KİMİ SEÇECEKSİNİZ?
Yöneten ve denetleyen bir demokrasiye,
Üreten, ihraç eden verimli bir ekonomiye,
Etken ve yön veren bir diplomasiye,
Şeffaf, hesap verebilir, reformist ve üretken bir bürokrasiye,
Milli ekonomi ile güçlendirilmiş, bağımsız savunma sanayinin desteklediği, caydırıcı bir savunma gücüne…
Ve tüm bunları gerçekleştirebilecek, ulusal politikalar üretebilecek, herkesi kucaklayabilecek, çalışkan, bilgili, vizyon sahibi bir yönetime…
Peki bunu nasıl gerçekleştireceğiz?
Bu özürler yada daha doğru tanımıyla engellerle dolu demokrasimizde bunu başarabilecek miyiz?
Zor olmakla birlikte evet. Başarabileceğiz.
Ama bir şartla.
Sandığa gidenler, duygularıyla yada öfkeleriyle değil, akıllarıyla oy verirlerse.
Kendilerine biçilen noterlik rolünü aşarak, Ankara’dan tanzim edilen aday listelerinin içinden, sınırlı da olsa bir irade ortaya koyup, doğru seçim yapabilirlerse…
???
Milletvekili dendiğinde tabanda akla ne geliyor? Önce bunu anlamaya çalışalım.
Beş yıllık parlamenterlik hayatımda edindiğim tecrübeye göre ne yazık ki tabanın, temsilcisine yüklediği misyon şu:
• Seçim bölgesine yatırım yapma,
• İş bulma,
• Tayin-terfi işleriyle uğraşma, bölgenin bürokratik kademelerini parti misyonuna göre şekillendirme…
Genel kabul bu.
Peki, milletin vekaletini alarak Ankara’ya gelenlerin asıl görevi ne?
• Millet adına yasama faaliyeti,
• Millet adına denetleme faaliyeti,
• Temsil sorumluluğu. (Temsil dendiğinde de, hep milletin temsil edilmesi anlaşılıyor. Oysa bana göre, millet iradesinin tecelli ettiği makamın, yani meclisin, seçilmişler tarafından temsil edilmesi de son derece önemli.)
Tüm bunlara ben önemli bir misyon daha ekliyorum.
• Milletin vekaletini alan temsilci, milletin taleplerini alır, onları revize ederek ülke ve dünya gerçeklerine göre şekillendirir, uygulanabilir politikalar haline getirir, sonuç alıcı yöntemler geliştirir, toplumla paylaşır, ikna eder. Sonunda da çözüm ve hizmet üretir.
Bir de, milletin vekili,
• Topluma rol modeli olur, topluma yön vererek dönüştürür ve geleceğe hazırlar…
???
Peki, bu misyonları yükleyeceğimiz temsilcilerimizin hangi özellikleri olmalı?
• Öncelikle seçilecek kişinin hayatının her dönemi berrak olmalı.
• Söyledikleri ve yaptıkları her zaman açık, anlaşılabilir, izah edilebilir, denetlenebilir ve ulaşılabilir olmalı.
• Siyasi çizgisinde izah edilemez kırılmalar (söylem ve fikir ayrışması), olmamalı, öngörülebilir olmalı.
• Kendisi ve yakın çevresi, devlet işlerinden uzak olmalı. Nüfuz ticaretine asla bulaşmamış olmalı.
• Bireysel kaygılardan (rant, siyaset ve gelecek hesabı) uzak olmalı.
• Ekip ruhu ile hareket edebilmeli.
• Hata yaptığında bunu görebilmeli, özür dilemesini bilmeli ve bedel ödemeye hazır olmalı.
• Söylem ve polemik odaklı değil, eylem ve sonuç odaklı siyaset yapmalı.
• Rakiplerinin başarısızlığına endeksli değil, kendi başarılarına endeksli siyaset yapmalı.
• Siyasi nezaketi hiç terk etmemeli.
• Sabırlı, inançlı ve cesaretli olmalı.
• Standart donanımlara sahip olmalı.
• Türkiye şuuruna sahip olmalı. Geçmişe dair bilgisi, geleceğe dair vizyonu ve becerisi olmalı.
• Temennilerden değil, realitelerden hareket etmeli.
• Yeniliklere açık, reformist olmalı.
• Ülke ve bölge sorunlarına, uygulanabilir, gerçekçi çözümler üretebilmeli.
• Kendisine, partisine ve Türkiye’ye her konuda dürüst olmalı.
???
Çok şey istediğimi biliyorum.
Bu seçim sisteminde, bu siyasi partiler yasası ile bunun nerdeyse mümkün olmadığını da biliyorum.
Sadece bir hedef koydum ben.
Doğru ve olması gereken bir hedef.
Ne zaman gerçekleşir bilemem.
Ama sevgili okuyucularım, sandığa gittiğinizde lütfen bu satırları gözünüzün önüne getirin ve geleceğimize öyle karar verin.
İnanın, vereceğiniz her oyun çok büyük değeri var.
Emin olun ki, hepimizin ortak arzusu, daha güvenli, daha huzurlu, daha zengin ve daha güçlü bir Türkiye için, başka şansımız yok…