Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Geçtiğimiz hafta sonu ABD’nin kurtuluş günü 4 Temmuz’du, bir anlamda da yazın başlangıcı sayılır burada. Bu vesileyle Washington Post’ta dünyada en çok tanınan Amerikalı’nın tatil alışkanlıklarıyla ilgili hoş bir haber vardı. Amerikan başkanları nerede tatil yapıyor, tatil geleneği nasıl başladı… İktidarın mimarı Şefik Birkiye’nin de gözüne bu haber mi çarptı da tam o günlere denk gelen zamanlarda “yazlık saray” olarak bilinen Okluk Koyu’ndaki Cumhurbaşkanlığı “yerleşkesi”nin fotoğraflarını paylaştı, bilmiyorum. Ama güzel denk geldi.

Devlet başkanlarının mülkü devlete ait olan yazlıkları olması bize özgü bir durum değil. Özal’ın zamanında Okluk Koyu’na yaptırdığı küçücük yazlıkla Amerikan başkanlarının arada sırada dinlenmek için çekildikleri Camp David’in hikayesi de birbirine benziyor.

ZAMANLA GENİŞLEDİ

1942’de Franklin D. Roosevelt tatile çıkmak istediğinde Alman denizaltılarının saldırısından çekindiği için başkanlık yatını kullanmamayı tercih etmişti. Milli Parklar İdaresine başkentin yüz mil yakınında Washington’ın sıcağından kaçabileceği özel ve güvenli bir yer bulmaları talimatını verdi. Maryland ormanlarında devlet çalışanlarının tatil yaptığı yer böyle ortaya çıktı. FDR adını “Shangri-La” koydu, Eisenhower ise Camp David olarak değiştirdi. Üzerinden yıllar geçtikten sonra Camp David’in o eski ilkel halinden de eser yok. Her gelen başkan yeni eklemeler yaptı. Eisenhower için bowling pisti, Nixon için ısıtmalı havuz yapıldı; Reagan küçük bir şapel kondurdu, tenis kortları, basketbol sahaları, sinema ve oyun alanları da zamanla eklendi.

Ancak Camp David hiçbir zaman tam bir tatil yeri olmadı Amerikan Başkanları için. Jimmy Carter burada İsrail-Mısır arasındaki barış görüşmelerini başlattı, Roosevelt burada Churchill’le balık avladı. Tatil için gidilen Camp David’de bile başkanların pek tatil yapmadıkları bir yer oldu.

Tatile çıkmak iş hayatının zorunluluklarındandır. Herkes gibi devlet başkanlarının da ihtiyacı var fişi çekmeye. Ama algı da mühim. Washington Post’un haberinde Bill Clinton’ın tatile çıkmadan önce kamuoyu yoklaması yaptırdığı ayrıntısı yer alıyor. İmajına uygun tatili anket sonuçlarına göre belirleyen Clinton pek doğa düşkünü olmasa da Wyoming’in dünya güzeli balıkçılık ve yürüyüş cenneti Jackson Hole’da tatil yaptı. Bu tatilin sonunda medya Clintonları “son derece normal bir aile” olarak yansıttı..

Amerikan başkanları tatil yaparken halka yakın görünmek, onlardan biriymiş gibi davranmak için özel çaba harcıyor. George W. Bush mesela Texas’taki çiftliğinde çalıları toplarken, tarlada çalışırken fotoğraflar verdi. Benzer şekilde Ronald Reagan da California’daki kendi çiftliği “Rancho del Cielo”da odun kırarken, Jeep’iyle malzeme taşırken, çit inşa ederken görüntülendi.

Bazı başkanların tercih ettiği tatil yöresiyse Martha’s Vineyard adası. Ulaşması kolay olmayan ayrıcalıklı bu adada Clinton ve Obama’lar neredeyse her yaz tatil yaptı. Obama için adanın anlamı farklı, çünkü siyah-beyaz ayrımcılığı sırasında Martha’s Vineyard siyahların rahat rahat tatil yapabildikleri bir yerdi. Bu gelenek hala sürüyor.

Başkan ne zaman adaya gelse küçük işletmelere faydası dokunuyor. Bill Clinton’ın dondurma alması, ya da başka siyasetçilerin uğradığı kitapçılar satışları artırıyor.

Baba Bush’un tatil yaptığı yer Maine. Ailenin Kennebunkport’ta neredeyse küçük şehrin tamamını kaplayacak kadar çok evi var. Zamanla aldılar, şehri de kendileriyle özdeşleştirdiler. Orta sınıf bir eyalet olan Maine’de baba Bush yazları bildiğimiz bir dede gibi tatil yapıyor, teknesiyle gizli servis elemanlarıyla yarışıyordu.

Bir başka dede Joe Biden’ın yazlığı da yaşadığı Delaware eyaletindeki Rehoboth Beach’te. Biden çifti 2017’de yazlık mülklerini satın aldı, zaten aynı yerde yıllarca tatile gidiyorlardı. Seçimlere kadar da her yaz onlara rastlamak mümkündü. Biden’ın Delaware’de Ray-Ban’lerini takıp bisiklete bindikleri fotoğraflar var. Hatta orada yaşayanların isimlerini hatırlayıp normal biri gibi yanlarına gidip sohbet bile ediyormuş. Bu sene tatile çıktıklarında da Vineyard’a değil yine Delaware’e gitmeleri bekleniyor.

HEPSİNİN YAZLIĞI KENDİ MÜLKÜ

Bütün başkanların tatil alışkanları birbirinden farklı. Ama hepsinin ortak özelliği bu işe başlamadan önce servet edinmiş olmaları, yazlıklarının da kendi mülkleri olması. Donald Trump’ın Mar-A-Lago ve New Jersey’deki golf kulübü sık sık kaçamak yaptığı yerlerdi, ama kendi parasıyla almıştı sonuçta. Truman’ın, Nixon’ın da lüks evleri kendilerinin. Gelenek devlet tesislerini yazlık da olsa daha çok devlet işleri için kullanmaları.

Zengin Amerikan başkanlarının kaygısı halktan biriymiş gibi gözükmek. Beyaz Saray bile küçücük bir ev gibi duruyor başka devlet saraylarına kıyasla. Türkiye’deyse durum tam tersi. Halkta devlet başkanının şaşalı, görkemli bir hayat yaşaması beklentisi var. Başkan’ın halkın bir hizmetlisi olduğunu kabul etmemekle ilgili bir algı bu. Amerika’da genel kanı devletin mümkün olduğu kadar küçük kalması, insanların hayatına karışmaması. Bireyin devletten üstünlüğü ön planda, bu bağlamda başkan da sadece bir temsilci. Oysa Türkiye’de devletin kutsallığı var, devlete laf söylenmiyor, hatta devlete tapınılıyor, her şeyin üstünde tutuluyor. Devlet algısı o kadar kuvvetli ki, devlet başkanının binlerce odalık sarayının ya da yazlığının olması normal kabul ediliyor. O yüzden yazlığın fotoğraflarının paylaşılmasında da tereddüt etmiyorlar; kendi tabanının gözünde en çok kutsal lider algısını biraz daha parlatır. Hadi her şey kabul de bari biraz zevkli bir mimarın elinden çıksaydı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00