Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Münazara dersinde haklı olmadığın konuda nasıl haklı çıkarsın diye örnek gösterilebilir Donald Trump ve Joe Biden arasındaki ikinci (ve sonuncu) televizyon tartışması. Haksız taraf Trump, ama tartışmayı kazanan da Trump. COVID-19 salgınını yönetmeyi beceremedi, kendi ülkesine değil Çin’e daha fazla vergi ödemiş olabileceği ortaya çıktı, Amerikan Başkanı olmasına rağmen Rusya’nın etkisinden kurtulamamış bir izlenim veriyor, milyonlarca insan işsiz, 220 bin kişi salgında hayatını kaybetti, Amerika’nın dünyadaki imajı tarihin hiçbir döneminde şimdiki kadar zedelenmemişti. Ama Trump dün ekrana çıktı ve anketlerde yaklaşık 10 puan gerisinde gözüktüğü rakibi Biden’a karşı ekran üstünlüğünü elinde tuttu.

Basit cümlelerle, karmaşık olayları rakamlara ve ayrıntılara boğmadan, halkın anlayabileceği sınırlı bir kelime haznesiyle anlatıyor Trump. Ona karşılık Biden sorulara yanıt vermiyor da konu başlıklarını ezberlemiş, ezberden bildiklerini döküyor ama bir türlü cümlenin sonunu getiremeyecekmiş gibi konuşuyor. Her ağzını açtığında ‘Keşke onun yerine Kamala olsaydı,’ diye geçmiştir seçmenin içinden.

Doğru sözler söylese de hitabeti, mesajı iletmesi o kadar kötü ki ne dediği anlaşılmıyor. Tane tane konuşamıyor, eline fırsat geldiğinde bile etkili laf çakamıyor. Münazarada sadece ezber değil, performans da belirleyicidir. Şaka değil, Biden hakikaten insanı uyutuyor.

SEÇMEN ETKİLENECEK Mİ

Dün ekranda Trump’ın ırkçılığı, Rusya’nın kuklası olduğu, salgında başarısızlığı, ülkeye göç etmek isteyen aileleri çocuklarından ayırdığı ve şimdi bu çocukların ailelerinin bulunamadığı konuları bir kez daha konuşuldu, Trump kendini savunamadı. Hatta geleceğe dair bir planı, stratejisi bile olmadığı ortaya çıktı. Ama bu konularda Trump’a kızanlar zaten ona hiçbir şartta oy vermeyecek insanlar.

Joe Biden da oğluyla ilgili iddiaları bir türlü yanıtlayamadı. Trump’ın onu radikal sol diye yaftalama çabasını iyi idare edemedi; zor bir durum, çünkü hem orta yolcu seçmene radikal olmadığını kanıtlamak zorunda, hem de partisinin ilerici, radikal sol denen kanadını kaybetmeme peşinde. Trump ona “Partiyi asıl Bernie Sanders yönetiyor, sosyalist düzen kuracak,” dedikçe sokaklarda karşılığını buluyor. Trump seçmeni de algı böyleyken hayatta oyunu değiştirmez.

Biden geleceğe dair bir planı olduğunu söyledi, Amerikalılara sağlık sigortalarının devam edeceğinin garantisini verdi. Ama bütün bunlar zaten biliniyordu. Ne derse desin Biden’a oy verecekler bu programdan sonra da ona oy vermeye devam edecekler. Radikal sol olsa da, oğlu biraz çürük bir elma gibi gözükse de Trump nefretinden, sadece Trump’tan kurtulmak için ona oy verecekler.

O halde bu televizyon tartışması neden yapıldı?

KUVVETLİ OLDUĞU KONU EKONOMİ

Danışmanlarının dikkat çektiği gibi Trump sadece ekonomiyi ön planda tutarak bu seçimi kazanabilir, o yüzden tartışmada da bu mesajdan sapmamasını, agresif olmamasını önerdiler. Aşırı sempatik rolündeki Trump bu sefer söz dinledi.

Gece CNN yorumcularının yüzünden düşen bin parçaydı. Trump’ın gerçekleri çarpıttığını söylediler, bu tartışmanın seçime etkisini hafife aldılar, hatta izleyiciler de tartışmanın galibinin Biden olduğuna karar verdi. Kararsız seçmenler de dahil olmak üzere. Ama CNN izleyicileri bile bu tartışmadan sonra ekonomi konusunda Trump’ı daha başarılı buldular yapılan ankette.

Trump kuvvetli olduğu tek bir alanda öne çıktı, ülkeyi yeniden açacağını, açmak zorunda olduğunu söyledi.

ABD’nin onca derdi varken sadece tek bir başlıkla geride olduğu anketleri 10 günde lehine döndürebilir mi? Bill Clinton’ın seçim kampanyası da sadece ekonomi başlığına indirgenmişti, o yüzden bu geçmişte de tutan bir strateji. Dahası, Joe Biden’ın bir önceki TV tartışmasından sonra yakaladığı büyük farkı son günlerde kaybetmeye başladığı da gözlemleniyor. İkinci düellodan sonra anketlerdeki oynama önemli bir gösterge olacak.

Trump’ın anketlerde önde olması, ya da Biden’a diğer her konuda daha fazla güvenilmesi de mesele değil. Çünkü dün gece bir kez daha anlaşıldı ki Trump bu seçimi Biden’dan dört-beş milyon daha az oy alarak bitirebilir. Ama yine de başkan seçilebilir. Amerikan seçim sistemi böyle bir çarpıklığa izin veriyor.

HEDEF PENNSYLVANIA

Dün Trump da sadece ama sadece tek bir eyalete mesaj veriyordu aslında: İşçi sınıfının yaşadığı Pennsylvania’ya. Beyaz, erkek, işçi sınıfı sadece ekonomi konusunda daha fazla güvendikleri için Trump’a oy verebilir. Ve Trump’ın bu eyaleti kazanırsa başkan seçilebilme ihtimali çok yüksek. Nitekim Biden tarafı da bu eyalette anketlerde önde gözükmesine rağmen aradaki farkın sanılandan daha az olduğunu söylüyor.

Trump işçi sınıfına, ekonominin yeniden düzelmesine, okulların açılmasına mesaj verirken Joe Biden rakibine şu kısa sürede kullanacağı bir malzemeyi armağan etti: Petrol endüstrisini zamanla azaltacağını söyledi Biden. Yenilenebilir enerji, başka kaynaklar yerkürenin geleceği için hayati önem taşıyor. Dünyanın da petrol ve gaza bağımlı olmayan daha yeşil bir geleceğe geçmesi şart. Bu açıdan Biden doğru söylüyor.

Ama bu mesaj Pennsylvania’da öyle algılanmayacak. Bu mesajın işçi sınıfı için tercümesi: Biden petrol işçilerini işsiz bırakacak. Ekranda Trump bile bile “Teksas bu sözleri duyun, Pennsylvania bu sözleri duyun,” diye kararsız seçmene, birkaç eyaleti döndürebilecek az sayıdaki kritik oy bloğuna çağrı yaptı. Program biter bitmez Trump yanlısı Fox News gibi yayın organları da bu konuda vurmaya başladı Biden’ı.

“Kemal Biden” başından beri Trump’ın karşısında sorunlu bir adaydı; seçime mal olabilecek bir gaf yapması an meselesiydi. Dün geceki petrol çıkışı kendi kendisinin imhası olabilir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00