Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YARIN ABD’de yasama organının ara seçimleri ve bazı eyaletlerde vali seçimi yapılacak. Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde tutan Cumhuriyetçilerin bu seçimlerden sonra da çoğunluğu koruyacaklarına mutlak gözüyle bakılıyor. Asıl mesele Senato seçimlerinin sonuçları. Obama’nın partisi Demokrat Parti’nin Senato’daki çoğunluğunu kaybetmesi halinde yönetimin işi daha da zorlaşacak.

        Obama’nın desteği yüzde 40’lara düştüğünden pek çok Senatör ve Eyalet Valisi adayı başkanla aralarına mesafe koyarak kampanya sürdürmeyi tercih ettiler. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elde etmeleri altı eyaleti daha kazanmalarına bağlı. Son kamuoyu yoklamalarına göre, büyük bir katılım patlaması yaşanmaz ve sürpriz olmazsa Cumhuriyetçilerin bu hedefe ulaşmaları olasılığı yüzde 70.

        Yasama organını tümden kaybetmiş Obama’nın son iki yılını tamamen etkisizleşerek geçireceğini savunanlar var. Obama’nın dış politika konularında kamuoyu desteği de yerlerde, yüzde 35’te sürünüyor. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda dış politika üzerindeki etkisi hayli yüksek Senato’nun Cumhuriyetçilere geçmesi halinde Obama’nın dış politikası iyiden kilitlenecektir.

        Böyle bir noktaya gelindiğinde ilk sıkıntı İran ile yapılan nükleer program müzakerelerinde yaşanacaktır. İran ile bir anlaşmaya varılmasını en çok isteyen çevrelerde bile, uzman düzeyinde bu işin gerçekleşeceğine inananların sayısı çok düşük. Cumhurbaşkanı Ruhani ve Dışişleri Bakanı Zarif’in Batı kamuoylarına yönelik çok başarılı bir kampanya yürüttüklerine şüphe yok. Irak’ta Musul’un düşmesinden sonra İran ABD ile daha yakın bir işbirliği içine de girdi.

        Ne var ki uzmanların görüşü İran’ın müzakerelerde hiç taviz vermeden sonuca ulaşmak istediği yönünde. İslam Cumhuriyeti’nde her zaman son sözü söyleyecek olan ruhani lider Ali Hamaney tutarlı şekilde ülkesinin kırmızı çizgilerinden geri adım atmayacaklarını söylüyor. Cumhuriyetçilerin kontrol ettiği bir Senato zaten İran’a çok şüpheyle yaklaşacaktır. 24 Kasım’da sonuca ulaşması beklenen müzakerelerden bu durumda çıkacak en olumlu sonuç topun taca atılması olabilir. Yani müzakerelere devam edilmesine karar verilebilir.

        Washington’un İran politikasını en yakından izleyen ve büyük kaygı duyan ülke ise Suudi Arabistan. Riyad zaten Suriye üzerinde İran ile ölümüne bir mücadelenin içinde. İran’ı bölgenin en güçlü ülkesi ve ABD’nin en önemli müttefiki haline getireceğine inandığı herhangi bir anlaşmanın önüne geçmeye de kararlı. Bu durumda Suriye’deki savaşın daha çok uzun süreceğini söyleyebiliriz. Her ne kadar şu an için İD’nin varlığı hem Suudi Arabistan hem İran açışından bir tehditse de Suudlar bu belayla Sünni aşiretlerle bağlarını kullanarak başa çıkmayı tercih ediyorlar.

        Irak’ta İran’ın dengelenmesini çok önemsediklerinden Türkiye’nin oradaki varlığından memnunlar. Giderek Mısır’da Türkiye’nin benimsediği sert tutum ve kendilerini çok rahatsız eden söylemi bir kenara bırakarak Ankara ile ilişkileri düzeltmek de istiyorlar. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun beklenen ziyareti herhalde diyalog kanallarının açılması için önemli bir adım olacaktır.

        Son olarak Obama yönetiminin Türkiye ile bir türlü frekans tutturamamaktan sıkıntı ve rahatsızlık duyduğunu söyleyebiliriz. Zorladığınızda bu durumda kendilerinin de sorumluluğu olduğunu kabul ediyorlar. Türk hükümetinin Esad’ın gitmesini öncelik yapması ısrarını anlamıyor, uçuşa kapalı bölge veya korumalı bölge gibi teklifleri de geçiştiriyorlar.

        Türkiye’yi yönetenlerle aynı frekansta olmadıklarını düşünüyorlar. Kendilerine yönelik söylemden rahatsızlar. İletişim kurmada güçlük yaşadıklarına inanıyorlar. Ne var ki sonunda Suriye’de ve Irak’ta Türkiye ile birlikte hareket etmekten başka bir yolları olmadığını da kabul ediyorlar.

        Diğer Yazılar