Wikileaks'ten çıkanlar
Bundan sekiz yıl önce 20 Mart sabahı Türkiye saatiyle 04.33’te Bağdat’ta ilk patlamalar duyuldu. ABD’nin Irak saldırısı Saddam Hüseyin’e ülkeyi terk etmesi için tanınan süre bittikten bir buçuk saat sonra başlamıştı.
Milliyet’in o günkü internet sitesi arşivine göre, “Fransa’nın Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Irak’a saldırıdan ‘derin kaygı’ duyulduğu belirtilerek, savaşın mümkün olan en kısa sürede bitirilmesi çağrısında bulunuldu... Rusya, Bağdat’a başlatılan bombardıman nedeniyle ‘üzgün’ olduğunu bildirdi... Almanya hükümeti ‘Irak’a karşı savaşın başladığı haberi federal hükümette derin endişe ve dehşet uyandırmıştır’ ifadesini kullandı... Çin, Irak’a karşı saldırının derhal durdurulmasını istedi.. Malezya Başbakan Vekili, ABD’nin Irak’a saldırısının ‘tarihte kara bir leke olduğunu’ söyledi.”
Aynı gün 59. Hükümet’in Meclis’e gönderdiği tezkerenin kabul edilmesiyle, Türkiye hava sahasının yabancı silahlı kuvvetler tarafından kullanılmasına izin verdi.
Ankara, böylelikle kendisini birinci derecede ilgilendiren bir savaşta tamamen devre dışı kalmamak, ABD ile stratejik ilişkisini korumak amacını güdüyordu.
1 Mart oylamasından iki gün sonra Milliyet Gazetesi’nin Washington muhabiresi Yasemin Çongar sütununda şu değerlendirmeleri yapıyordu: “Türkiye, topraklarını ABD kara birliklerine açmasa bile, olası Irak harekâtında İncirlik Üssü’nü kullandırır ve ABD’ye lojistik destek sağlarsa, Ankara Washington ilişkileri kısa vadede ve görünürde fazla yıpranmayacak...
Bush yönetimi, TBMM’ye öfkeli değil, ama kendisine başından itibaren asker izni için umut veren, bu konudaki pazarlığı kılı kırk yararak yapan, takvimi ABD’nin tercihlerine değil, kendisine göre işleten, ancak bu süreçte tezkere lehine kamuoyu oluşturmayan AKP liderlerine öfkeli.”
1 Mart tezkeresi yakın tarihin önemli bir dönüm noktasıdır. Sonuçta kamuoyunun iradesi, savaşa karşı olan güç sahiplerinin çabası ve iktidar partisi içindeki muhaliflerin oylarıyla reddedilmiştir. Pek çok bakımdan bu sonuç Türkiye açısından hayırlı olmuştur. İşin ilginç tarafı ret oyunda önemli bir pay CHP’ye aitken sonraki tarih bu oylama sonucunu sadece AKP’nin ‘stratejik dirayet’ hanesine yazmıştır.
1 Mart tezkeresi sonucunda 1947 yılından beri Pentagon’dan koşulsuz destek alan Türk Silahlı Kuvvetleri bu desteği kaybetmiş, siyaseten zayıflamış, Türkiye’nin sivilleşmesi önünde kesin bir engel olmaktan çıkmıştır. İktidar partisi bu oylamanın sembolik anlamını daha sonraki bölge siyasetinde büyük maharetle kullanmış, Meclis’in kararının rantını tepe tepe yemiştir.
Tüm bunları hatırlatmanın sebebi basit: Taraf Gazetesi Wikileaks belgelerini yayınlıyor. Cuma günkü belge 2002 Aralık ayında Amerikan Savunma Bakan Yardımcısı ve Dışişleri Müsteşarı’nın Irak savaşında işbirliği koşullarını konuşmak üzere yaptıkları ziyaretin ardından yazılan kapsamlı büyükelçilik notuydu.
Notta yazılanların genel çerçevesi o günün gazetelerinde yazılanlardan farklı değil. Zaten Wikileaks belgelerinden bugüne kadar yayınlananlarda bildiğimiz konuların genel çerçevesine aykırı bir veriye rastlanmadı. Olsa olsa biraz daha fazla detay öğreniyoruz.
O zaman sormak lazım. Neden bu belgeler nedeniyle kıyamet koparılıyor, belgelerin inandırıcılıkları neden sorgulanıyor?
Sakın 1 Mart tezkeresi öncesi 58. Hükümet’in çatır çatır savaşa girme pazarlığı yaptığının, ret sonucunun iktidardan çok muhalefetin eseri olduğunun, Amerikan tarafından bakıldığında ortada bir samimiyetsizlik bulunduğunun, ne kamuoyuna ne de ABD’ye açık ve net şekilde konuşulduğunun, hükümetin bir yandan pazarlık yaparken diğer yandan içine sinmeyen bu tezkere geçmesin diye elindeki imkânları kullandığının hatırlatılmasından rahatsızlık duyulduğu için olmasın?