Aslında gündelik hayatta kullandığım numaramı çok az insan biliyor, çoğu kişi de bana ulaşamıyor. Ama bu durumdan da son derece memnunum. Aslında iletişim çağında iletişim kurmakla ilgili düşüncem çok basit: Biri illaki bana ulaşması gerekiyorsa bir yolunu bulur herhalde. Ne kadar tedbirli olsam da şahsi numaramı bilenler, düzenli olarak iletişim kurduğum tanıdıklarım veya çalışma arkadaşlarım dışında hala bir şekilde ulaşanlar oluyor. Ne yazık ki WhatsApp de kullanıyorum. Aslında bana kalsa hiç kullanmam, ne ara yüzünü ne de sahibini seviyorum. Ama başkaları kullandığı için ben de mecburum.
Önceki gün çok fazla iletişimim olmayan birinden bir video geldi WhatsApp üzerinden. Normal şartlarda açmayıp hemen siliyorum, ama nedense izleyeceğim tuttu. Zaten dikkat dağınıklığı sorunum var, üçüncü saniyesinde kapattım ama içimi bir telaş aldı. Çünkü aynı gün WhatApp’ten yollanan bir video’yla Suudi prensi Muhammed bin Selman’ın Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un telefonunu hack’lediği haberi patladı.
Paranoyak olmak için geçerli sebeplerim var. Yıllarca telefonum dinlendi, konuşma kayıtlarım yasadışı olarak sızdırıldı, yıllardır değişmeyen diğer telefon numaram ortalığa saçıldı (bahis mesajlarından kurtulamıyorum mesela) ve uzun zamandır dinlendiğimi, konuşmalarımın kaydedildiğini bilerek/düşünerek yaşıyorum.

HEPİMİZ TEHLİKEDEYİZ

Bilgisayarlara yüklenen sahte deliller, fabrikasyon belgelerle insanların hapse girdiğine tanıklık ettik. Üstelik sadece Türkiye’de değil, mesela Bahreyn’de de gazetecilerin başı virüslü e-mail’lerden bilgisayarlarına yüklenen bir dosyayla karardı. Bugün birçok gazetecilik okulunda sibergüvenlik dersi veriliyor. Özellikle riskli bölgelerde görev yapan gazetecilerin PGP, Tor, Ubuntu, Signal gibi yazılımları bilmeleri gerekiyor.
Aslında hepimiz tehlikedeyiz.
Bu çağın en kıymetli değeri bilgi. En sıradan insanların önemsiz görünen tercihlerine sahip olmak hükümetler, dev şirketler, istihbaratçılar ve yasadışı örgütler için çok kıymetli. Instagram’da karşımıza çıkan ilanlardan seçimlerde kime oy vermemize dair manipülasyonlar hep bu veriler sayesinde yapılıyor. Devletler de eskiden olduğu gibi toprak için değil, veri için savaşıyor. Alexa’yla insanların evlerini dinleyen Jeff Bezos’un özel bilgilerinin ele geçirilmesiyse kendi içinde ironik tabii ki.
Bu hack’in WhatApp üzerinden yapılması ayrıca önemli. Rusya’nın Donald Trump’ı seçtirmek için Facebook kullanıcılarının verilerini kullandığı, Brexit referandumunda benzer taktiklerin uygulandığı ortada. Şimdi, MBS’nin telefon mesajında da işin yine bir şekilde WhatsApp’in (ve Instagram’ın) sahibi Facebook’a uzanıyor. Bu durum tesadüf mü sadece?
Facebook şimdi MBS’in hack’inden sonra suçu Apple’ın iOS’ine atmaya, iPhone yazılımında bir açık olabileceğini söylüyor. Haklı olabilirler, çünkü Apple zaman zaman işletim sistemini kasten kusurlu bırakıyor.
Geçtiğimiz haftalarda FBI’la Apple arasında yine bir telefonun şifresini kırma tartışması yaşandı. Zaman zaman devlet Apple’dan kimi suçluların telefonlarına erişim sağlamasını istiyor, şirket de her seferinde bu talebi reddediyor. Bir süre sürtüşme yaşanıyor, ama sonra bir şekilde FBI telefona girebiliyor. Bu da mahremiyet vurgusunu sık sık yapan Apple’ın kasten bıraktığı bir açık kapı sayesinde oluyor. Apple’ın işletim sisteminde devletin arzusu doğrultusunda daha kuvvetli şifreleme seçeneklerinden vazgeçtiği de geçenlerde ortaya çıktı. Ama bu WhatsApp’in masum olduğu anlamına gelmemeli.

YALAN VE DEZENFORMASYON ARACI

İki milyar kullanıcıya ulaşan WhatsApp’in son bir sene içinde ciddi güvenlik açıkları oldu. Mayıs ayında aramalar sayesinde iPhone ve Android telefonlara kötü niyetli bir kod yüklenebildiği ortaya çıktı, yüklenen yamayla bu sorun çözüldü. Kasım ayında bir başka yama mp4 video dosyalarının telefonları uzaktan ele geçirebilmesinin önüne geçti.
Dahası, tıpkı sahibi Facebook gibi WhatsApp demokrasinin önünde bir araç olarak kullanılıyor.
Birlemiş Milletler’in incelemesi Myanmar’da azınlıklara yönelik katliamda Facebook’un belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştu. Hindistan seçimlerindeyse dezenformasyon WhatsApp üzerinden yürüdü. New York’ta aşının otizme neden olduğu gibi hurafeler WhatsApp üzerinden yayıldı ve bitti sanılan salgın hastalıklar yeniden dirildi. Brezilya’da Bolsonaro’nun göreve gelmesinde de WhatsApp başroldeydi. Tıpkı birçok Afrika ülkesindeki seçimlerde de kara propagandanın aracı olduğu gibi.
Benzer şekilde Türk muhaliflerinin de çoğunun beyin hücrelerini yedi WhatsApp’tan yayılan “kesin” bilgiler...
Bu problemlere “yama” henüz bulunamadı ama.
Sonuçta Silikon Vadisi’nin devleri bizleri ve bilgilerimizi tam anlamıyla korumaktan aciz… veya işlerine gelmiyor. Siber güvenlik uzmanları bütün yazılımların, ister Microsoft ister Apple olsun, hack’lenmeye açık olduğunun altını çiziyor. Tehlikeye karşı çözüm olaraksa sadece bizlere daha uyanık olmamız öğütleniyor. Ama cinsel organının resimlerinin elde ele dolaştığı konuşulan dünyanın en zengin adamı Jeff Bezos bile bu kadar uyanık değil ki.
Fazla büyüyen, çok fazla alanda faaliyet gösteren ve hayatımızı ele geçiren Apple, Amazon, Facebook, Alphabet gibi devlerin bölünmelerinin ne kadar hayati olduğu da bu gibi durumlarda daha da önem kazanıyor. Ama bugünlerde ABD’de bunu söyleyen siyasetçileri kapalı kapılar ardından engellemeye çalışanlar da var. Kim mi? “Bizi böleceğini söyleyen Elizabeth Warren seçilirse felaket olur,” dediği ses kayıtları ortaya çıkan Facebook’un sahibi Mark Zuckerberg tabii ki.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!