kadar zengindi ve ortaokula İtalya’dan gelen kürkler giyip giderek büyümüş bir genç kız olduğunu hep gözümüze soktu.

BAŞROLDE PARA

Para hep birinci plandaydı zaten. “Jigolo” sevgililerinin Serengil tarafından finanse edilmesi, türlü dolandırıcılıklar, yeni bulunan bir erkeğin çulsuz olmadığını kanıtlamak için söylenen “Kocam o kadar zengin ki ekonomik kriz bizi hiç vurmadı” gibi şuursuz laflar, annenin parasız damat adaylarına onay vermemesi...

Kalp kırıklıklarından sinir krizlerine, yeni doğan çocuğunu kaybetmek gibi trajedilerden anne-kız kavgalarına kadar kendini kamuoyu önünde tartışmaya açmaktan hiç çekinmedi Seren Serengil. Gitti, kapkaç çetesiyle işbirliği yapmaktan cezaevinde yatan bir türkücüyle bile evlendi.

Prenses olmadığını kanıtlamak için daha ne yapması gerekiyordu?

Doğrusu, ne yaparsa yaptıysa yaptı ama bir an bile sahte, hesaplı, yapmacık, zorlama olmadı. Hep bir şekilde gerçekti.

***********

GÖLGELERİN GÜCÜ ADINA 

YILLAR önce bir arkadaşım Gülben Ergen’i yerden yere vuran bir yazı yazdı ve telefonu sabahın erken saatlerinden itibaren durmaksızın çalmaya başladı. Gülben Ergen ısrarla arıyor ama telefonlarına çıkılmıyordu; akşamüstüne doğru iş ciddi bir krize dönüşmüştü.

Sırf dalga geçmek için sonunda “Buyrun ben asistanıyım” diye ben telefonu açtım. Ergen sinir krizi geçiriyor, yazıyı yazan kişiyle konuşmak istediğini söylüyor, bağırıp çağırıyordu.

O arada şöyle bir cümleyi çıkarıverdi ağzından: “Az önce Güneri Cıvaoğlu’nu da aradım...”

O ana kadar sadece dinliyor, mikrofonu elimle kapatıp gizli gizli gülüyordum. Fakat samimiyetle merak ettim ve sordum: “Neden Güneri Cıvaoğlu’nu aradınız ki?”

Cıvaoğlu’nun konuyla uzaktan yakından ilgisi yoktu çünkü. Gazetenin yöneticisi değil, yazı işlerinde görev yapmıyor, yazıyı basıldığında bile büyük ihtimalle görmemiş, görse bile okumamıştı.

Zaten sinirleri tavanda olan Ergen iyice çıldırdı: “Sana mı soracağım, canım kimi isterse onu ararım, Güneri Cıvaoğlu’nu aramak istedim onu aradım.”

SABAH AKŞAM HESAP

Bir güç gösterisi, gazetede çıkan bir yazıya karşı başyazarı da dahil eden bir krize dönüştürecek kadar iddialı, etkili olduğunu kanıtlama hamlesiydi.

Henüz bugünkü kadar güçten gözü dönmüş ve kontrol altına alınası değildi, ama bugünlerin sinyalleri vardı.

Gülben Ergen’in güce yoğunlaşma, tapınma ve güç toplama konusunda özel bir yeteneği olduğu tartışılmaz. Hangi dönem kim yükselirse bir şekilde tavlamayı, etkilemeyi biliyor. Zamanında benzer bir strateji deneyen Yeşim Salkım’a kıyasla en büyük silahı sempatikliği.

Sabahtan akşama tam mesaili bir iş kadar emek gerektiren bu stratejinin de karşılığını alıyor.

Doğrusu, medya onu tam da bu yüzden fazlasıyla el üstünde tuttu. Koruyup kollamak, hatta parlatmak konusunda fazlasıyla bonkör davranıldı ona. Hemen herkese batırılan magazinin iğneleri çoğu zaman onu teğet geçti. Hatta apaçık ortada duran geçmişi, seks kasetinden yeraltı dünyasına savrulan o yıllar bile unutuldu.

Artık “şahdamarıyla” umreye giden kadına kim hangi hakla eski Gülben’i hatırlatabilir?

Gülben Ergen, özellikle medya üzerinde kurduğu hâkimiyetin kendi doğal hakkı olduğunu düşünüyor ve mutlak dokunulmazlık istiyor. Kimse onu sorgulamasın, kendi kendine yarattığı “karaktere” inansınlar. “Gülben Ergen” isimli kurgu karaktere en ufak zarar verecek birini buldozer gibi ezmekten çekinmiyor. Ama bu onun bir kurgu olduğu gerçeğini, her kurgu hikâyenin (Dallas, Yalan Rüzgârı, Marziye) bir sonu olduğu gerçeğini de değiştirmiyor.

*********** 

KİM HAKLI KİM HAKSIZ 

SEREN Serengil tabii ki bu işin reklamını yapacak, mağduriyetini köpürtecek, uzattıkça uzatacak. Bundan besleniyor. Gizliden gizliye keyif aldığı cezaevi hücresinin krokisini elle çizip Instagram’dan paylaşmasından belli. Bunlar işin eğlenceli tarafları.

Ama birinin sudan sebeplerden (hakkında ısrarla konuşmuş, geçerken omzuyla çarpmış vs.) hapse girmesi tehlikeli bir emsal.

Her şey bir yana, ne olmuş yani? Özellikle ünlülerin derilerinin çok daha kalın olması, gerekiyor.

Hukuk keyfi bir silaha dönüşüp basitçe hallolacak bir magazin tartışması cezaevinde bitiyorsa korkmamak mümkün mü? Gücü yeten, yasanın açıklarından faydalanan kurnaz avukatlar ve müşterilerinin susturma çabalarına karşı alınacak tek bir pozisyon var: Her koşul ve şartta ifade özgürlüğünü savunmak.

DEMOKRASİ TARTIŞMASI

Türkiye’de yayın yasakları, tekzipler bedava broşür gibi bol keseden keyfi dağıtılıyor. Acun Ilıcalı jet hızıyla evlilik dışı ilişkisi haberlerine yayın yasağı getirebiliyor mesela. Bu kadar kolay mı?

Dahası, muhalefet partilerinde bile basın özgürlüğünü garanti altına alacak, Amerikan Anayasası’nın bir numaralı ek maddesine benzer bir reform vaadi yok. Sanırım, böyle bir talep de yok ki tam da bu tartışmayı şimdi açması gereken basın konuyu magazin sayfalarına gömüyor.

Konunun taraflarının Gülben Ergen ve Seren Serengil olması bunun bir demokrasi tartışması olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Gülben Ergen hayatında bir kez bir başyazarın köşesine konu olacaksa şimdi zamanı.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 05 Şubat 2018 Pazartesi 17:26
    Gülben ergenı sevmıyorum yapmacık hersey ortada hıc bırsey olmamış gıbı konuyu kapatmayı Iyı bılıyor ama bızde Kım ne artık Iyı Bılıyoruz
  • Misafir 05 Şubat 2018 Pazartesi 17:19
    kaleminize sağlık
  • Misafir 05 Şubat 2018 Pazartesi 13:55
    :clap::clap::clap::clap:
  • Misafir 05 Şubat 2018 Pazartesi 12:50
    gülben ergen gücünü nerden alıyor..çok merak ediyorum ...
  • Misafir 05 Şubat 2018 Pazartesi 12:37
    harika yazmışsınız kaleminize sağlık.
  • Misafir 05 Şubat 2018 Pazartesi 10:34
    Keyifle okudum, magazin sayfalarında olamayacak kadar dobra bir yazı
  • Misafir 05 Şubat 2018 Pazartesi 10:33
    ana kız serengillerin uyuşturucu kaçakçılığından ispanya tutuklanmasını atlamışsınız Oray bey, saygılarımla..
  • Misafir 06 Şubat 2018 Salı 12:57
    Begenmeyenler nesini begenmediniz?gercek olusunu mu?
  • Misafir 04 Şubat 2018 Pazar 15:22
    Yazı harika, kişeler değil!
  • Misafir 04 Şubat 2018 Pazar 14:40
    Gulben hakli.Kendini ve cocuklarini korumaya calisiyor
  • Misafir 04 Şubat 2018 Pazar 14:38
    Sadece seren degil yesim salkim ve erhan celikte gulbenin ustune gidiyor.Buna mobbning denir
  • Misafir 04 Şubat 2018 Pazar 12:39
    Gülben Ergen 7-8 yıl kadar önce yılın annesi seçilmişti. Yılın annesi ve Gülben Ergen! Sözün bittiği yerdir sanırım
  • Misafir 04 Şubat 2018 Pazar 05:48
    Elbette hapis cezası çok komik,olamaz olmamalı ancak S.S bundan memnun:joy: Bu konular da neden erkekler hiç konuşulmaz ahlaki değerleri ortaya dökülmez . Hiç beklemediğiniz bir güç elinize geçince ahlak mercii olma ve bu durumu geçmişte kendisi ve arkadaşlarının arası kiminle bozuksa o şahıslara karşı sürekli kullanma durumu ....
  • Misafir 04 Şubat 2018 Pazar 05:29
    Evet çok doğru bir analiz, bir magazinci bir ilişkiyi ortaya çıkarıp yorumlayabilir tasvip etmeyebilir,,ancak bu ilişkinin gayri ahlaki olduğunu, yapan kadının da ahlaksiz olduğunu ben bu işleri bilirim edasıyla sürekli belirtirse olmaz diye düşünüyorum.Yapan adam nerede...
Kalan karakter : 2000