Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BAŞKAN Obama’nın sağlık sigortası yasasını geçirmesinin ardından bir şeyler değişmeye başladı. Zorlu bir zaferin kazanılması Başkan’ın kendini nihayet muktedir hissetmesini sağladı. ABD dışında çok daha ciddiye alınmasına yol açtı. Obama, yasa geçtikten hemen sonra ABD’ye gelen İsrail Başbakanı Netanyahu’yu istiskal etti. Uzun zamandır ilk kez Amerikan yönetiminin İsrail’in canını yakabileceği konuşuluyor.

        Obama’nın artan kendine güveni karşısında siyasetine çekidüzen verme gereği duyan ülkeler İsrail ile sınırlı değil. Başkan’ın güçlü olduğu imajı şekillenince bugüne dek Obama’nın taleplerine yanıt vermeyen hatta kendisine karşı hayli küstahça davranan Çinliler de tavır değiştirmeye başladılar.

        Amerikan gündeminde Çin’in parasının değerini düşük tutarak ticaret dengelerini bozduğu uzun süredir tartışılıyor. Amerikan hazinesinin bir sonraki raporunda Çin’i kur manipülasyonuyla suçlama olasılığı yüksek.

        Bu durumda Çin, ABD ile ipleri daha fazla germemek istiyor. Geçenlerde Obama ve Çin Devlet Başkanı Hu Jintao telefonda bir saat konuştular. Hu, Washington’daki nükleer zirveye katılma sözü verdi. Kısacası Obama, ABD’nin etkisini hissettirecek kıvama geldi.

        Tam da bu nedenle Çin, İran’a yönelik bir yaptırıma artık karşı çıkmayacağını belli etti. Bunu en başta büyük güçlerden dışlanmamak için yapıyor. İran’ın nükleer silah sahibi olma ihtimali Çin’i de rahatsız ediyor. Geçen yıl Suudi Arabistan’ın bir numaralı petrol alıcısı olan Çin’in Arap devletleriyle ilişkisi de İran konusunda daha nüanslı davranmasına yol açıyor.

        Yaptırım kararı bugünden yarına çıkmayacaktır gerçi ama o yola girilmiştir. Kimi kaynaklara göre işin kotarılması haziran ayına kadar sürebilir. Bu durumda hileli seçimlerin yıldönümüne kadar beklenmesi şaşırtıcı olmaz. Zira rejim o yıldönümünde aşırı şiddet kullanırsa yaptırım kararının meşruiyeti de güçlenecektir.

        Gelişmeler bu yönde olursa Türkiye’nin İran politikasındaki manevra alanı daralacaktır. Türkiye-ABD arasında son krizin aşılmasında Amerikan tarafı geri adım atmış ancak Ankara’nın taleplerini de yerine getirmemişti. İran konusunda yönetimin, Türkiye’nin ısrarlı çabalarını

        takdirle karşılasa da sonuç alamayacağına inandığı biliniyor. Yönetime yakın çevreler Obama’nın, Başbakan Erdoğan’ın telefonla bu konuyu konuşma talebini pek anlamlı olmayacağını düşündüğü için geri çevirdiğini söylüyor.

        Çin’in de yaptırım yanlısı bir tavrı benimsemeye başladığı bu ortamda Türkiye’nin izlediği siyaseti gözden geçirmesi gerekecektir. En azından hükümetin söylem düzeyinde İran’ın başavukatı gibi konuşmayı sürdürmemesi akıllıca olacaktır. Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan arasında İran’ın niyetleri hakkındaki görüş ayrılığı da artık iyice ortada. Cumhurbaşkanı, İran’ın nükleer silah üretmek istediğini söylerken Başbakan bunların dedikodu olduğu inancındadır.

        Türkiye’nin durum değerlendirmesi yapması gündemdedir. Ankara, İran’daki gelişmelerle birinci derecede ilgilidir. Arabuluculuk çabalarını sürdürse de müttefikleriyle ilişkisinde pozisyonunu,

        çıkarlarının ne olduğunu ve beklentilerini anlatması gerekecektir.

        İran konusunda bir kavşak geçilmiştir. Türkiye’nin eski söylemini, siyasetini değiştirmeden sürdürmesi giderek zorlaşacaktır. Başbakan’ın stratejik ortaklık düzeyinde görmek istediği ABD ile ilişkiler veya genelde Türkiye’nin ittifak bağlantıları açısından İran meselesindeki nihai tavır belirleyici olacaktır.

        Hıristiyan okurların Paskalya Bayramı’nı kutlarım.

        Diğer Yazılar