Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Çocukların en çok istedikleri şey, bir an önce büyümektir. Onlar için büyümek, düşlerini gerçekleştirecekleri etkinliğe ve güce ulaşmak anlamına gelir.

Bilmezler ki, yaşları otuzları bulunca yaşlanmaktan korkmaya başlayacaklardır.

Ruhbilimciler, yaşlanma korkusunun, otuzlu yaşlarda bir paniğe dönebildiğini söyler.

Özellikle de kadınlar bu yaşlarda ayna ile dost/düşman ilişkisi kurarak, yüzleriyle hesaplaşmaya başlarlar. Gözlerin dış birleşimindeki ‘kaz ayağı’ oluşumu canlarını sıkar, yanaklarda veya alında belirmeye başlayan küçük çizgiler sinirlerini bozmaya başlar.

Kendini yaşlanma saplantısından kurtarabilecek psikolojik olgunluğa sahip olmayanlar, hele de yaşamlarını olumlu şeylerle dolduramıyorlarsa, üzülürler de üzülürler...

Kadınların otuz yaş sonrasında yaşadıkları sorunlar genellikle sadece kendilerini vurur. Üzüntülerini ve -eğer panik halini almamışsa- korkularını sadece aynalarıyla paylaşırlar ve içlerine atarlar. Kimileri, depresyona varan psikolojik sorunlar yaşayabilirse de, çoğunluğu bunu dışarı vurmadan geçiştirmeye çalışırlar.

ERKEKLERİ VURUYOR

Erkekler, yaşlılık korkusunu biraz daha geç hissederlerse de bu duygu onlarda daha büyük fırtınalar estirir.

Orta yaş sendromuna kapılmış olan erkeklerde ortaya çıkan ‘Azgın Teke Sendromu’ bunun en belirgin örneğidir.

Bu sendromun nedeni elbette daha çok psikolojiktir. Ancak bu olay zararsız bir psikolojik olay şeklinde başlasa bile, tehlikeli ve yıkıcı boyutlara ulaşabilir.

Yaşlanma korkusu içine giren kadın, panik yaşamadıkça başkasına zarar vermez. Ama ‘Azgın Teke Sendromu’ içindeki orta yaş erkeği, ‘teneşir paklasın!’ sözünü hak edecek derecede sapıtabilir.

Azgın Teke Sendromu, farklı sosyal kesimlerde farklı görüntülerle ortaya çıkabilir. Modern bir ailedeki erkeğin ‘Azgın Teke’liği ile, muhafazakar ailede ‘Tekeleşen’ bir erkeğin azgınlığı arasında uygulama farkları vardır.

Bir erkekte ortaya çıkan Azgın Teke Sendromu’nun zaman içinde nasıl bir yol izleyeceği belli olmaz. Kırkında başlayabilen bu durum, gelecek yıllarda andropozun eklenmesi ile ya daha azgın bir seyir gösterebilir, ya da bir geri dönüşe yol açabilir.

EN TEHLİKELİ OLANI

Azgın Teke Sendromu’na kapılan erkek, eğer muhafazakar veya eğitimsiz bir kesimdense, çok farklı ve tehlikeli olaylara neden olabilir. Kapalı kapılar ardında gelişen olaylar, çoğunlukla da bir ‘namus meselesi’ sayıldığından kimseye duyurulmadan örtbas edilir.

Son yıllarda bazı ‘muhafazakar!’ eğitim kurumlarında, kız çocuklarına yönelik taciz ve tecavüzde bulunanların, ‘azgın teke sendromu’na girmiş sapıklar olduğunu iddia etmek, herhalde yanlış olmaz.

O kurumlardaki bir çocuk bu durumda, ya çok korktuğu için başına geleni ailesine anlatamaz, ya da çocuğun annesi olayın namus meselesi olarak algılanacağını düşünerek, “Aman kızım bunu baban duymasın!” diye saklar.

Biraz daha ileri giderek, Anadolu’da var olduğu bilinen aile içi seks (ensest) olaylarında da, Azgın Teke Sendromu’nun etkisinden söz etmek mümkündür.

NEREDEN ÇIKTI?

Koyunun erkeğine koç, keçinin erkeğine teke denir. Tekeler on yıldan daha uzun yaşayabilen cinsel açıdan çok aktif hayvanlardır. Hele de teke, ileri yaşlara gelmişse, sürüdeki küçük keçilere sataşmaya başlar. İşte bu nedenle, kırkını geçmiş olan erkeklerin huy değiştirerek hem yaşam tarzını değiştirmesi ve hem de evini barkını bırakarak genç kadınlara yönelmesi “Azgın Teke Sendromu” olarak adlandırılıyor.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar