Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dünya futbol dünyasında geçen sene hiç kimsenin üzerinde durmadığı bir ayrılık yaşandı. Dünyanın en büyük spor ayakkabı markalarından Nike da 2005’te 13 yaşında Brezilya’da futbol oynarken sponsorluk anlaşması yaptığı Neymar da Silva Santos Júnior ile olan sözleşmesini feshetti. Halbuki Brezilya Milli Takımı’nın ve Paris Saint Germain’in dünyaca tanınan yıldızıyla en az sekiz senelik daha sözleşmesi vardı firmanın. Nike’nin ürettiği PSG formaları kapış kapış gidiyor, Neymar’ın adına sadece krampon değil Shox gibi popüler günlük spor ayakkabısı modellerinin de özel renkleri satışa çıkıyordu. Spor ayakkabı markaları arasında büyük starları bünyesinde tutmak için ciddi bir yarış var, Nike da geleneksel olarak en büyükleri (Michael Jordan, LeBron James, Tiger Woods, Kylian Mbappé vs.) başkasına bırakmamasıyla meşhur. Şöhretinin zirvesindeki Neymar’la anlaşmanın bozulması sırf bu yüzden bile anlaşılır bir durum değildi.

Neymar hemen Puma’yla yeni bir sözleşme imzaladı, çocukluk ilahlarının Puma giydiğinden bahsetti ve konu kapandı. Yıllık 25 milyon Euro aldığı söyleniyor; yüz milyonlarca dolarlık gelirinde bir kalem sadece.

Haberi geçen hafta Wall Street Journal gazetesinde arkadaşım Khadeeja Safdar patlattı. Meğer hiçbirimiz farkında değilken Nike’nin Neymar’la yollarını ayırmasının nedeni 2016’da New York’ta bir otel odasında yaşanan taciz olayıymış.

#METOO DALGASININ ETKİSİ

2016 yılında New York’a geliyor Neymar. İşte orada kendisinin ve ekibinin programını organize etmekle görevli kadın Nike çalışanını oral sekse zorladığı iddia ediliyor. WSJ iddiaları ele geçirdiği belgelere, şimdiki ve eski Nike çalışanlarına dayandırıyor. Olaydan iki sene sonra dünyada #MeToo dalgası hız kazanıyor, iktidar sahibi erkekler kadınların cesur ifşaatları sayesinde hapsi boylamaya başlamışken o ana kadar bu olayı gizli tutan Nike çalışanı da şirketin insan kaynakları ve hukuk bölümlerine başından geçenleri anlatıyor. Zamanın ruhuna uygun olarak Nike bir iç soruşturma başlatıyor, görevi de dışarıdan bağımsız bir hukuk firmasına veriyor.

Zamanın ruhu dememin sebebi geçmişte Nike’nin adı skandala karışan sporcuların çoğunlukla yanında durması. Kobe Bryant tecavüzle suçlandığında firma konuyu görmezden geldi. Tiger Woods’un adı skandallara karıştığında Nike destek oldu. Tecavüzle suçlanan Christiano Ronaldo da Nike’nin sporcusu.

Nike çalışanının taleplerinden biri kamuoyuna Neymar’ın davranışlarının markanın değerleriyle uyuşmadığının açıklanması, anlaşma yapılan sporcuların belli bir ahlaki sözleşmeye bağlı tutulmasıydı. Ancak Nike geçen sene Ağustos ayında sözleşmeyi feshettiğinde hiçbir açıklama yapmıyor.

Tabii bu durum hem futbolcu hem de firma için ironik. Zira Nike hala Brezilya Milli Takımı ve PSG’nin resmi sponsoru. Neymar maçlarda 10 numaralı formada Nike’nin “swoosh” logosunu taşımaya devam edecek. Önceki gün bu durumun kendisine ihanet eden firmanın logosunu hala göğsünde taşıyacak olmasının “kaderin ironisi” olduğunu açıkladı Neymar. Instagram’da yaptığı açıklamada sözleşmesindeki maddelerden dolayı ayrıntılara giremediğini, kendisini kamuoyuna karşı savunamadığını, bir açıklama yapamayacağını söyledi. İddiaların yalan olduğunu söylerken kendisini savunma hakkı verilmediğini, söz konusu çalışanla konuşturulmadığını da ekledi.

BU KEZ YANINDA DEVLET BAŞKANI YOK

Nike çalışanının taciz iddiası Neymar’ın ilk vakası değil. 2019’da bu sefer Paris’te bir otel odasında Brezilyalı bir mankene tecavüz etmekle suçlanmıştı. Dava Sao Paulo’da görüldü ama delil yetersizliğinden düştü. Hatta bir de mankemede hukuku yanıltmaktan soruşturma açıldı. O sırada Brezilya’nın devlet başkanı Jair Bolsonaro da yargı süreci sürerken Neymar’ı savunmuş, bir anlamda mahkemeyi etkilemişti. Brezilya’nın aşırı sağcı lideri politik olarak doğru olmayan yorumları, diktatörlüğe yakın eğilimleri, hukuk tanımazlığı ve komplo teorilerine inanmasıyla tanınıyor. Daha önce bir milletvekiline “Çirkin olduğun için tecavüz etmeye değmezsin,” bile demişti. Böyle birinin seçilmesi dünyada şok etkisi yaratırken Brezilyalı yıldız futbolcular da bölünmüştü. Neymar gibi birkaç önemli ismin Bolsonaro destekçisi olması da futbol taraftarlarını şaşırtmıştı.

2019’daki tecavüz davasında bu desteğin ne kadar etkisi var bilinmez, ama Nike’nin sözleşmeyi feshetmesini engellemeye Brezilya devlet başkanın gücü yetmedi. Asıl şaşırtıcı olan bu gibi olaylarda şok etkilerinin arka arkaya gelmesi. Geçen haftadan beri Nike’nin ardından başka firmaların da devreye girip Neymar’ı iptal etmesini bekliyorum, ama henüz sessizlik hakim. Puma’nın dışında Panasonic, Volkswagen, Claro, Unilever ve Santander gibi firmalarla da anlaşmaları var Neymar’ın.

Son zamanlarda izlediğim en iyi siyasi söyleşi dün akşam Fatih Altaylı’nın Ahmet Davutoğlu’yla gerçekleştirdiği “Teke Tek” programıydı. Gelecek Partisi’nin lideri siyasetçi değil de bir siyasi yorumcu gibi çıktı programa, bütün sorulara hiç sektirmeden yanıt verdi. Konuyu saptırmadı, lafı dolandırmadı, ne sorulursa onun cevabını söyledi. Hatta arada harika bir-iki ifşaatta da bulundu.

Benim ilgimi daha evvel Başbakanlık da yapmış olan Davutoğlu’nun bu rahat üslubu çekiyor. Bu kadar tecrübeli bir siyasetçi laf çevirmeyi bilir elbette, ama çevirmiyorsa bir nedeni var. Kasten Süleyman Soylu’nun tam aksi bir portre çiziyor, onu anladım. Ama bu rahatlığın asıl nedeni muhalefette oluşu, henüz yeteri kadar oy oranına sahip olmayışı. Kim bilir, belki hiçbir zaman iktidara oynayacak kadar büyümeyecek partisi. İşte bu alan ona rahat konuşma imkanı veriyor. Kemal Kılıçdaroğlu ne kadar laf çeviriyor, ne söylediğini bir türlü anlatamıyor, grup konuşmalarında içinden çıkılmaz kuyularda kaybolup bir türlü basit anlatamıyorsa Davutoğlu onun tam tersi. Üstelik ağzına gelen her şeyi söylüyormuş izlenimi veriyor.

Bunun ona puan kazandırmaya başladığının farkında olmalı ki “Teke Tek”te tamamen frenleri boşaltmış gibiydi. Kontrollü bir serbestlik tabii ki.

Türk halkının açık konuşan, ağzına geleni söyleyen siyasi figürlere ilgi duyduğunu çoktandır fark etmiş. Partisi biraz daha büyüse bu kadar rahat konuşamaz tabii, gözetmesi gereken daha fazla denge oluşmaya başlar. Ama sınırlı iddiası olunca hiç “politikacı” yanıtı vermesine gerek kalmıyor. Bir zamanların Liberal Demokrat Parti lideri Besim Tibuk’u andırmadı değil. Tabii Besim Tibuk zamanında küçük veya marjinal bir partinin lideri olmanın sadece “eğlence” değeri vardı, tıpkı Jaguar Partisi gibi.

Oysa Davutoğlu şimdiki sistemde küçük bir partinin gerektiğinde ne kadar kritik bir rol oynayabileceğini de gördü. Bir-iki puana bile sahip olsa Gelecek Partisi çok yakında iktidar hesabı için önemli bir pazarlık gücü elde edebilir. Şeriat Dede geçen seçimde bütün muhalefeti kapısına dizmişti, bu sene de sırf o istedi diye İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı. Davutoğlu bu sert, net, lafları çevirmeyen muhalefet üslubunun kendisine puan kazandıracağını, tahmin edilmeyen bir oyun kurucuya dönüşebileceğini hesap ediyor olmalı.

Tutar mı tutmaz mı, göreceğiz. Ama en azından ekranda net konuşan birilerine hep ihtiyacımız olduğunu gösterdiği için iki saatimi Davutoğlu’nun açıklamalarına ayırdım. Oy vermem o ayrı, ama dinlerim. Siyaseti bırakırsa ekranlardaki tartışma programlarında yeri hazır.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00