Son Dakika

Korkunun rehberliği

09.02.2018 - 04:19 | Güncelleme:

 

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan dün Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin ilelebet burada kalmayacakları yönünde bir çıkış yaptı. Bu görüşün ülkedeki ezici bir çoğunluğun duygularını da yansıttığına kuşku yok. Bilgi Üniversitesi’ne bağlı göç merkezinin yaptığı araştırma sonuçlarında da genelde yüzde 85-90 arasında savaş bitince mültecilerin gitmesi gerektiğinin istendiği ortaya çıkıyor. Büyük bir ihtimalle Zeytin Dalı Operasyonu’na verilen desteğin arkasındaki nedenlerden birisi de mülteci nüfusun sınırın güneyine kaydırılabileceğine dair beklenti.

Yakın zamanda Uluslararası Kriz Grubu’nun yaptığı benim de gelecek hafta ele almak istediğim Suriyeli mültecilerle ilgili rapor, bu konunun giderek daha yakıcı bir mesele haline geldiğini gösteriyor. Türkiye, içeride söylenip sanıldığının aksine mülteciler konusunda en ağır yükü taşıyan ülke değil aslında. Nüfus oranlarına göre bakıldığında, her ikisi de hayli kırılgan demografik yapılara sahip Ürdün ve Lübnan kendi nüfuslarının yaklaşık dörtte biri kadar mülteciyi barındırıyor.

Türkiye’de bu oran yüzde 5’e yakın. Aradaki fark diğer iki ülkeye göre Türkiye’nin mültecilere hayli ciddi bir kaynak ayırmış olması, genelde ülke içindeki hareketliliklerine karışılmaması ve başlangıçta mültecilerin hüsn-ü kabul görmeleriydi. Bu iyiniyetli yaklaşımın sınırlarının bir hayli geçildiği giderek ortalığı kaplayan yarı ırkçı söylemden, “Neden gidip ülkelerinde savaşmıyorlar?” sorusunun, ne denli mantıklı ya da anlamlı olduğuna bakılmaksızın etkili köşelerde hezeyan halinde dile getirilmesinden de anlaşılıyor.

Aslında, belli ki Türkiye’de toplumun kahir ekseriyetinin asıl beklentisi savaşın bir an önce bitmesi. Muhtemelen bunun akabinde de Ortadoğu işlerine eskisi kadar çok bulaşılmaması. Ancak bunu henüz anketlerde görmek mümkün değil. Kadir Has Üniversitesi’nin yaptığı siyasal ve sosyal eğilimler araştırmasından dış politikanın başarılı bulunduğu sonucu çıkıyor. Türkiye’yi demokratik bulan ancak milletvekillerinin tutuklanmasından da rahatsızlık duymayan, sinema ve tiyatroya gitmez, kitap ve gazete okumaz toplum çoğunluğu her şeye rağmen kendini “batılı” da hissediyor.

KAFA KARIŞTIRICI

Bu durumda Batılı olmanın halen bu toplumda bir olumlu karşılığı olduğunu varsaymak gerekiyor. Son zamanlarda kamuoyu ile paylaşılan anketlerde AB üyeliğini hâlâ isteyenlerin oranı yeniden yükselişte gözüküyor. Kadir Has Üniversitesi anketinde AB üyeliğine destek, geçen seneye göre yaklaşık 11 puan yükselerek yüzde 57.8 çıkmış. O zaman Bilgi’deki Sevr sendromuyla ve Batı’nın Türkiye hakkındaki niyetleriyle ilgili bulgular bir hayli kafa karıştırıcı.

“Batılı” ve AB üyeliği istediğini söyleyen Türkiye kamuoyunun yüzde 56.8’i ABD’yi en büyük tehdit olarak algılıyor. Gerçi Kadir Has’a göre bu ahvalde dahi NATO üyeliğine destek artmış. Avrupalı devletlerin geçmişte Osmanlı İmparatorluğu’nu böldükleri gibi Türkiye’yi de bölmek istediğini düşünenlerin oranı yüzde 87.6. AB bağlantılı reformların kapitülasyonlara benzediğini düşünenler yüzde 77.3. Batı’nın Türkiye’ye yaklaşımını haçlı ruhuyla açıklayanlar yüzde 77.6. Osmanlı İmparatorluğu’nun Abdülhamid dönemi dahil son yüz yılına damgasını vuran ve Cumhuriyet döneminde süren Batılılaşma çabaları ise yüzde 74’e göre “taklitçilikten” öteye gidememiş.

Birinci Dünya Savaşı’nda yenilen tüm devletler gibi kendisine bir antlaşma yani Sevr dayatılmış, ancak dayatılanı kabul etmeyip o zayıf anında mücadele ederek savaş kazanıp yeni bir antlaşma imzalamış bir ülkenin toplumu neredeyse 100 yıl sonra neden hâlâ yırtıp attığı antlaşmanın korkusuyla yaşar anlamak kolay değil. Ama zaten çeşitli araştırmalar arasındaki sonuçların bu denli radikal farklar içermesini de, aynı araştırmada birbirine taban tabana zıt sonuçların ortaya çıkmasını da anlamak güç.

Kimbilir belki millet araştırmacılarla kafa buluyordur.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 09 Şubat 2018 Cuma 14:19
    AB üyeliğine desteğin artmasının tek bir nedeni var, o da serbest dolaşım hakkını kullanıp AB'de iş bulmak, daha da iyisi o ülkelerin sosyal yardımlarından faydalanmak. Böyle düşünülünce ortada bir tutarsızlık kalmaz.
  • Misafir 09 Şubat 2018 Cuma 11:44
    Ola ki Ahmet Mehmedimiz,Ayşe Fatmamız, bireyci ve kapitalist modelin olmazsa olmazı "tüketim ekonomisi" içinde yitip gitmiş,sorumluluk duygusundan uzaklaştırılmış, yalnızlaştırılmış insanın, günübirlik hafızasını değil de "tarihsel ortak hafızasını" yadediyordur belki de...Bunun için ödenen bedelleri görmese de duymuştur en yakınlarından.Mirası bu duygu birliğidir.Alır sonra verir.O yüzden, gündemin ağır başlıklarını hangi mihengi taşına vuracağını kolayca sezer.Yapılmış ya da yapılacak her türlü anlaşmayı "isterük" ya da"istemezük" deme gücü de kaynağını buradan alır. Böylesi bir çoğunluğun söz vermişçesine araştırmacılarla kafa bulma ihtimali düşük,araştırmacılar milletle kafa buluyor olmasın sakın?Kişisel ricamdır, sürü ve çobanları başka yerde de mi arasak?
Kalan karakter : 2000