Bir haftadır New York’ta ‘bize bir şey olmaz’ tavrı vardı. Uyuşturucu salgınını, AIDS’ı, 11 Eylül’ü atlamış bir şehirdi burası ne de olsa. New Yorklular kendilerini sadece Amerika’nın geri kalanından değil, dünyanın başka şehirlerinde yaşayanlardan da üstün görürler. Corona virüsünün de şehri başka yerler kadar vurmayacağı yanılgısı hakimdi şehrin bilinçaltında. Sadece yürüyüş yapmak için sokağa çıktığımda bile şaşkınlık içinde kalabalıkları, trafik sıkışıklığı, markette üst üste alışveriş yapanları gördüm.

Bize bir şey olmaz fikri Salı günü itibarıyla epey darbe aldı sanırım. Mahallede şöyle bir yürüyüş yaptım, sokaklar çok daha boştu. Çünkü Amerika’da virüsün yayılma merkezi artık New York ve pek çoğumuz korkuyoruz. Yayılma hızının İtalya’yı geçtiği hesap ediliyor. New York’taki Corona vak’aları ABD’nin yüzde 60’ına eşit. Dün sabahki rakamlara göre New York eyaletinde 25 bin 665 vak’a var, ölen kişi sayısı da 210. 

Nasıl oldu da New York kısa sürede virüsün bir numaralı üssü olmaya doğru ilerledi?


TIKIŞ TIKIŞ BİR ŞEHİR


New York insanların iç içe yaşadığı, mesafelerin kısa olduğu, kalabalık bir şehir. Birçok New Yorklu küçücük apartmanlardaki küçücük dairelere birkaç kişi tıkılarak yaşıyor. “Dolap gibi oda” bir espri değil, bazen dolaplardan oda yapılıyor. Şehir planlamacılığı açısından bu yoğunluk aslında avantajlı: İnsanlar yürüyerek birçok yere ulaşabiliyor, arabaya binmeden süpermarkete ve eczaneye gidebiliyor, temel ihtiyaçlara, mesela okul ve hastaneye erişim kolay. İnsan aradığını elinin altında buluyor, arabaya binmesi gerekmiyor. Şehri saran bir metro ağı var. Ama virüs kalabalıkta ve insan yoğunluğunda yayılma hızını artırıyor. Mesafelerin daha uzak olduğu, insanların birbirinden daha uzak yaşadığı araba şehri Los Angeles’ta virüs daha yavaş yayılıyor örneğin. 


BİR TÜRLÜ EVDE KALAMAMAK


Birçok kişinin evi küçük. Zenginlerin bile evi küçük. Evinde mutfak olmayan insanlar bile var. Bu insanlar karınlarını doyurmak için sokağa çıkmaya, eve sipariş vermeye mecbur. Bir de psikolojik bir tarafı var küçük evlerde yaşamanın: Bir süre sonra evde kalmak insana basıyor. Hele güneş de yüzünü gösterdiyse… New Yorklular Pazar gecesinden beri daha katı şekilde uygulanan evde kal uyarılarına pek kulak asmadı başlarda. Sadece eğitimsiz kesimden de bahsetmiyorum. Örneğin Cumartesi günü belli bir gelir grubunun üstünde insanların alışveriş yaptığı Union Square’deki açık pazar tıklım tıklımdı. Küçük tüketiciden, organik çiftliklerden alışveriş yapan bu kitlenin eğitimli ve okuryazar olduğunu varsayabilirim. Ama onlar bile dinlememiş uyarıları. 

Hafta sonu şehri ziyaret eden eyalet valisi Andrew Cuomo insan kalabalığını görünce hayrete düştü. İnsanlar parklarda toplanmış, iki metre kuralına uymadan sosyalleşmeye, basketbol oynamaya devam ediyordu. Evde kal çağrılarına uyulmayınca virüs daha hızlı yayıldı.


YOĞUN TURİST AKINI


New York nüfus olarak kalabalık ve insanların yoğun olarak yaşadığı bir şehir değil sadece. Ayrıca çok fazla turistin de ziyaret ettiği bir yer. Uçuşlar durmadan önce şehre her gün üç bin uçak iniyordu. Times Square, Broadway tiyatroları, müzeler gibi insanların akın ettiği birçok çekim alanı var. Turistler değil tabii, tur gemileri ve ticaret için de önemli bir liman burası. Amerika’nın geri kalanına açılan kapı… New York’a gelenler, giderken virüsü de yanlarında götürdü. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre birçok virüsün kaynağının New York olduğu tespit edildi. Sadece evden çıkmamamız değil, başka bir şehre gitmememiz de tavsiye ediliyor. Amerika genelinde New York’tan gelenler, yolu New York’tan geçenler 14 gün karantinaya tabi tutulacak. Daha bütün bu tedbirlerden önce, corona bu kadar gündeme gelmeden bile New York’a gelip Türkiye’ye dönen, kamuoyunun çok iyi tanıdığı iki kişinin virüse yakalandığını biliyorum. THY’nin New York hattını açık tutma kararını yeniden gözden geçirmesi gerekecek.

SİYASİ ÇEKİŞMELER


Kimse üzerinde durmuyor ama siyasi tartışmalar virüsün yayılmasında etkili oldu. Ne zamandır şehrin belediye başkanıyla eyaletin valisi birbirini sevmiyor, krizin ilk günlerinde de alınacak tedbirler konusunda anlaşamadılar. Okullar epey baskıdan sonra gecikmeli olarak kapandı belediye başkanı tarafından mesela. Keza hayatı durduran ve New Yorkluların evde kalmasını sağlayan tedbirler de geç alındı. Başkan Trump ise New Yorklu olmasına rağmen New York’u yönetenleri hiç sevmiyor, ne belediye başkanını ne de valiyi. Yerel yönetim Trump’ın kendisine oy vermeyen şehri kendi kaderine bıraktığını iddia ediyor. Hükümet şehre 400 adet suni solunum cihazı yolladı, eyaletin ihtiyacı olan 30 bin. Vali daha önce Trump’ın orduyu göreve çağırmasını istemişti. Şimdi milli muhafızlar bir fuar-kongre alanına hastane kuruyor. Tabii yeteri kadar tıbbi malzeme olmaması, maskelerin tükenmesi ve yeni gönderileceklerin de yetmeyeceği sayıyı artırıyor. 


METRODAKİ EVSİZLER


Uzmanlar virüsün yayılma hızı hakkında verilere bakarak daha doğru bilimsel değerlendirmelerde bulunacaklar. Ama ortaya atılan teorilerden biri şehrin hemen her yere yayılan metro sisteminin virüsü kolaylıkla taşıdığı. Metroyu yöneten MTA temizlik önlemlerini ilk günlerde artırdı; viral olan yıkanan sıçan video’sunu görmüşsünüzdür belki. Ama New York pis bir şehir, metrosu ondan da pis ve tam anlamıyla dezenfekte etmek mümkün değil. 24 saat uyanık kalan şehrin 24 saat işleyen metrosu gece yarısından sabahın erken saatlerine kadar evsizlerin defacto yatakhanesine dönüşüyor. Evsizleri suçlamıyorum; son yıllarda o kadar çok evsiz sayısı arttı ki yurtlara sığmıyorlar, görmezden gelinen bu insanlar da uyumak için trenleri tercih ediyor. Evimizde İnternet başında canı sıkılan bizlere kıyasla onların durumu çok daha kötü bugünlerde. Hem görmezden geliniyorlar, hem de taşıyıcı olma ihtimalleri var.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!