Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BAŞBAKAN Erdoğan'ın Washington ziyareti ev sahibi açısından cehennem sayılabilecek bir zamana denk geldi. Gerçekten de Amerikan siyasetindeki çekişme ve rekabet, giderek bir savaş, Obama yönetiminin sıkıntısının bir kısmı kendi davranış kalıplarından kaynaklanıyor. Bir kısmı Cumhuriyetçilerin olayları çarpıtmadaki üstün becerisinin sonucu diye görülebilir.

        Ama en önemli neden Washington'daki siyasi gözlemcilerin ve medyanın başka başkentlerde de olduğu gibi skandal kokusu aldığında bir çakallar sürüsüne dönüşmesi. Zaten Başbakan Erdoğan ile Başkan Obama'nın basın toplantısında da bu durum tüm açıklığıyla ortaya çıktı. Amerikalı gazetecilerin Başkan'a sorduğu soruların ortak noktası bunlardı. Obama'nın da zaten bu gündemden çok rahatsız olduğu verdiği cevapların detaylı olmasından, vücut dilinin aksettirdiği tedirginlikten anlaşılıyordu.

        Türkiye standartlarında belki de gündem konusu bile olamayacak üç konu nedeniyle Obama'nın ikinci döneminin dördüncü ayında etkisiz bir Başkan haline geldiği konuşuluyor. Bu değerlendirmede ciddi bir abartma payı var. En azından ekonomide iyi haberler gelmeye devam ettikçe önümüzdeki üç buçuk yıl Obama ve demokratlar açısından çok daha parıltılı geçecektir.

        Buna rağmen Obama yönetiminin her şeyi Beyaz Saray'dan yürütme takıntısının, hemen her konuda gizlilik zırhı arkasına saklanma arzusunun giderek daha büyük bir sorun haline geldiği de aşikâr. Amerikan Başkanı'nın bugünkü üç derdi şunlar: Amerikan vergi idaresinin aşırı sağcı "Çay Partisi"ne yakın derneklerin vergi muafiyeti taleplerini incelemesi.

        Aslında bunlar rutin işler. Obama Yönetimi'nden herhangi bir şahsiyetin vergi idaresine "Bunların canına okuyun" diye talimat verdiğine dair herhangi bir veri yok. Üstelik Demokratlara yakın bazı dernekler de benzer süreçlerden geçmişler ve bazılarına vergi muafiyeti tanınmamış. Obama bu derdi başından atmak için aslında olayla ilgili sorumluluğu olmayan müdür vekilini istifaya zorladı. Basın toplantısında da uzun uzun verginin siyasi bir araç olarak kullanılmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

        İkinci sıkıntılı mesele 2012 yılında, 11 Eylül'ün yıldönümünde Bingazi'deki Amerikan Konsolosluğu'na yapılan saldırıda kimin sorumlu olduğuyla bağlantılı. Bu olay gerçekleştiğinden beri Cumhuriyetçiler Obama Yönetimi'ni suçluyorlardı. Yönetimin olayları saptırarak aktardığı, Beyaz Saray'ın pek çok bilgiyi gizlediğini iddia ettiler. Bunlarla ilgili aslında ellerinde pek bir kanıt da yok. Ancak Kongre'de bu konuyu inceleyen komisyonda dönemin büyükelçilik müsteşarının anlattıkları şüpheleri artırdı. Sonunda Beyaz Saray elindeki tüm elektronik posta mesajlarını kamuoyuna sundu.

        Obama'nın başını asıl derde sokacak olan konu ise Associated Press haber ajansına ve muhabirlerine ait 20 telefonun son iki aylık kayıtlarının Adalet Bakanlığı'nca istenmesi. Bir terör eyleminin engellenmesiyle ilgili bilginin AP tarafından haber yapılması Adalet Bakanlığı'nda bunun nasıl sızdırıldığıyla ilgili bir soruşturma başlatılmasına yol açmış. ABD'de ifade ve yayın özgürlüğü kutsal sayılabilecek bir konumda olduğundan Obama'yı asıl sıkıştıracak kriz budur. Obama basın toplantısının sonunda Adalet Bakanı'na güveninin tam olduğunu belirtti. Bu kavgada sonuna kadar gideceğinin işaretini verdi. Meseleyi de ulusal güvenlikle basın özgürlüğü arasında bir denge meselesi diye gördüğünü belirtti.

        Basın toplantısı ve ziyareti daha etraflı değerlendireceğim. İlk izlenim Türkiye'nin Suriye konusunun nasıl çözüleceği hakkına ABD çizgisine daha yakınlaşmış olduğu. Öncelikle Cenevre Konferansı meşru bir zemin olarak kabul ediliyor. Orada Esad'ın temsilcileri de bulunacak. Esad'ın gitmesi o konferanstan sonraya kalıyor gibi. Bunun ötesinde de ABD tarafının İsrail ilişkilerinin bir an önce normalleşmesine büyük önem verdiği Başbakan Erdoğan'ın Gazze ziyaretinin de barış süreci kapsamında değerlendirilecek şekilde tasarlanacağı anlaşılıyor.

        Diğer Yazılar