Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        (Çalışmak ve şans üzerine...)

        İÇSEL yolculuklarımın derinliği içinde, birbirinden farklı yerlere ve onların zenginliklerine uzanıp giderken, müziğe olan sevgim ve evrenselliğinin albenisi beni her zaman kendi içine çekiyor. Odaklandığım esas nokta hep müzik. Bu yüzden, hayatımda, müziğin beni götürdüğü yere gittiğime inanıyor ve bana sunduklarını yaşadığımı düşünüyorum. Yaşamda, sürekli olarak müzikte bulduğum içten sevgi ve derin zenginlikleri arıyorum. Buna ulaşma çaba ve arayışım, bu sonsuz yolda daima devam edecek...

        Şanslı olduğuma inanırım. Ancak şansın ne olduğunu size açıklayamam çünkü ben de bilmiyorum. Geriye bakıp düşündüğümde, hep çalıştığımı görüyorum. Aynı durum bugün daha da büyük bir sorumlulukla devam etmekte. Belki de benim şansım, doğanın bana çalışabilme gücü, sevgi ve kabiliyeti sunması olduğudur. Kıymetli hocalarımın bana yeteneğimi göstermeleri ve gerekli olduğunda anımsatmalarının yanı sıra, işlenmeyen zengin bir madenin de boşa harcanan bir hayat olduğunu anlatmış olmalarını görerek büyüdüm. Bir diğer şansımın da bu erdem olduğunu sanıyorum.

        Yurtdışında bulunduğum şu günlerde, önemli faaliyetlerimin yanında can dostlarımı ziyaret ediyorum. Geçtiğimiz yıllarda birlikte Brahms'ın ikili ve Beethoven'in üçlü konçertolarını seslendirdiğim, dünya markası, Almanya'nın en iyi çello solisti sayılan, değerli dostum, büyük viyolonselist Gustav Rivinius'u ziyaret ettim. Kendisi, birçok solo ve oda müziği konserleri yoğunluğu dışında, Saarland Müzik Yüksek Okulu'ndaki profesörlük sorumluluğunu da mükemmeliyetçilikle yerine getirmekte olan bir dünya müzikçisi olarak tanınır. Ziyaretim sırasında, bir öğrencisiyle birlikte Marcello'nun iki viyolonsel için bestelediği sonatlar üzerinde çalışmaktaydılar.

        Yetmiş yaşındaki büyük kemancı ve pedagog, Paganini'nin 24 kaprisini bir konserde olağanüstü başarıyla çalabilen dünyadaki birkaç virtüözden birisi, sevgili hocam Joshua Epstein ise, can kulağıyla benim proje ve planlarımı dinledikten sonra, hayatında belki de yüz kez çalmış olduğu ve 2 ay sonra tekrar seslendireceği Mendelssohn konçertosuna özenle çalıştığını ve 16-31 Temmuz tarihleri arasında Worms'ta vereceği Masterclass üzerine anlatıyordu...

        Repin, Vengerov ve Bell gibi çağdaşım kemancıların da ne kadar çok çalıştıklarını ve şanslarını oldukça zorladıklarını biliyorum. Sanat yolunda, herkes kendi çizgisi ve yolunda ilerler. Kimse bir başkasının yerini alamaz çünkü herkesin kalite ve değerleri birbirinden farklıdır. Doğadaki her rengin birbirinden başka ve her birinin farklı bir değeri olduğu gibi.

        Önünüze kırmızı halılar serilsin veya serilmesin, uçan bir halıyla sihirli bir yolcuğa çıkın ya da çıkmayın, çalışmanın (çalışabilmenin) gerçek bir şans olduğuna ve mutluluğu getirdiğine inanıyorum...

        Diğer Yazılar