Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç dün partisinin seçmen desteğinin yüzde 52 civarında olduğunu söyledi. Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğu günden beri Amerikan yöntemleriyle siyaset yapan, bu bağlamda da kamuoyu nabzını sürekli elinde tutmaya büyük özen gösteren bir parti.

        Arınç, “Yolsuzluk iddialarından hiç etkilenmedik” diye eklediğine göre rakamın 17 Aralık’ta patlayan ve kolay da dinmeyecek fırtınadan sonrasına ait olduğu anlaşılıyor. Bu durumda tüm olup bitenlere, 11 yıllık iktidar yıpranmasına, ülkede sürekli körüklenen gerginlik ve kutuplaşma ortamına ve hızla riskleri artan ekonomik duruma rağmen oran buysa siyaset bilimi açısından gayet ilginç bir vakayla karşı karşıyayız demektir. Metropoll kurumunun kamuoyu araştırmasıysa yüzde 52’lik bir desteğin varlığını destekleyecek veriler içermiyor.

        Üstelik araştırmanın yapıldığı tarihler de 11-16 Aralık. Fırtınadan önce. Bu araştırmaya göre “kararsız, cevapsız ve protesto oyları dağıtılmadan AKP’nin oyu %35.9, CHP’nin %22.1, MHP’nin % 13.6 ve BDP’nin %6.7 olarak belirlenmiştir.”

        Araştırma sonuçlarının en önemlilerinden birisi toplumun kendi geleceğini nerede gördüğüyle ilgili. Son skandallarda özellikle iktidar partisi ve yakın çevresi dehşetli bir Batı düşmanlığını körüklüyor. Gezi olayları sırasında yapıldığı gibi tüm gelişmeler Türkiye’nin güçlenmesinden hoşlanmayanların komplosu olarak değerlendiriliyor. Başbakan Erdoğan da defalarca Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üyeliğini gündeme getirmişti.

        “AB üyeliğine ilişkin kamuoyu desteği % 54’tür. Geçen yıla göre 11 puanlık bir artış. Toplumun % 48’i Türkiye’nin AB’ye katılmasını isterken ancak % 12’si Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üyeliği istemektedir.” Amerikan düşmanlığı üzerinden gidildiğinde zayıf bir desteğe sahip olması gereken NATO üyeliğinde de sonuçlar çarpıcı: “Toplumun % 49’u NATO üyeliğinin sürmesini, % 27’si ise Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını istemektedir. Türkiye’nin NATO’ya ihtiyacı olduğunu söyleyenler % 42, ihtiyacı olmadığını düşünenler ise % 36’dır.”

        Bu sonuçlar İslamcı dünya görüşüne uygun bir dış politika ile toplumsal yapılanmanın son tahlilde kitlesel bir alıcısı olmadığını gösteriyor. Bu Batı kampında kalma arzusunun bir boyutu daha temiz ve şeffaf bir toplum arzusu olsa gerektir. Yargıya güvenin yerlerde süründüğü, son krizle birlikte devletin kurumsal yapısının hızla eridiği bir ortamda bu talep giderek güçlenecektir de. Aralık ayındaki duruma bakıldığında “yolsuzluğun son bir yıl içinde artığını düşünenlerin oranı % 55 seviyesine çıkmaktadır. Artmadığını düşünenlerin oranı ise % 34’tür. Bu oran geçen yılla karşılaştırıldığında yolsuzluk algısının bu yıl daha da büyümüş olduğunu göstermektedir. Yolsuzluğun geçen yıla göre arttığını düşünenler bu yıl 3 puan artmış, yolsuzluğun azaldığı kanaati 3 puan gerilemiştir.” Son gelişmelerin uzun vadedeki etkisinin ne olacağıysa ekonomik durumun kötüleşip kötüleşmeyeceğine bağlıdır. O açıdan da araştırma sonuçları toplumun iyimserliğini kaybetmekte olduğunu, işsizliğin giderek daha yakıcı bir sorun olduğunu gösteriyor. Hükümetin eğitim politikalarını 2012’de yüzde 54.6 başarılı bulurken bu oran 40.4’e düşmüş. Başarısız bulanlarınki yüzde 35.2’den 55.1’e yükselmiş. Üstelik demokrasinin zayıfladığı, basın özgürlüğünün zayıfladığı algıları da bu verilere eşlik etmekte.

        Tüm bu sonuçlara rağmen iktidar partisi gerçekten de yüzde 52’lik bir desteğe sahipse Türkiye’ye özgü bir siyaset bilimi kitabı yazılması şart olacaktır. Her türlü ikiyüzlülüğe şerbetlenmiş olanlarımız açısından bile ekmek almaya giderken biber gazı kapsülüyle vurulup komaya giren Berkin Elvan’a gösterilen kayıtsızlık ibretlik bir vakadır. Ermeni okurların Noel’i ile birlikte, yaşam mücadelesi veren Berkin’in yaş gününü kutluyorum.

        Diğer Yazılar