Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Brüksel dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Davutoğlu, Türkiye ile Rusya arasındaki krizle ilgili “Putin, yaptığı her açıklamayla dünyada alaycı, müstehzi bir tebessüm uyandırıyor. Söylediklerini ciddiye almıyorum” dedi. Davutoğlu, kitap yasaklarının hatırlatılması üzerine de “Hiçbir kitabın yasaklanmasını doğru görmem. Bu, bir eski dönem alışkanlığı. Kütüphanemde, benim benimsemediğim görüşte binlerce kitap var” diye konuştu

        Brüksel dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye ile Rusya arasındaki krizle ilgili “Putin, yaptığı her açıklamayla dünyada alaycı, müstehzi bir tebessüm uyandırıyor. Söylediklerini ciddiye almıyorum” dedi. Davutoğlu, kitap yasaklarının hatırlatılması üzerine de “Hiçbir kitabın yasaklanmasını doğru görmem. Bu, bir eski dönem alışkanlığı. Kütüphanemde, benim benimsemediğim görüşte binlerce kitap var” diye konuştu.

        - Kasım sonundaki Türkiye-AB Zirvesi’nin ardından, yaklaşık 2 hafta sonra 17 Aralık’ta 10 ülke lideriyle Brüksel’de mini bir AB zirvesine daha katıldınız. AB ile ilişkilerde son durum ne?

        Siyasi hava, iklimden daha iyiydi. Güzel bir zirve oldu, 10 ülke başbakanı katıldı. Türkiye-AB ilişkileri ilk defa, toplantılarla devam eden sistematik bir mahiyet kazandı. Burada üç ayaklı yürüyen bir faaliyet var. Birincisi, Türkiye-AB ilişkilerinin canlanması ve bu anlamda fasılların yeniden açılması. Şimdi 17. fasıl açıldı. Önümüzde 23, 24, 25, 26. fasıllar var. İkincisi, vize muafiyeti... Mart ayında rapor sunacaklar. Haziran ayında ise geri kabul anlaşmasının çalışmalarını başlatacağız. Ekim gibi onlar, Schengen adımını, yani vize muafiyetini sağlayan adımı atacaklar. Her şey iyi giderse, Türkiye’nin uzun süredir beklediği vize muafiyeti sağlanmış olacak. Üçüncüsü ise mülteciler meselesi... Mülteciler sorunu, buzdağının görünen kısmıdır. Bunun altında, Avrupa’yı da bizi de tehdit eden bölgesel istikrarsızlık var. Dolayısıyla Türkiye ile Avrupa arasında yoğun bir güvenlik ve dış politika senkronizasyonu lazım. Bunlarda mutabık kaldık. Bir takvim içerisinde, hem fasıllar hızlanacak hem vize muafiyeti süreci işleyecek hem de Türkiye-AB arasında dış politika koordinasyonu daha etkin kullanılacak. Kıbrıs sorununda da 3-4 ay içinde görüşmelerimiz olacak. İsteğimiz, o görüşmelerde de bir netice alınmasıdır.

        - Rusya Devlet Başkanı Putin, Rus jetinin Türkiye tarafından düşürülmesinin ardından başlayan krizi açıklamalarıyla sürekli tırmandırıyor. Hatta bazen, Türkiye’ye karşı aşağılayıcı ifadeler kullanabiliyor. Türkiye-Rusya ilişkileri bu atmosferde nasıl devam edecek?

        Putin birdenbire, Türkiye’nin Müslüman bir ülke olduğunu, bir İslamlaşma içerisinde olduğumuzu, Türkiye’nin ABD ile yakın ilişkiler içerisinde olduğunu hatırladı. Bir konuşmayı ciddiye almak için o konuşmanın konjonktürel şartların dışında gerçekleşmesi lazım. Dolayısıyla Putin’in bu konularda söylediği hiçbir şeyi ciddiye almıyorum. 1 ay önce geçersiz olan şeyler şimdi söyleniyorsa, bu çok çocukça bir tavır. Önceden, darbeciler ve ulusalcılar “Türkiye İslamlaşıyor” derdi, şimdi bunu Putin keşfetmiş ve yapıyor. Türkiye içinde güya muhalefet oluşturacak. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ailesiyle ilgili iddiaları gündeme getirdiğinde, “Bu bir Sovyetik propaganda” dedim. Şimdi Putin’in şahsında, soğuk savaş dönemini aşmış bir lider değil de Sovyetik bir zihniyet görüyorum. KGB günlerinde kaldı herhalde Putin. Ama KGB çoktan geride kaldı. Yaptığı her açıklamayla dünyada alaycı, müstehzi bir tebessüm uyandırıyor. Bunlar ciddiye alınacak, günün ruhuna uyan açıklamalar değil. Türkiye-Rusya ilişkilerinin ruhuna da uymuyor. Sadece tebessüm ediyorum. Bu açıklamaları ciddiye almak, hakaret olur.

        "BİDEN BANA 'BAŞİKA'DAN ÇEKİLİN' DEMEDİ"

        - ABD Başkan Yardımcısı Biden, “Türk askeri Musul’daki Başika bölgesinden çekilmeli” dedi. Sizin yorumunuz ne?

        Biden ile iki görüşme yaptım, hiçbirinde bana “askerleri çekmemiz gerektiğini” söylemedi. Ama “Irak hükümeti ile uzlaşarak bu konuyu yürütürseniz iyi olur” dedi. Irak Başbakanı Sayın Abadi ile biz yakın dostluk da kurduk. Başika’daki mevcudiyetimiz, bir sorun veya Türkiye’nin yayılmacı emeli gibi görülmemeli... Aksine, Irak’ın toprak bütünlüğünü koruyan bir tedbir... Son DAEŞ saldırısı, oradaki eğitim faaliyetinin devamı için aldığımız askeri takviye kararının ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Çünkü bize 1 hafta kadar önce istihbarat bilgisi geldi, oradaki durumla ilgili. Onun üzerine asker gönderdik. “Irak’tan izin alsaydınız” diye bir argümanın karşılığı yok. Çünkü askerlerin güvenliği için bunun mahremiyet içinde yürütülmesi lazım. Irak’ın, Suriye’nin istikrarsızlığından Türkiye’den daha fazla etkilenecek başka ülke var mı? Yok. Dolayısıyla biz bu hareketimizi devam ettireceğiz.

        - Türkiye’nin Kuzey Irak’ta yaklaşık 20 yıldır askeri var. Bu konu neden bugün problem oluyor sizce?

        Bu, bizim de sorduğumuz bir soru: Neden şimdi sorun çıktı? Hatta ben müsteşarlarımızı Irak’a gönderirken, “Iraklı yetkililere ‘Biz çekilirsek kim gelecek bu bölgeye?’ diye sorun” dedim. Diyelim biz oradan çekildik, Başika’dan Musul’a 20 kilometrelik bir risk alınacaktır. Biz çekilirsek o bölgeden, DAEŞ gelecek. Eğer Irak askerleri o bölgeye gelirlerse, onları çiçeklerle karşılar, orayı onlara teslim eder ve çekiliriz. Ama Irak askerleri değil de DAEŞ gelecekse, böyle bir senaryonun önce Irak hükümeti tarafından reddedilmesi lazım.

        "PARİS'TE NORMAL OLAN DURUM TÜRKİYE'DE NEDEN NORMAL OLMASIN?"

        -Diyarbakır ve Şırnak’ta teröre karşı büyük bir operasyon yürütülüyor. Nasıl bir sonuç hedefleniyor?

        Operasyonlar, demokratik hukuk devleti kuralları içinde yürütülüyor. Paris’te askerin güvenlik için sokaklarda olması, Amerika’da sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi normal de Türkiye’de güvenliğin sağlanması neden normal olmasın? Olağanüstü hal ve özgürlüklerin kapsamlı kısıtlandığı bir durum olsaydı, bu anormal olurdu. Sivil halk etkilenmesin diye, mahalle bazında operasyonlar yapıldı. Fakat görüldü ki, mahalle bazlı yaptığımız bu operasyonlarda örgüt bu sefer başka bir mahalleye gidiyor, yapacağını orada yapıyor. 100 bin kişilik ilçelerden bahsediyoruz. Bütün terör unsurlarının temizlenmesi için yapılan bu operasyonun uzun süreli olmaması için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bu operasyonlar netice alana kadar sürecek.

        - Vatandaşların zararlarının tazmini için bir çalışmanız var mı?

        Terör sebebiyle yerini terk edenlerin bulundukları yerlerde hayatlarına idame edebilmeleri için her türlü yardımı yaparız. Akraba yanındalarsa, gerekirse akrabasına destek oluruz. Orada ekonomik hayatın durması sebebiyle etkilenen esnafa, Türkiye’ye sadık o vatandaşlarımıza, gerekli destekler de verilecek. Eğitimi aksayan çocuklara, sömestr tatilinde, yaz tatilinde gerekirse Batı illerinde en iyi şartlarda eğitim sağlanacak.

        - Operasyonlar, AB liderleriyle zirvede gündeme geldi mi?

        Hiç gelmedi. Sadece ben zikrettim, “Bölgedeki istikrarsızlıklar sebebiyle hem mültecilerle hem de terörle uğraşıyoruz” diye. Bir kınama da gelmedi, aksine dayanışma var.

        "HER KİTAP SAYGIYA LAYIKTIR"

        - Kitapların yasaklanması Türkiye’nin sicilinde dururken, yine benzer olaylar yaşanıyor. Sizin kitap hassasiyetiniz biliniyor. Nasıl bakıyorsunuz kitap yasaklarına?

        Düşünceme en aykırı fikirleri savunuyor da olsa, hiçbir kitabın yasaklanmasını mazur da doğru da görmem. Bu, bir eski dönem alışkanlığı. Kütüphanemde, benim benimsemediğim görüşte binlerce kitap var. Her bir kitap saygıya layıktır

        Diğer Yazılar