Hâlâ süren rüya
İsrail'den sonra Türk ve Amerikan istihbaratlarının da Suriye'deki kimyasal silah saldırısının sorumlusu olarak Esad rejimini göstermeleriyle sonucunun ne olacağı kestirilemeyen askeri harekat aşamasına gelindi. En yakın müttefiki Britanya'nın toplumunca ve daha da önemlisi siyasi seçkinlerince bile güvenilir bulunmayan bir ülkeyi yöneten Başkan Obama bir yandan bu krizle uğraşırken, Çarşamba günü Martin Luther King'in "Bir rüyam (hayalim) var" konuşmasıyla anılan Washington'daki mitingin 50. yıldönümünde konuştu.
50 yıl önceki konuşmadan sonra Amerikan iç istihbarat teşkilatı FBI'nin belalı Başkanı J. Edgar Hoover'in teşkilatına şu genelgeyi göndermişti: "Dün yaptığı güçlü demagojik konuşmanın ardından King diğer zenci liderlerden çok daha üstün konumdadır... Eğer daha önce bunu yapmadıysak, o zaman şimdi O'nu, komünizm, zenciler ve ulusal güvenlik bakımından bu milletin geleceğindeki en tehlikeli zenci olarak kayda geçirmeliyiz".
Gene bir hitabet incisi sayılabilecek konuşmasında Obama, 39 yaşında öldürülen King'e saygılarını sunup sözü o gün oraya giden sıradan insanlara getirdi. Zenciyse eşitlik ve adalet arayan, beyazsa kendi özgürlüğünün başkalarının adaletsiz ve özgürlüksüz yaşamı üzerine kurulmasından rahatsız bu insanların yürüyüşleriyle Amerika'nın değiştiğini söyledi.
"Onlar yürüdükçe Amerika değişti. Onlar yürüdükleri için Medeni Haklar kanunu geçti. Onlar yürüdüğü için oy verme hakkı kanunu geçti. Onlar yürüdükleri için, çocuklarının başkalarının çamaşırını yıkamak ya da ayakkabılarını boyamak dışında bir yaşam hayal etmelerini sağlayacak fırsat ve eğitim kapıları açıldı."
Başkan Johnson'un Demokrat Parti'nin ırkçı güney eyaletlerini en az bir nesil kaybedeceğini bile bile geçirdiği yasalarla siyahların siyasetteki rolü ve siyasete katılımı ciddi ölçüde arttı. Sonuçta Irkçılık tümden yok olmadıysa da geçmişe göre daha az belirleyici bir unsur haline geldi. ABD'nin belli başlı şehirlerinde, çoğunluğu siyah olmayan merkezlerinde dahi siyahlar önemli siyasi konumlara seçiliyorlar. ABD'nin başkanı babası Kenyalı annesi beyaz bir melez.
Gene de bu alanlardaki gelişmelere, karışık nüfuslu mahallelerin sayısının artmasına rağmen ekonomik eşitlik sağlanmış değil. Ekonomik göstergelere bakıldığında elli yıl önceye göre muazzam bir sıçrama yapıldı... The Economist dergisinin rakamlarına göre beyazların ortalama geliri 30 bin dolar seviyesindeyken siyahlarınki 21 bin dolar. Hanelere göre servet dağılımında beyazların ortalaması 110 bin dolar iken siyahlarda bu rakam yalnızca 6,300 dolar.
Göreli fakirlikle kötü okul ve dolayıyla kötü eğitim yakından bağlantılı olduğundan üniversiteye gitme oranları siyahlar açısından düşük. Gidenlerin de hatırı sayılır bir kısmı mezun olamıyor. Eğitim ve bilginin giderek daha önem kazandığı emek piyasası şartlarında bu istatistikler ortalama siyahların geride kalmaya devam edeceklerini gösteriyor.
Bu döngünün kırılamaması, adalet sisteminin işleyişindeki önyargılarla birleşince aile yapısının çökmesine ve sınıf atlama imkanlarının daha da kısıtlanmasına yol açıyor. 2011'de her 100 bin beyaz Amerikalı erkekten 478'i kadından ise 51'i hapisteyken bu oranlar siyahlar arasında 3,023 ve 129. Kısacası her yüz siyah erkekten üçü hapiste. Siyah erkekler hapiste olunca çocukların dörtte üçü, sadece anneleri tarafından büyütülüyor.
Siyahlar arasında aile yapısının çökmesi ve genç siyahların ‘bu beyazlara özgüdür' diyerek eğitimi küçümseme eğilimi bugün önde gelen siyah liderlerin üzerinde en çok durduğu ve mücadele ettiği konular.
Kısacası, King'in rüyasının birlikte yaşama kısmı büyük ölçüde gerçekleşmiş olsa da, tutkuyla arzuladığı eşitlik konusunda ABD'de kat edilecek daha çok mesafe var.