Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Şahsiyetler değişiyor ancak devletin zihniyetinde, alışkanlıklarında, temayüllerinde ve tepkilerindeki müthiş süreklilik insanı gerçekten etkiliyor. Dönemler arasında elbette farklar var, üsluplar değişebiliyor. Dönemlerin öne çıkan şahsiyetleri, bu şahsiyetlerin kendi mantık kurgularını dile getiriş tarzları farklılıklar gösteriyor ancak bakış açısı, devlet karşısında herkesin pire gibi görülmesi, özdeşleşme eğilimi çok benzer.

        Bir bildiri imzalayıp o bildirinin arkasında durduğu için Boğaziçi Üniversitesi’nden psikoloji hocası Dr. Esra Mungan’ın tutuklu yargılanarak tecride atılması, telefonla konuşma hakkının mevzuata takılması, bu olay karşısında gösterilen kayıtsızlık, hatta “oh olsunculuk” geçmişin pratiklerinden çok farklı değil. Varlık sebebinin ne olduğu hakkında pek bir tereddüdün bulunmadığı IŞİD mensuplarının tutuksuz yargılanacak olmaları ve müthiş tezahüratlar eşliğinde hürriyetlerine kavuşmalarıysa gene tanıdık ancak örgütün niteliği bu devrin tercihlerini yansıtıyor.

        Türkiye açısından bu dönemin mihenk taşlarından biri haline gelen Erdem Gül-Can Dündar duruşmasına İstanbul’da görevli konsolosların gitmesine en üst düzeyden verilen tepki de aslında Türkiye’deki tarihsel süreklilik içinde şaşılacak bir örnek değil.

        İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yken, Recep Tayyip Erdoğan’ın TCK 312/2’ye göre “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu işlediği iddiasıyla aldığı 10 aylık ceza Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nce onaylanmıştı. Karardan sonra, dönemin ABD İstanbul Başkonsolosu Carolyn Huggins, İstanbul Belediyesi’ne giderek cezası kesinleştiği için hapse girecek olan Erdoğan’ı ziyaret etmişti. Galiba belediye merdivenlerinde fotoğraf da çektirmişlerdi. Bu ziyaretin talimatla yapıldığı da Amerikalı yetkililerce dile getirilmişti.

        İşçi Partililer bunun üzerine Amerikan Başkonsolosluğu önüne siyah çelenk koymuşlar. Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş gücünden emin yaptığı işi savunmuş ve Anayasa’ya göre gerek varsa Fazilet Partisi’ni de kapatabileceklerini söylemişti. En ilginci ise yeni yetmelik dönemimde demokrasi kahramanım, dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit de bu ziyaretten devlet geleneği adına fevkalade rahatsız olmuştu.

        O zamanlar Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi olan Sedat Ergin’e mülakat veren Ecevit ziyaret hakkında, “Hiç hoş karşılanmayacak bir şey. Yalnız devlete değil, bu devletin adaletine, bağımsız yargı organının adaletine karşı çıkmış oluyor... Adeta laik, demokratik cumhuriyete karşı çıkanlara dolaylı destek verilmiş oluyor... Viyana Sözleşmesi uyarınca, bir kere, konsolosun kabul edildiği devletin kanun ve düzenlemelerine saygı yükümlülüğü var... Çok yakışıksız bir davranış” demişti.

        Malum 1990’ların sonları Türkiye’nin, Batılı demokratik normlardan hayli uzak kaldığı, bu nedenle kendi ittifak camiası tarafından sıkça eleştirildiği bir dönemdi. Arşivde RP-FP-AKP geleneğinden gelenlerin Amerikan Konsolosu’nun ziyareti hakkında olumsuz bir tavır aldıklarına rastlamadım. Bu olaydan sonraki aylar ve yıllarda da Türkiye’deki demokratikleşme hareketi, yargının ideolojik saiklerle hareket etmesini çok eleştirecekti. AB üyeliği bağımsız olduğu kadar tarafsız bir yargı anlayışının tesis edilmesi açısından çok arzulanacaktı.

        1990’larda Türkiye üzerine çöken karanlık AB hedefinin 1999 sonunda canlandırılmasıyla yavaş yavaş üzerimizden kalkmaya başlamıştı. Şimdilerde de, Türkiye’nin “bir Avrupa halkı, Avrupalı bir millet” olduğunu söyleyen Başbakan Davutoğlu, Boğaziçi Üniversitesi rektörünün taleplerine rağmen hücrede tecrit edilen akademisyenler hakkında açıktan konuşmuyor. Ancak Davutoğlu, Alman Şansölyesi Merkel ile kotardığı, hayli kırılgan bir anlaşma üzerinden AB ilişkilerini canlandırmaya ve kendine alan açmaya da çalışıyor.

        Geçmişteki ilkesel duruşundan ve ilham veren halinden pek eser kalmayan AB, bu kez de yeni bir rotaya geçmeye vesile olabilir mi acaba?

        Hıristiyan okurların Paskalya Bayramı’nı kutlarım.

        Diğer Yazılar