Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Miami

Sadece tek bir konuya odaklı politikacılar mı artık dünya siyasetinin geleceğini belirleyecek? Önceki gün Fort Lauderdale havalimanındaki kaosa baktığımda aklımdan bu soru geçti. Sadece salgın döneminde değil, herhangi bir zaman için bile olağanüstü kalabalık denebilirdi havalimanına. Kimsenin de halinden şikayetçi olduğunu zannetmiyorum, çünkü bu sene başından beri Florida eyaletine giden gidene. Uçaklar tıklım tıklım, bir ara beşte bir indirime gitmek zorunda kalan oteller yine talep karşısında fiyat yükseltiyor. Başından beri pandemi tedbirlerinin pek ciddiye alınmadığı söylenirdi Florida’da, bugünlerdeyse hiç pandemi uğramamış gibi bir hava var. Dalgınlıkla bir yere maskesiz girdiğinizde artık uyarılmıyorsunuz bile.

Florida valisi Ron DeSantis yerel yönetimlerin sıkı tedbir uygulamalarına kesin sınırlar getirdi. Eyalette maske zorunluluğu yok örneğin. Lokantalardan sinemalara bütün işletmeler de açık. Plajlar tıklım tıklım. Miami’nin meşhur Ocean Drive caddesi o korkunç turist mekanlarına akın edenleri ağırlamak için araç trafiğine kapatılmış, dışarıdaki masa sayıları normal zamandan bile fazla. DeSantis artan vaka ve ölü sayılarıyla bir ara virüsle mücadeleyi yüzüne gözüne bulaştırmış gibi algılanıyordu, ama şimdi bütün siyasi varlığını eyaleti tamamen açma kumarı üzerine inşa edip kazanmışa benziyor. Tek ama tek bir gündemi var artık: Hayatın yeniden eski haline dönmesi.

BİR SENEDE YILDIZI PARLADI

2024’te ABD’nin yeni başkan adayının Florida’dan çıkacağı tahmin ediliyor. Bu ismin birkaç ay önce görevi bıraktıktan sonra Florida’ya taşınan Donald Trump olacağı tahmin ediliyordu yakın zamana kadar. Hala kamuoyu yoklamalarında popülerliği sürüyor. Ama bütün anketlerde “Trump aday olmazsa kim olsun?” sorusunun yanıtı DeSantis. Bir süre sonra Trump’ı da geçebilme ihtimali var. Bu durum şaşırtıcı, zira yakın zamana kadar DeSantis’in partideki tek varlığı her şartta Trump’ı savunmak, kendisini Trump’a monte etmek, Trump ne derse onaylamaktı. Hiç kimse onun tek başına bir lider adayı olarak sıyrılabileceğine ihtimal vermiyordu. Ama kısıtlamalara karşı kararlı tavrı Cumhuriyetçi seçmende karşılığını buldu.

Şaşırtıcı biçimde DeSantis’in uzaktan bakıldığında sorumsuz gibi gözüken tavrı salgının kontrolden çıkmasına da neden olmadı. Florida’da da Ocak ayında 15 binden fazla olan günlük vaka sayıları Mart ortasında günlük 4500’e kadar bile düştü, şimdi genel olarak ABD’deki yükselmeyle birlikte özellikle Miami’de artış gözleniyor ama yine de 5000 civarında. Yaşanmakta olan artışın virüsün kontrolden çıkacağı, dördüncü dalgayı başlatacağı konusunda tıp dünyası fikir birliğine varmış değil. Eyaletin yüzde 30’u en az bir doz aşı oldu zaten, ABD’nin genelinde aşı olanların sayısı hızla artıyor. Ancak aşılamadan bağımsız olarak zaten sağ siyaset çoktan virüsle mücadele etmektense virüsle yaşamayı öğrenmeye dair tercihini yapmıştı.

DeSantis’in başından beri tek derdi işletmeleri açmak, ekonomiyi başlatmak, kısıtlamalara karşı çıkmaktı. New York eyaleti aşı pasaportu uygulamasını başlatırken DeSantis asla Florida’da böyle bir uygulamaya geçilmeyeceğini söylüyor. Başkaları aşı pasaportu ya da virüs kısıtlamalarının kamu sağlığı için zorunlu fedakarlıklar olduğunu anlatmaya çalışırken, pek çok Cumhuriyetçi gibi DeSantis kendi seçmenini “özel hayatın gizliliği” diyerek ikna ediyor. Haksız da sayılmaz, zira salgından beri sağlık bilgilerimiz neredeyse kamuya açıkmış gibi açık açık ortalığa saçılıyor.

Amerikan sağına göre zorunlu aşı pasaportu veya maske zorunluluğu bireysel özgürlüğün vazgeçilmez olduğu ABD’de devletin haddini aşması. Sadece Cumhuriyetçiler değil, bir senedir kısıtlamalardan bunalanlar da Florida’nın bu esnek tavrını destekliyor belli ki. Desteklemeseler buraya akın akın gelmezlerdi herhalde.

BİZDE TUTAR MI

Sadece ama sadece “Yasaklar kalksın,” diyerek siyaset yapmak dünyadaki yeni bir politikacı türünün örneği aslında. İngiltere’de Brexit üzerine siyaset yapan ve başka hiçbir mesajı olmayan Nigel Farage oyun kurucu bir figüre dönüştü örneğin. Joe Biden’ın bile seçime girerken tek mesajı Trump’tan kurtulmaktı. Başka adaylar projelerini, vizyonlarını açıklarken Biden sadece kendisinin Trump olmadığının üzerinde durdu.

Bugün Türkiye’de de tek bir mesaja odaklı adaylara gelecek tanıyan bir ortam var mı, merak ediyorum. Kısıtlamalardan herkesin bunaldığı, sokağa çıkma yasağına iktidarı destekleyenlerin bile gönülsüzce katlandığı ortada. “Ülkeyi açacağız, yasakları kaldıracağız, hayat normale dönecek,” diyen bir siyasetçi aniden anketlerde tırmanır mı? Açıkçası sanmıyorum. Çünkü Türkiye’deki seçmen bloklarında bireysel özgürlük ya da devletin bireyin hayatına fazla mücadele etmesi gibi endişeler yok. Hatta Türkler başkalarının hayatına müdahale etmeye çok meraklı olduklarından devletin aşırı müdahalesinden de rahatsız olmazlar. Bu durumda sadece ülkeyi yeniden açmaya yeminli bir siyasetçi anında sorumsuz davranmak, insanların hayatıyla oynamakla linç edilir. Tek mesajı “Erdoğan değilim,” diyen Muharrem İnce’nin de siyaset macerasının nasıl sonlandığını, tek bir mesajın Türkiye’de seçmeni ikna etmeye yetmediğini gördük. Tam da bu yüzden, dünyada geçerli formüller bir türlü Türkiye’de tutmadığı için muhalefet durmadan tökezliyor, kendi gündemindense başkalarının önlerine sunduğu gündemin peşine takılmak dışında bir çıkış yolu bulamıyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00