Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BUGÜN hem Avrupa Parlamentosu için AB çapında hem de Cumhurbaşkanlığı için Ukrayna’da seçimler yapılıyor. Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçlarını hafta içinde değerlendirmek gerekecek. Ancak Rusya’nın Kırım’ı bir güzel yutması ve Ukrayna’nın içini karıştırmak için gösterdiği gayret nedeniyle Ukrayna seçimleri tarihsel bir önem yüklendi.

        Rusya’nın hamlelerine karşı çizginin nerede çekileceği ya da çekilip çekilmeyeceği bu seçimlerin nasıl yapılacağı ve nasıl sonuçlanacağıyla yakından ilgili olacak. Sonuçta Rusya’nın Ukrayna politikasına karşı Batı İttifakı’nın cevabı, daha doğrusu doğru dürüst bir cevabın yokluğu yakın dönemde güvenlikle ilgili önemli soruları da gündeme getirecek.

        Avrupa’nın ve ABD’nin Ukrayna krizine kısa vadede verdikleri tepki aslında son derece zayıf oldu. Kimsenin Ukrayna adlı devletin egemenlik hakları ve hatta toprak bütünlüğü için herhangi bir risk üstlenmeyeceği açıkça ortaya çıktı. Almanya için ticaret ve yatırımları, Britanya için Londra finans piyasasındaki Rus parası, Fransa içinse milyarlarca dolarlık helikopter gemileri kontratı egemenlik hakları, jeopolitik kaygılar veya demokratik ilkelerden daha ağır bastı. Türkiye açısından da Rusya ile ekonomik ilişkilerin ağır basması gibi...

        Bildiğiniz gibi geçen hafta pazar günü yani Mayıs’ın 18’i Kırım Tatarlarının dönemin Sovyet gizli servisi NKVD tarafından sürgüne gönderilişlerinin 70. yılıydı. Kırım Tatarları bu acılı günlerini Kiev’de, yani Faşistlerin eline geçtiği propagandası yapılan Ukrayna’nın başkentinde anarlarken, kendilerine yeni ve daha geniş haklar tanınacağı söylenen memleketleri Kırım’da böyle bir tören gerçekleştiremediler. Sanırım Türkiye’den de bu konuda dişe dokunur bir tepki gelmedi.

        Burada mesele ahlakçılık üzerinden dış politika eleştirisi ya da analizi yapmak değil. Uluslararası sistem ahlaki kriterlerden çok gücün, ulusal çıkarın ön plana çıktığı, riyakârlığın eşyanın tabiatına uygun sayıldığı bir alandır. Ukrayna da bu sistemde fazla değer taşıyan bir ülke değil. Üstelik bağımsızlığını kazandığından beri devletini düzgün şekilde işletmeyi beceremedi. Milletleşme yolunda yeterince mesafe kaydetmedi. Bu zaaflar ve Ukrayna’nın kendi siyasi liderlerince soyulmuş olması ülkenin insanlarının beklentilerinin ve demokratik taleplerinin hiçe sayılmasını mazur göstermiyor.

        Sonuçta, geçenlerde bir grup Amerikalı ve Avrupalı aydınla birlikte Ukrayna Başbakanı’nı dayanışmaamacıyla ziyaret eden tarihçi Timothy Snyder’in özetlediği gibi, “Haftalarca süren barışçıl protestolardan sonra Ukraynalılar anayasayı kanunlara aykırı şekilde değiştiren, ülke bütçesinden epeyce para çalan, barışçıl gösterileri suç gibi gösteren ve göstericilerin öldürülmesinin sorumluluğunu taşıyan otoriter bir Cumhurbaşkanı’nı devirdiler”.

        Gene Snyder’in yazdığına göre, ülkenin Rusça konuşanların çoğunlukta olduğu güneydoğu bölgesinde bile Ukrayna’dan ayrılma fikrinden çok daha ademimerkeziyetçi bir yapı talebi geçerli. Kamuoyu yoklamalarında aşırı sağın iki adayı yüzde 1’lik oranlarda sürünürken önde giden adaylar çikolata üreticisi Poroşenko ile kendisi de yolsuzluklara bulaşmış eski başbakan Timoşenko. Eğer Ukrayna seçimlerini düzgün ve şiddet yaşanmayan bir şekilde yapmayı becerir ve selametle parlamento seçimlerine gidebilirse rejim meşruiyetini yeniden kurma konusunda büyük bir aşama kaydetmiş olacak.

        Vladimir Putin zayıf komşusu Ukrayna üzerinden Batı ittifakına ve bu arada şüpheniz olmasın Karadeniz’de ihtirasları olan Türkiye’ye, meydan okudu. Batı ittifakı Avrupası ve ABD’siyle kısa vadede bu meydan okumaya kayda değer bir karşılık vermedi.

        Ukraynalıların Rusya’ya rağmen kendi egemenliklerine sahip çıkma çabalarına destek vermezlerse gerek NATO gerekse AB ve Türkiye açısından güvenlik bakımından yönetilmesi zor bir dönem başlayacak demektir.

        Diğer Yazılar