Babası ve iki kardeşi köydeki yerlerini satıp eşek ve katır sırtında Ankara’ya gidiyor. İki odalı bir gecekondu yapıp yerleşiyorlar. Baba gündüz inşaatlarda amelelik yapıyor; oğlu da gece mimarlıkta okuyor gündüzleri babasının yanında çalışıyor. Çinçin Bağları’nda yaptıkları gecekondulara annesiyle birlikte eşeklerin üzerinde su taşıyorlar. Üniversite bittikten sonra da Ankara’da kat karşılığı iş merkezi yapmaya başlıyorlar.

“Allah nasip etti, Ankara’nın en büyük müteahhit şirketi olduk,” diye anlatıyor Salih Bezci başarı hikayesini Ali Eyüboğlu’na. 

İnşaat sektörüne gecekondu yaparak giren Bezci’nin adını ben de pek çoğunuz gibi Bodrum’a yaptığı gecekonduyla duydum. Bayramda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da denetlediği o süper lüks otel-rezidans karışımı yapılaşmanın sahibi. Her bir dairesi milyonlarca Euro’ya satılacak Göltürkbükü-Yalıkavak arasındaki yapılaşmanın tek bir adı var ama. Gecekondu gibi gözüküyorsa, gecekondu gibi yapılmışsa, yapan da gecekonducuysa adı isterse cafcaflı bir isim konsun, ister Hilton’un Curio Collection” serisine dahil edilsin o bir gecekondudur. 

MUHALİF BELEDİYE VE MEDYA ELELE

Deniz doldurulmuş, sabahlara kadar inşaat yapılmış, şikayetler üzerine jandarmayla kovalamaca yaşanmış, denetimden kaçılmış, ağaçlar kesilmiş, mahkeme durdurmuş ama sonuçta o dev gecekondu el değmemiş koyda yükseldi. Şimdi infial yaşanır, bir süre sonra da sindirilir, unutulur, hatta bugün itiraz edenler de oralarda güneşlenmeye başlar. Daha evvel öyle olmadı mı? Tecavüz edilen koylarda siteler, lüks oteller yükseldi ve yerli turist de bunu kanıksadı. 

Bu gecekondu da yapanın yanına kar kalır; önemli olan Türkiye’de inşaatı bitirebilmek, sonra kitabına uyduruluyor, af falan çıkıyor zaten.

Kaldı ki bu gecekondu sahiplerinin de söylediği üzere belgeli. Bodrum Belediyesi’nden inşaat iznini almışlar. Bodrum Ticaret Odası üyeliğinden belediye başkanlığına geçiş yapan lokantacı esnaf ve muhalif partiden seçilme Mehmet KocadonAnkara Ticaret Odası’nın eski başkanı Bezci’ye izni vermiş zamanında.

Koskoca inşaatın ancak neredeyse bitince infial yaratması da ayrı bir trajedi. Deniz yıllardır dolduruluyor, ağaçlar yıllardır kesiliyor halbuki. Zamanında yaklaşan tehlikeyi duyuranların sesi de medya tarafından bastırıldı. Görevlerinden biri kamunun yanında olmak olan gazeteciler gecekonducuların PR şirketleri tarafından kullanıldılar çünkü.

İktidar-muhalif basın demeden şöyle kaba bir arşiv taraması yapın ve basındaki çürümenin merkezleri magazin ekleri ve ekonomi sayfalarında Salih Bezci ve “vizyonu” hakkındaki yazılanları okuyun. Dünya, Milliyet, Türkiye ya da Sabah gazetelerinde Bodrum’da yapılacak bu yatırım, lüks rezidanslar, Hilton’un “Curio Collection” markası hakkında yapılan övücü haberlerle birlikte yükseldi bu ucube.

“Babamın vizyonuydu,” diyor Efe Bezci bir gazeteye Bodrum’daki bu dev gecekonduyla ilgili. Proje lansmanına Safiye ve Faik’i davet etmişler; vizyon buradan belli.

Bir tek o dönem ana akım medyada Habertürk’te Serpil Yılmaz bas bas bağırıyor, ağaç ve doğa katliamına isyan ediyor, bakanlığı göreve davet ediyordu.

NASIL BİR SERVET VARMIŞ

Kendisini doğanın dostu, çevreci olarak tanımlayan, bu kültürün öncüsü olduğu iddiasındaki Atlas dergisi ise Bodrum’da doğa katliamı yaşanırken Salih Bezci’yle Anadolu’yu geziyordu. Milliyet’ten Ali Eyüboğlu da bu gezilerden birine Kızılcahamam’da katılmış ve Bezci’yle tanışmış. Atlas dergisi ve Ankara Ticaret Odası böyle ortak başka geziler de düzenliyorlarmış zaten

Alice’in dikkatini dergiye tahsis edilen 11 tane Suzuki Vitara cipin yanı sıra ATO üyelerinin süper lüks araçları dikkatini çekmiş. ATO üyeleri yol olmayan yamaçlarda lüks arabalarıyla şovlar yapmış, Bezci de Mercedes cipini öyle bir sürmüş ki Alice “Para çok herhalde, demiş haklı olarak

Bunun üzerine Atlas’ın yöneticisi de “Böyle onlarca cipi parçalasa ne olacak, tanıştırayım seni de bak nasıl bir servet var onda, deyivermiş biz de “Allah nasip etti” diye başlayan bu servet macerasını böylece öğrenmiş olduk. Alice yılların kurdu, bu servetlerin nasıl yapıldığını iyi bilir. En azından tarihe not düşmüş. Gün geldi, birine lazım oldu işte.

Ya ATO’nun servetinden gözü dönen Atlas yöneticisi? Ya Bodrum gecekondusunun PR’ına ortak olan diğer gazeteciler? Hepiniz oradaydınız.


***


İktidar yerine muhalefeti eleştirmek üzerine

 

Muhalif çevreler hala mücadelenin eşit şartlarda yürüdüğünü zannediyor olmalı ki Ekrem İmamoğlu’nun tatil yapmasına dair eleştirilere karşı çok öfkeliler. “Reis de tatildeydi,” diyen çok. 

İyi de “Reis” kendisini kanıtlamak zorunda olan çiçeği burnunda bir siyasetçi mi? 

Kaldı ki Tayyip Erdoğan’ın bugünlere gelmesinin altında yatan en önemli faktör İstanbul belediye başkanlığındaki performansıydı. 

Bu sayede yıllarca Refah Partisi belediyeciliği diye bir algı oluştu halkta. Bu sayede de yıllarca seçim kazandı.

Oysa Ekrem İmamoğlu daha ilk seçimini kazandı ve kendisini kanıtlaması gerekiyor. Yakaladığı bu muazzam rüzgarı kolayca kaybetme riski var, çünkü hiçbirimiz henüz nasıl bir siyasetçi ya da belediye başkanı olacağını bilmiyoruz. Bu rüzgarın kalıcı olup olmadığını da. 

Kesin olan tek şey algının gerçekten daha önemli olduğu. İlk algı sınavında da başarısız oldu, “boş işler” demek yerine buradan ders çıkarmalı. Çıkardığına, bu hatayı tekrarlamayacağına da eminim çünkü dersini çok iyi çalışan bir siyasetçi.

Hatırlatmalıyım ama… 

Dünyanın bütün başarılı siyasetçilerinin anılarında görevde olduğu süre boyunca tatil yapamamaktan, ailelerine vakit ayıramamaktan, çocuklarının büyümesini görememekten dolayı şikayetleri yer alır. 

Oyunun kuralı bu, burası Süper Lig.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!