Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada; ‘Eğer, savaş gibi, operasyon gibi konuları, iç politikaya alet ederseniz bunlar daima felaket getirir. Türk tarihinde de vardır. 90 bine yakın memleket evladını biz Kafkasların, Erzurum'un, Kars'ın soğuk kışında nasıl heba ettik Allahüekber dağlarında, bunu tarihimiz yazar. Balkan Harbi'nde Osmanlı topraklarını nasıl kaybettik. Gerekirse savaş da yapılır, müdahale de edilir, her şey yapılır. Ama bunlar kararlı, çok soğukkanlı, çok büyük bir sorumluluk duygusu içerisinde ve çok dikkatli analizler ve bu işin uzmanları dediğimiz askerlerimizin tavsiyeleriyle yapılan işlerdir.’ dedi.

        Şüphesiz bu sözler, Sayın Gül tarafından, iyi niyetle söylenmiştir ve temelinde, ikazlar vardır.

        Ama, bir psikolojik analiz süzgecinden geçmeden, toplumsal yansımaları hesap edilmeden söylenmiş sözlerdir.

        Bir süre sonra unutulsa da, toplumun hafıza derinliklerinde izler bırakacaktır.

        Bir sınır ötesi harekat gündeme geldiğinde de, toplumsal hafıza kayıtlarında bu izler bulunacak ve harekatın hatalı yapılması, başarısız olması, giden askerlerimizin geri gelmemesi ve toprak kaybetmemiz gibi korkularla, yeniden canlanacaktır.

        ???

        Psikolojik savaş, bir devletin kendi amaçları ve çıkarları için diğer bir devlet üzerinde (bu en önemli ayrıntı) uyguladığı etkileme, sindirme, korkutma faaliyetleridir.

        Seçilen hedef kitleyi etkileyecek her türlü yol kullanılır ve kitlenin duygu, düşünce, tutum ve davranışları kendi amaçları doğrultusunda değiştirilmeye çalışılır.

        Eskiden, Türkiye’ye yönelik psikolojik operasyonları MGK değerlendirir, ona karşı alınması gereken önlemleri tespit edip uygulardı.

        Gerekirse de mukabil psikolojik yöntemler geliştirirdi.

        Artık böyle bir imkanımız yok.

        Çünkü son derece önemli bu milli yapıyı kendi ellerimizle tasfiye ettik.

        Ve Türkiye’yi, şiddeti giderek artan psikolojik saldırılar karşısında savunmasız bıraktık.

        AKPARTİ hükümetinin bana göre en büyük hatalarından biri de budur.

        ???

        Peki böyle bir yapı hala olsaydı ve profesyonelce çalışsaydı, Sayın Gül’ün bu sözleri üzerine neler yapardı?

        Önce bu yapının siyasal psikoloji uzmanları, tüm boyutları ile sözlerin analizini yapardı. Toplum üzerindeki etkilerini araştırırdı.

        En az hasarla atlatılacak yöntemleri geliştirir, uygular ve bunların sonuçlarını izlerdi.

        Örneğin, görsel medyada, bu sözlerin ardından, Kıbrıs barış harekatındaki kahramanlıklar, başarılar anlatılır, filmler gösterilirdi.

        Kuzey Irak’taki Kürtlerin günlük yaşamlarındaki zorluklar, sokaklarda bidonlarda satılan benzinlerin, kullandıkları elektriğin, marketlerindeki gıda maddelerinin bile, Türkiye’den gittiği gösterilirdi.

        Böylece, toplumun moral değerleri güçlendirilir, motivasyonu sağlanır, özgüveni tesis edilirdi.

        Kendi kendimize yaptığımız bu yıpratıcı psikolojik operasyonun etkileri en aza indirilirdi.

        ???

        İsrail, kendi halkına bunu sıklıkla uyguluyor.

        Gazze ve Batı Şeria’da yaptıkları saldırılardan sonra, öldürdükleri sivillerin görüntüleri yayınlanmaya başlayınca, hemen arşivlerinden 2. Dünya savaşındaki soykırım görüntülerini, filmlerini çıkartıp göstermeye başlıyorlar.

        Hafıza kayıtları tazelenen toplum, öldürülen Filistin’li sivillere acımak yerine, atalarının hatıralarına göz yaşı dökmeye başlıyor ve kendi yaşama hakları ve güvenlikleri için bunun doğal bir sonuç olduğuna inanıyor.

        ???

        Çinli savaşçı filozof Sun Tzu, tarihin bilinen en eski savaş tekniği kitabını yazmıştır.

        Sun Tzu, kitabının önemli bir kısmında, rakibin psikolojik olarak çökertilmesinden, düşmanların birbirine düşürülmesinden bahseder ve ‘Savaşmadan kazanmak en iyisidir.’ der.

        Çinliler, Orta Asya’da, Moğol ve Türklere karşı bunu çok iyi uyguladıkları için, bu kadar kalabalık bir millet haline gelebilmişlerdir.

        Moğollarda, Timur da bu yöntemi çok iyi kullanmıştır.

        Timur, (bugün ABD’nin yaptığı gibi) çok güçlü olduğuna, girdiği yeri yakıp yıkacağına, taş taş üstünde bırakmayacağına inandırmıştır rakiplerini.

        Ve savaşları, karşısındakinin üzerine saldığı korku ile kazanmıştır.

        Bugün, ortalama tarih bilgisi olan birine Timur’u sorsanız, aklına ilk gelen şey, her tarafı yakıp yıkan ordusudur. (Psikolojik savaş, nesiller boyu etkisini yitirmiyor.)

        Bu yöntemi ABD körfez savaşında çok iyi kullandı ve CNN gibi bir yayın kuruluşu ile savaşı naklen vererek, dünyaya korku salmaya çalıştı. (Geleceğe yatırım yaptı.)

        ???

        Osmanlı Devleti, psikolojik harekatları çok ahlaki ve sistematik yapmıştır.

        Tebası içindeki alim ve bilge kişileri, fethetmeyi planladığı yerlere çok önceden göndererek, halk arasında ‘Osmanlı tebası olursanız rahat edersiniz!’ kanaatini yaymıştır.

        Bizans halkı o nedenle, ‘Kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederim!’ demiş ve Fatih’i çiçeklerle karşılamıştır.

        Düşman yada dost topluluklarının duygularını, düşüncelerini, davranışlarını, yaşam tarzlarını, belli bir hedefi elde etmek için planlayarak değiştirmeye günümüzde beyaz propaganda deniyor.

        En etkili yöntem bu.

        Osmanlı’nın da aslında uyguladığı yöntem de bir çeşit beyaz propaganda.

        Dünyada, bugün için beyaz propagandayı en iyi kullanan ABD.

        Bunun için çok büyük bütçeler ayırmış.

        Temel felsefe, ‘Amerika’nın çok güçlü ve yenilmez olduğuna dünyayı inandırmak, Amerikan yaşam tarzını özendirmek, kimliksiz, ezik, özgüvenden yoksun, kendi değerleri ile kavgalı toplumlar oluşturup onları yönetmek!’

        ???

        Geçtiğimiz yıl Kerkük’te, meclis başkanını ziyaret etmiştim.

        Başkanın odasının duvarında bir harita asılıydı.

        Harita Türkiye’nin yarısını (sözde) Kürdistan olarak gösteriyordu.

        Toplantının sonunda, yerimden kalktım ve haritanın yanlış olduğunu, devlet dairelerinde bu haritaların asılamayacağını söyledim ve yere indirdim.

        Sonra da, ‘Bizdeki haritalarda Musul ve Kerkük misakı milli sınırlarında gösteriliyor, ben size onu göndereyim.’ dedim. (Bu arada; son zamanlarda pek çok yerde bölünmüş Türkiye haritalarının gösterilmesi de iyi planlanmış bir psikolojik operasyondur.)

        Ardından bir basın toplantısı yaptım ve bu olayı anlattım.

        Kekük’lü Türkler’in bu olaydan sonra yürüyüşleri değişmiş.

        Bir milletvekili gelip duvardan haritayı indirdiğine göre, Türkiye bizi her zaman korur ve kollar diye düşünmeye başlamışlar.

        ???

        Bir de gri propaganda var.

        Burada kaynak belli değildir.

        Rivayetler ve dedikodular dolaşır. Ama doğruluğu kanıtlanamaz.

        Sovyetler çökmeden yıllarca önce, başlatılan bu tür propaganda ile, hikayeler, rivayetler dilden dile dolaşmaya başladı. Bu süreç Sovyetler’in çökmesine kadar devam etti.

        CIA ve Mossad’ın en büyük başarısı, gri propagandadaki yeteneğidir.

        Haklarında inanılması güç efsaneleri bizzat kendileri üretir ve bunların kulaktan kulağa yayılmasını sağlarlar.

        Salınan korku ile, pek çok cephede üstünlüğü kolayca elde ederler.

        ???

        Siyah propagandada ise, kaynak bellidir ama başka kaynaklardan çıkıyor gibi gösterilir. Gizlilik esastır, hile, entrika, yalan, iftira, fitne ve sahte delil serbesttir.

        Burada amaç, nifak sokup karıştırmak ve zayıflatmaktır.

        Dış düşmana karşı kullanılır.

        ???

        Sayın Gül’ün (bana göre bilmeden sarf ettiği) bu sözlerinin hangi türe girdiğine karar veremedim.

        Sanırım dünyada bunun henüz bir karşılığı yok.

        (Harekattan önce, kendi halkının moral motivasyonunu örseleyen bir psikolojik metoda, olsa olsa, MOR PROPAGANDA denir…)

        Asırlardır kullanılan bu yöntemleri geliştireceği yerde, psikolojik operasyon merkezini tasfiye eden Türkiye, hem içeriden hem de dışarıdan gelecek saldırılara çok açık hale gelmiştir.

        Bu saldırılar, (kendi kendimize yaptığımız olumsuz propaganda da eklenince) Türkiye’nin direnç mekanizmalarını kolaylıkla kırabilir.

        Birilerinin oturup buna kafa yorması gerekmez mi?

        Konunun uzmanlarını yetiştirmesi gerekmez mi?

        Diğer Yazılar