İsrail-ABD gerilimi Türkiye'ye ne getirir?
ERMENİ soykırımı tasarısının Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komisyonu’ndan geçmesine verilen sert tepkiyi ileride farklı boyutlardan değerlendirmek gerekecek herhalde.
Verilen tepkinin sertliğinden çok bunun etrafında geliştirilen söylemin, meselenin fazla uzatılmasının, toplum üzerinde abluka yaratılmasının topluca yaratacağı bir hasar var. ABD yönetiminden yerine getiremeyeceği taleplerde bulunmanın da benzer bir etkisi olacaktır. Hemen değil.
Olası sıkıntılar yalnızca ABD ile ilişkilerin olması gereken düzeyin ve yakınlığın altında seyretmesiyle bağlantılı kalmayacak. Kullanılan üslup ve tercih edilen uzatmalı gerginlik siyaseti de bir sorun yaratacak. Türkiye’nin dış politikadaki iddialarının bazılarının altının oyulması ihtimali de bu nedenle ortaya çıkacak.
Gerçi ABD’nin Afganistan’da ve Irak’ta Türkiye’ye ihtiyacı sürdükçe gerginliği arttırıcı, hele kriz yaratıcı adımlardan kaçınacağı belli. İran’a yönelik yaptırımlar konusu BM Güvenlik Konseyi’ne geldiğinde eğer Türkiye çekimser oy kullanırsa, bu bile kriz boyutlarına taşınmayabilir. Ancak tüm bunların bırakacağı bir tortu da olacaktır.
Türkiye’nin yoğun gündemi etrafa bakmaya pek izin vermiyor ama dışımızda gelişen bazı olaylar sonuçta Türkiye’yi de etkileyecek. Bu hükümetin dış politikasının önemli hedeflerinden birisi Ortadoğu’da merkezi rol oynar konuma gelmekti. Bununla bağlantılı olarak da ABD’nin Ortadoğu’daki en yakın müttefiki haline gelerek İsrail’i de sollayabileceğine inanıyordu.
Şu sıralarda ABD ile İsrail arasında yaşananlara bakıldığında Türkiye’nin bu konuma gelmesi ve gerçekten oyun kurucu rolünü oynaması için gerekli şartların oluştuğu görülüyor. İsrail’de hükümet gerçeklikle tüm bağlantısını kaybetmiş şekilde birbiri ardına Doğu Kudüs’ün Arap kimliğini yok edecek yeni yerleşim bölgeleri inşaatı kararları veriyor. Buna yönelik eleştirileri hayli küstah bir tavırla cevaplıyor.
Başbakan Netanyahu ideolojik takıntılarıyla siyasi gerçekler arasında sıkışmış vaziyette karar veremiyor. ABD ile olan ilişkilerini yönetemiyor. Obama’nın Netanyahu’dan hazzetmediği malum. Belli ki İsrail’den giderek daha fazla talepte bulunacak.
Hepsinden önemlisi ABD’nin en popüler generali, Merkez Komutanlığı’nın (MK) komutanı General Petraeus’un Kongre’ye yaptığı bir konuşmada dile getirdiği düşünceler. Petraeus “İsrail ile bazı komşuları arasında süregelen çatışma Merkez Komutanlığının sorumluluk alanında çıkarlarını korumasını güçleştiriyor” dedi.
Ardından da ekledi: “Çatışma, ÅBD’nin İsrail yanlısı olduğu izlenimi nedeniyle anti-Amerikan duyguları körüklüyor. Filistin meselesi konusundaki Arap öfkesi ABD’nin Merkez Komutanlığı sorumluluk alanındaki hükümetler ve halklarla daha derin ve güçlü ortaklıklar kurma imkanlarımızı kısıtlıyor, Arap dünyasındaki ılımlı rejimlerin meşruiyetini zayıflatıyor. .. İran’ın Arap dünyasındaki etkisini Hamas ve Hizbullah üzerinden arttırıyor...Arap İsrail çatısmasında ilerleme kaydedilmesi MK açısından önemli bir kaygıdır.”
Bu konuşmanın bugüne dek yazılmış ciltlerce kitaptan daha etkili bir şekilde ABD çıkarlarıyla İsrail’in halihazırdaki politikaları arasındaki zıtlığı vurguladığına şüphe yok. Üstelik konuşan ABD’nin en güçlü lobisinin yani ordunun en önemli generali. Dolayısıyla başedilmesi kolay değil. Ortadoğu politikasında hayli ilginç gelişmeler yaşanabilir. Öfkeyle hareket etmeyen bir Türk dış politikası da burada önemli roller üstlenebilir.