Bu görüntü olumlu değil
İran, ABD, genelde AB üyeleri... Ama bugünlerde özellikle Almanya ile Türkiye’nin ilişkileri hayli sert ve gergin. ABD’ye yönelik şikâyetler Obama yönetiminin son günlerindeki dilden uzak, ancak Amerikan tutumu sürekli eleştiriliyor. Hükümete yakın medya tarafından arada bir “İncirlik’i kullanamayabilirsiniz” denilerek aba altından sopa da gösteriliyor.
ABD, Türkiye’nin PYD’ye karşı kesin tavır alması hakkındaki taleplerine en azından şimdilik açık bir cevap vermedi. Ancak PYD/YPG’ye verdiği desteğin kesileceğine dair bir işaret de ortalıkta görünmüyor. Koca ülke, “Acaba Trump ne karar verecek?” diye nefesini tutmuş bekliyor.
Zira ne kadar haklı bile olunsa, iddiaları gerçekleştirmek kapasiteyle ilgilidir. Perdeyi ne kadar yüksekten açarsanız, yapamadıklarınız o kadar göze batar. Münbiç operasyonunun önüne set çeken Rusya’ya ise zaten hiçbir şey söylenemiyor. O Rusya ki Suriye konusunda Ankara’nın tüm iddialarına rağmen 180 derecelik bir dönüş yaptırabildi. Karşılığında dünya, Türkiye’nin yeni bir enerjiyle Suriye meselesinin çözümüne dahil olduğuna inandı. Prestij yükseliyordu. Ne var ki Rusya ile ilişkinin de eşitler arası bir ilişki olmadığı anlaşıldı. Halep’teki muhalefet ezilirken ve kentin doğusu insan hakları ihlalleriyle Suriye ordusunun eline geçerken, Ankara sessizliğe büründü.
BERLİN İLE GELİNEN NOKTA
İşte böyle bir ortamda geçmişte tepki gösterilmeyen dışa yönelik aşağılayıcı söylemler, eskisi gibi geçiştirilmiyor. Mülteci krizi nedeniyle Türkiye’ye son derece yumuşak yaklaşan bir Almanya’dan, Berlin’in Türkiye ile ilişkilerde sert bir tırmanmayı ve bunun yaratacağı sonuçları göze alan tavrına geldik.
Mesele yalnızca Almanya ya da Hollanda’nın referandum vesilesiyle bu ülkelerde “Evet” oyu için toplantı yapmak isteyen bakanları engellemesinden ibaret değil. O konuda bu ülkeler eleştiriyi hak ediyor elbette. Ne var ki Türkiye bu konuda şikâyette bulunurken, kendi topraklarında referandum için “Hayır” kampanyası yürütenlerin önüne mülki amirlerce, güvenlik güçlerince envai çeşit engel çıkarıldığı haberleri dikkat çekiyor. Bir türlü iddianameleri hazırlanmayan tutuklu gazetecilerden yargı kararı olmadan işlerinden atılan, pasaportlarına el konulan akademisyenlere; referandumda iktidarın istediği yönde oy kullanmayacak olanların teröristlerle aynı tarafta olduğu göndermelerine kadar; Türkiye’nin dışarıya verdiği görüntü olumlu değil.
HOLLANDA, FRANSA VE ALMANYA SEÇİMLERİ
Hollanda bu ay, Fransa nisan sonunda, Almanya eylülde seçime gidecek. Bu ülkelerin hükümetleri de bu konularda artık geri adım atamayacaktır.
Uluslararası alanda bu durum derinleştikçe, Türkiye’nin kendi içindeki kutuplaşmanın ülkeyi zayıflattığı en başta ekonomik göstergelerde kendini belli ettikçe, kapasite ile arzular arasındaki fark açılıyor. İrili ufaklı tüm ülkeler punduna getirip Türkiye’ye diş gösteriyor. Bu yaptıklarında haksız olabilirler. Ama Türkiye de giderek dünyada ne kaba ne de yumuşak gücüyle etkisini hissettiremez hale gelmemeli, bu da aslında yeterince düşündürücü olmalıdır.